Filozof.net

Taberi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

TABERÎ (839-923)

Arap, tarihçi. Yazdığı genel dünya tarihiyle tanınmıştır.

Taberistan’ın Amul kentinde doğdu, Bağdat’ta öldü. Asıl adı Ebu Câfer Muhammed b.Cerir’dir. Babası Cerir b. Yezid, bilime, araştırmaya düşkün, varlıklı bir kişiydi. Taberî, yedi yaşındayken Kuran’ı ezberledi. Din bilimlerini babasından ve Amul kentinin bilginlerinden öğrendi. 855’e doğru Bağdat’a gitti. Burada kaldığı süre boyunca, Hanbelî öğretisinin öteki öncülerinden geniş biçimde yararlandı. Bu mezhebi benimsedi. Bir yandan da Arap dili ve edebiyatına ilgi duydu. Hadis biliminde ilerleme düşüncesiyle 865’ten sonra Ortadoğu’da uzun geziler yaptı. Önemli İslam merkezlerinde belirli süreler kalarak Hadis bilginleri ile tanıştı. 867’de Mısır’a gitti. İki yıl sonra Bağdat’a döndü. Mısır-Bağdat arasındaki gidiş gelişlerini 877’ye dek birkaç kez yineledi. Bu gezileri, Hadis ve tarih nakilcilerinin birbirini tutmayan anlatım ve aktarmalarım karşılaştırma amacına yönelikti. Çalışmaları kısa zamanda duyuldu ve henüz otuz yaşlarında iken en büyük İslam bilginlerinden sayılmaya başlandı.

877’de Bağdat’a yerleşti. On yıl boyunca, önce Hanbelî sonra Şafi mezhebleri arasında bocaladıktan sonra yeni bir mezhep geliştirmeye yöneldi. Taberî, daha çok ibadet ve uygulamaya dayalı birtakım yeniliklerden yanaydı. Bu konuda kendisini destekleyenler, yerleştirmeye çalıştığı öğretisine babasının adından dolayı “Ceririye” adını verdiler. Taberî ilke olarak; Hadis alanında hayranlık duyduğu ve otorite saydığı İmam Hanbel’in, fıkıhdaki (İslam hukuku) yetersizliğini öne sürmekteydi. Bu nedenle de Hanbe-lilik’in kimi kurallarına karşı çıktı. Bu mezhebin fdadis’e ve tefsire dayalı önemli uygulamalarının yanlış olduğunulkanıtlamaya çaba gösterdi. Çok uzun araştırmalara dayalı bulgu ve kanıtları, Hanbelilik’in Bağdat’daki yandaşlarınca şiddetli tepki gördü. Râfi-zilik’le suçlanması, ölüm tehdidi gibi nedenlerle toplumdan uzaklaşmayı yeğleyen Taberî, 880’den sonraki yaşamını salt yazmakla geçirdi. Bu uğraşısını ölümüne dek aralıksız kırk yıldan fazla sürdürdü.