Dickens bu düşünce sistemini ilginç bir roman malzemesine dönüştürerek büyük bir okur kitlesine okutmayı da ustalıkla başardı. Her sınıf ve düzeyden okuyucunun ilgisini çeken romanları, kendinden önceki Ingiliz roman geleneğinin başlıca temsilcilerinin özelliklerini, Defoe’nun toplumsal gerçekçiliğini, Fielding’in mizah ve tipleme ustalığım, Ricbardson’uıı ahlaki duyarlığını birleştirir. Kendi çağını ise özgün bir duyarlılıkla yansıtır.

Bu duyarlık 19. yy’ın kent yaşamını bütün gerçekliği ve yabancılığıyla yakalamaktır. Yazarın büyük kent tutkusu çağma duyduğu romantik-gerçekçi bir tutkudur. Bu tutku yalnız Dickens’da değil, 19.yy’ın başka iki büyük Romantik-Gerçekçi yazarında, Balzac ve Dostoyevski’de de görülür. Romantik-Gerçekçilik sıradan olanın şiirselliğini bir sanat i malzemesine dönüştürme çabasıdır. Bunun için doğruları bilen, yanlışları gören ve yargılayan, günlük yaşamın gerisindeki gizemi anlayan ve anlatmayı görev bilen yazarlar gereklidir. Sıradan bir insan yazarın gördüğü aşkın gerçekliği göremese de, yazar, bu gerçekliği yakalayıp yazmaktan vazgeçemez. Dickens da kendini böyle bir yazar olarak görür ve yazarlık işlevini de görünmeyen gerçekleri görünür hale getirmek olarak tanımlar.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net