GÖRÜNGÜBİLİM (FENOMENOLOJİ)

E-mail Print PDF

Fenomenoloji psikolog Brentano ile matematikçi Husserl ‘in çalışmalarına dayanır. Fenomenolojide “intentionalite” yani “seçimli yönelimlilik” kavramını geliştiren Brentano’dur.

Ona göre her bilinç edimi, yani “cogito” bir yönelimdir, seçimdir. Yani her bilinç ediminin bir nesnesi vardır. “Düşünüyorum” mutlaka “bir şeyi düşünüyorum” anlamına gelir. Düşünülen şey de aslında düşüncenin kendisinden başka bir şey olamaz. Çünkü “Masayı düşünüyorum” demek aslında “Gerçek masanın bilincimdeki korelatı ile iş görüyorum” demektir.

Mademki “cogito”nun nesnesi “ide” mahiyetindedir, o halde bir “cogito” bir başka “cogito”yu nesne edinebilir. “Bilinç edimimi” bir başka “bilinç edimimin” nesnesi kılabilirim, onu da bir başkasının. İşte bu anlayışta epistemolojik “özne-nesne” ikiliği ortadan kalkar.

Husserl bu yönde açık seçik bir bilgi bütünü elde edilebileceğinden hareket etti. Fenomenoloji görüngübilim olarak Türkçeye çevrilebilir ise de burada söz konusu olan “fenomen” in özgün anlamı üzerinde durmak gerek. Fenomenolojinin söz konusu ettiği “fenomen”ler “özsel” niteliktedir. “Özsel” in ne anlama geldiğini aşağıda açıklamaya çalışacağım. Fenomenoloji, “doğal tavır” ya da “tabii tavır” adını verdiği tavırdan tamamen farklı şekilde düşünmeye dayanır. “Doğal tavır” bizim günlük yaşamdaki tavrımızdır. Mesela günlük yaşamda masayı düşünürken sahiden de somut masa ile iş gördüğümüzü kabul ederiz. Oysa fenomenolojik tavırda nesneler artık, gerçek nesneler olmaktan çıkmış “ide”ler olarak ele alınmaktadır. Yani nesneler “doğal tavırda” olduğu gibi değil, birer bilinç fenomeni olarak bilinçte ortaya çıkmış nesneler olarak işlenirler.

Comments (0)Add Comment

Write comment

busy
 

Web Statistics