Filozof.net

Anasayfa

Seyyid Nesimi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

Seyyid Nesimi ( Bağdat ?- Halep 1418) Türk şair ve mutasavvıfı.

Yaşamı

Seyyid İmâdeddin Nesimi, Bağdat civarında Nesim nahiyesinde dünyaya geldiği için Nesimi mahlâsını alan 14.yy.Azeri sahasının sûfî şairlerinden biridir. Hurufîliğin kurucusu Fazlullah Hurûfi'nin iki halifesinden biri olan Nesimî'nin doğum ve ölüm tarihi hakkmdaki bilgiler menkıbelerdeki rivayetlerden öteye gitmemektedir. Bilindiği kadarıyla. Şeyh Şibli'nin dervişlerinden olup daha sonra Fazlullah Hurûfi'ye intisab eder. Sultan Murad-ı Hüdâvendigâr zamanında büyük bir ihtimalle Hurufilik propagandası yapmak için, Anadolu'ya gelir. Başka bir rivayete göre; Sun'ullah Gaybî Sohbetnâme adlı eserinde, Nesimî'nin Anadolu'ya gelince doğruca Ankara'da Hacı Bayram Velî'ye başvurduğunu ve kabul görmediğini naklederek, daha sonra başına gelen fecî hadisenin bu gönül kırgınlığından meydana geldiğini söyler.

Nesimi Anadolu gezisinden sonra Halep’e döndü. Diğer Hurufi büyükleri gibi, kâinatı harflerden ibaret gören Nesimi de, inanıp duyduklarını ve gördüklerini samimi bir dille ifade etmekten sakınmayan çoşkun bir ruhla ifade ettiği düşünceleri ve yazdığı şiirlerle büyük tepki aldı. Fikirleri şeriata aykırı görüldüğü için hocalar kendisini şikâyet ettiler. Nesimi, tüm bunlara aldırmadan, Hallac-ı Mansur’un “Enel Hak-Ben Hakkım” sözü doğrultusunda görüşler ileri sürüyor, “Mansur Enel Hak söyledi, Haktır sözü. Hak söyledi” gibi şiirler yazıyordu. İslâm şeriatına göre küfür olarak yorumlanan bu şiir ve düşünceleri yüzünden Sultan Berkukoğlu Nasirüddin Ferc'in emri ile Halep Naibi Yaş Beg tarafından hapsedildi. Uzun süre hapiste kaldıktan sonra derisi yüzülerek öldürüldü.

Bu fecî ölümden sonra çevresinde birçok menkıbe uydurulan Nesimî'nin şöhreti kısa sürede bütün Azerbaycan ve Doğu Anadolu'ya yayılarak şiirleri halkın hafızasında nakşedilir.

Nesimi, bilhassa Anadolu'da daha çok Bektaşilerle vahdet-i vücûd inancını benimseyen sufîler arasında büyük bir sûfi kabul edilmiş hayatı hakkında birçok efsane ve menkıbe uydurulmuştur. Bunların arasında, onun yüzülen derisini sırtına alıp Haleb'in on iki kapısından çıkmak suretiyle sırra karıştığı menkıbesi de vardır.

Edebi Kişiliği

Nesimi, Bektaşiler’in “en büyük” dedikleri 7 şairden biridir. Hurufilik onun ününden de yararlanarak hızla gelişmiştir. Bektaşiler ve Bayrami Melamileri üzerinde çok etkili olmuştur. Şiirlerinin bir kısmı bestelenerek Anadolu'daki Bektaş'ı tekkelerinde asırlarca okunmuş ve Türk halkı tarafından benimsenmiştir. Bilhassa tasavvufun en güç meselelerinden biri olan vahdet-i vücud meselesini en küçük bir yapmacığa düşmeden şiirlerinde işleyen şâir, çağının klâsik şiir dilini de başarılı bir şekilde kullanmıştır. Şiir açısından eleştirmenler de kendisini büyük bir şair olarak görürler. Tek başına tüm Alevi-Bektaşi edebiyatına tesir etmiş, sadece içeriği ile değil, söyleyiş tarzı ile de onun şiirleri halkla tasavvuf arasında bir köprü olmuştur.

Ruh coşkunluğu, ataklığı üstün şiiri ve çarpıcı fikirleri ile çağlan etkileyen Nesimi ölüm biçimi nedeniyle de efsanelere, hikâyelere konu olmuş, bazı tarikat mensuplarınca şehit sayılmıştır.

Nesimi, şiirlerinde Hurufiliğin dünya ve Tanrı görüşünü derinliğine işlemiştir (bk. Hurüfilik).

Nesimi, ibadet ye Tanrı arasındaki ilişkiyi, ibadetin Tanrı sevgisi karşısındaki yerini belirten bir şiirinde şu beytiyle hemen hemen tüm felsefesini açıklamaktadır:

Gel gel beri kİ savm-ı sâlâtın kazası var.
Sensiz geçen zamanı hayalın kazası yok.

Türkçe şiirlerinin yer aldığı Divan'ı eski harflerle Türkiye ve Azerbaycan'da birçok defa basılmıştır.