Deney İçerikleri

Deney içerikleri, modem felsefenin evrimi boyunca değişik adlarla anılmıştır. Deneysel bilginin kaynağı olan algı verileri, ya da ilk girdileri, deney içeriklerim oluşturur. Bu kavram, 16. yy’da duyum ve algı arasında önemli bir ayrım gözetmeksizin “ide” sözcüğüyle karşılanmıştır.

17.    ve 18. yy’larda da kullanımı sürdürülen “ide”, deney içeriklerinin yanı sıra, başka düşünsel içerikleri, örneğin, kavramları ve bellek, imgelem, istek, inanç vb anlak (insanın anlayış gücü) işlevlerinin içerdiklerini de kapsamıştır. Ancak, modem felsefedeki “ide” kavramı Platon’daki “idealform” kavramından çok farklıdır. Platon’da nesnel bir gerçeklik olarak görülen idealar, Descartes, Locke ve Berkeley’de özneldir ve anlık içinde sınırlıdır. Deney içeriklerini başka anlıksal içeriklerden belirgin olarak ayıran ilk terim Hume’un idelerden ayırt ettiği etkilenimlerdir. “Algılamak” sözcüğü Hume öncesi deneyci gelenek içinde düşünmek ve kavramak anlamlarına da gelmiştir. Modem felsefenin Kant’a değin süren dönemi içinde, deney içerikleri, anlıkta oluşan fakat anlığın dışındaki bir nedenin (dış dünya, Tanrı) etkileri olarak anlaşılmış, iç tutarlılık ve düzenlerini de aynı dış nedenin sağladığı düşünülmüştür. Kant’ın çizdiği önemli bir ayrım, duyumu algıdan bağımsız olarak kavrayabilmeye olanak verir. Deneyin verisi (ya da “özdeği”) bir dış nedenin anlığımız üzerindeki etkisidir. Ancak bu içrek bir düzenlilik taşımaz, karmaşık bir çeşitliliktir. Bu anlamdaki duyum, anlığın kimi kalıplarının üzerine uygulanmasıyla biçim (form) kazanır. Kant’a göre, algıda bulunup saf duyumda bulunmayan düzenlilik ve iç tutarlılık deneye anlıkta katılan biçimsel girdiler sayesindedir.

18.yy’da Condillac’ın felsefesini temellendiren “duyum” (sensation) sözcüğü 19. yy’da Mili’in  de etkisiyle daha yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır.

Mach ve Avenarius’daki “arı deney” kavramı da benzer bir anlamda deney içeriklerini dile getirir. 20. yy başında Russell ve Moore ’un ortaya attıkları “duyu verileri” kavramı deney içeriklerini anlıktan bağımsız, ancak fiziksel de olmayan “nötr” bir kategori olarak değerlendirme çabası sonucunda doğmuştur. Buna göre, nesneleri değil, duyu verilerini algılarız. 20. yy’ın ortalarında böyle bir kategorinin sorunlara ışık tutmak yerine yapay güçlüklere neden olduğu düşüncesi giderek yaygınlık kazanmıştır. Benzer nedenlerle Viyana çevresi Yeni-Pozitivizm’in görüngüsel bir ontolojiyi üzerine kurmaya çalıştığı “temel deney içerikleri” kavramı da bugün için daha az yandaş bulmaktadır. Konu üzerindeki çağdaş tartışma deney içeriklerini bütünüyle yadsıma eğiliminde olan saf gerçekçilik akımı ile “duyu deneylerini” fiziksel bir dış dünyanın anlığımızdaki etkileri olarak yorumlayan tasarımcı gerçekçilik arasında sürmektedir.

Deney içerikleri dendiğinde algıyla nitelenen dış deneyin yanı sıra iç deney de anlaşılır. İç deney, korku, ağn, kaşıntı gibi algıdan bağımsız ve daha öznel deneyleri kapsar.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net