Sayfa 6 / 6
Müslümanlar arasındaki Hermetik düşüncelerin tarihini tesbite çalışanlar, bir bakıma ilkmüslüman Hermesçi'nin Emevî Emîri Hâlid b. Yezîd b. Muâviye olduğunu, Ca'fer es-Sâdık ile bu düşünce tarzının daha geliştiğini, talebesi Câbir b. Hay-yân ile de zirveye ulaştığını söylerler. Hâlid b. Yezîd'e on beş kadar telif ve tercüme eser isnat edilir. Bunların içinde en önemlileri Firdevsü'l-hikme, Kaşo'id fi'1-kîmyâ', Vaşiyyetün li-veledih'tk. Ca'fer es-Sâdık'a bu konuda nisbet edilen eserler arasında ise Risâletü 'l-vesâyâ ve'I-füşûi, Risale fi'1-kîmyâ3, TŞehâbeddin es-Sühreverdî, İşrâki felsefenin özünü oluşturan "nur fetsefesfni anlatırken kendisinin yeni bir şey söylediği iddiasında değildir. Çünkü ona göre bu ilmin unsurları yani hikmet, Tanrı tarafından insanlara Peygamber İdrisya da Hermes vasıtasıyla açıklanmıştı. Bu hikmet daha sonra iki kola ayrıldı; birincisi İran'a, ikincisi Mısır'a yayılıp buradan eski Yunan'a geçti; bu iki kanaldan da (Yunan ve Pers) İslâm medeniyetine girdi. Sühreverdî bir de kendi şahsî düşünce silsilesini verir. Ona göre bu hikmet geleneği kendisine Hermes, Agathedemon, Asklepios, Pisagor, Empedokles. Eflâtun. Zünnûn-i Misrî ve Seril et-Tüsterî yoluyla ulaşmıştır {Hikmetü'l-İşrâk, s. 12). Molla Sadra da Sühreverdî gibi Âdem'den İbrahim'e, Yunanlılar'a, filozoflara ve İslâm sûfîlerine kadar kopmayan bir silsile ile aktarılan gerçeğin birliğine inanır ve dünyanın her yerine yayılan hikmetin kaynağının Şît ile Hermes olduğunu söyler. Endülüslü düşünür İbn Sebln'in felsefesinde de silsile yine Hermes'e kadar çıkarılmaktadır. İbn Seb'în Büddü'l-ıârif'te (2. levha) Allah Teâlâ'dan. ilk devirlerde Her-mes'in remzettiği hikmetin yeniden inşasında kendisine yardımcı olmasını ister. Yine bir başka yerde (ResâV, s. 162-163) kendisinin Meşşâîler'den daha eski bilgilere sahip bulunduğunu, çünkü bu bilgilerin ilk zamanlarda Hermes'in remzettiği hikmet olduğunu belirtir.
Abdurrahman Bedevî, Gazzâlî'nin İh-yâ'ü 'uiûmi'd-dfn'İnde "Kitâbü'l-Murâ-kabe ve'1-muhâsebe" bölümünün Hermes'e atfedilen Zecrü 'n-nefs adlı kitapla gerek üslûp gerekse yapı bakımından büyük benzerlikler taşıdığını ileri sürmektedir. Sûfî düşünürlerden Zünnûn-i Mısrî. Süfyân es-Sevrî, Cüneyd-i Bağdadî, Hallâc-ı Mansûr gibi kişilere de Hermetik türden bazı eserler izafe edilir. Afîfî'-ye göre, bütün müsiüman düşünürler içerisinde hepsinden fazla Hermetik motifler taşıyan kişi İbnü'l-Arabfdir. Afîfî, onun görüşleriyle Hermesçi düşünce arasında önemli paralellikler kurarken "amâ, ne-fes-i rahmânî, nur, zulmet, su, ilâhî kelime, semavî eflâke ve onların ötesine ruhanî mi'rac, el-hadretü'1-ilâhiyye" kavramlarının benzerlerini Hermetik külliyatta bulmanın mümkün olduğunu söyler. T. Burckhard da, "Hermesçiliğe yeni bir ruhanî eksen veren, daha doğrusu onu son dönem Grek natüralizminin boğmasından kurtararak orijinal yapısını tam manasıyla yeniden kuran hareket, İslâm inancının bâtınî tefsiri olan vahdet-i vü-cûd doktrinidir" diyerek bir bakıma Afî-fTyi destekler.
TDV İslâm Ansiklopedisi