Filozof.net

Anasayfa

Mirim Çelebi Kimdir, Hayatı, Mîrim Çelebi'nin Eserleri

Mîrim Çelebi (ö. 931/1525) Osmanlı matematik ve astronomi âlimi.

Mîrim (Mîrem) Çelebi, Osmanlı döne­minde Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu'dan sonra yetişen en önemli matematikçi-astronomlardan biridir. Asıl adı Mahmud'dur. Kadızâde'nin oğlu olan dede­si Muhammed Semerkant'ta Ali Kuşçu'-nun kızıyla evlenmiş, fakat erken yaşta vefat etmişti. Mîrim Çelebi'nin babası Kutbüddin Muhammed, dedesi Ali Kuş­çu ile birlikte İstanbul'a gelerek bura­da Hocazâde Muslihuddin Efendi'nin kızıyla evlendi ve bu evlilikten Mîrim Çe­lebi doğdu. Kutbüddin Muhammed'in de Bursa Manastır Medresesi müderrisi iken oldukça genç yaşta ölmesi üzerine Mîrim Çelebi'yi dedesi Hocazâde yetiştirdi ve onun Sinan Paşa gibi âlimlerden ders almasını sağladı. Önceleri Gelibolu, Edir­ne, Bursa ve İstanbul medreselerinde müderrislik yapan Mîrim Çelebi, özellikle matematik ve astronomi alanında döne­minin en büyük otoritesi olduktan sonra II. Bayezid tarafından saraya davet edildi ve ona riyâziyyât okuttu. Yavuz Sultan Se­lim döneminde Anadolu kazaskerliğine getirildiyse de (925/1519) kısa bir süre sonra 100 akçe maaşla emekliye sevkedildi. Hayatının sonlarına doğru hacca gitti ve dönüşünde Edirne'ye yerleşti. Bu­rada vefat etti (931/1525) ve Tunca kıyı­sındaki Kasım Paşa Camii'nin hazîresine gömüldü.

Tarih ve edebiyat alanlarında da söz sahibi olan Mîrim Çelebi, ilmî zihniyet iti­bariyle dedeleri Kadızâde-i Rûmî ile Ali Kuşçu'nun temsilcisi oldukları Semerkant matematik-astronomi okulunun çizgisini takip ediyordu. Ancak özellikle optik (ilm-i menâzir) alanında yazdığı Risale fi'l-hûle ve kavsi kuzah adlı eserinde görüldüğü gibi ilmî yöntemde daha çok İbnü'l-Heysem'in riyâzî-tabiî ilimlerde uyguladığı sentez yöntemini (terkib) benimsemişti. Bu da onun, Kadızâde'nin saf riyazihendesî yönelimiyle Ali Kuşçu'nun kelâmî-riyâzî bakış açısını kısmen terkettiğini göstermektedir. Eserle­rinden anlaşıldığı üzere klasik İslâm kül­türündeki farklı ilmî tavırlardan haber­dar olan Mîrim Çelebi fizikçiler, matema­tikçiler ve kelâmcılarla İbnü'l-Heysem ve Kemâleddin el-Fârisî'nin yanında özellik­le İbn Sînâ ile Fahreddin er-Râzî'nin gö­rüşlerini olumlu veya olumsuz her anlam­da dikkate almış, bu arada hem kendi görüşlerini ve tercihlerini ortaya koymak­tan çekinmemiş, hem de matematik ilim­lerinin teknik ayrıntılarına özgün katkı­larda bulunmuştur. Mîrim Çelebi'nin gü­nümüze ulaşan eserleri çoğunlukla ast­ronomi, astroloji ve optik alanlarına ait­se de iyi bir matematikçi olması sebebiy­le incelediği konuları daima geniş şekilde matematik tahlillerle ele almıştır. Nite­kim Kadızâde'nin Şerhu'l-Mülahhaş ü Vmi'J-heye adlı eserinin "tedârîs [dün­yadaki en yüksek dağın yerkürenin çapına oranı] konusunu işleyen kısmını incelediği çalışmasında bu sorunu matematik yar­dımıyla çözmüştür.

Eserleri