Seçme

Hıristiyan felsefesinde, yaratılış olayından sonra, Adem ile Havva’nın işledikleri ''suç”tan bütün insan soyunun sorumlu sayılması bir “düşüş” olarak nitelenmiştir. Bu olayla ilgili olarak iki ayn görüş ileri sürülmüştür. Biri, insanın elinde olmayan, kendi istencine dayanmayan bir eylemden dolayı suçlu sayılmasının gereksizliği, öteki de bir yazgı sonucu olan “suç”tan kurtulmanın olanaksızlığıdır. Birinci görüşü savunanlar özgür istenç yanlılandır. Onlara göre ancak istençten kaynaklanan bir eylemin suç sayılıp sayılmaması söz konusudur, istenç ise bireyde, iyi ile kötüden birini seçme niteliğini taşır. Seçme yeteneğinden yoksun olan ya da başkalannın seçtiklerine başeğme gereğinde kalan, ayn bir seçeneği bulunmayan kimsenin suçlu sayılması “tanrısal adalete” aykırıdır. insan bir istenç varlığı ise suçluluğu ya da suçsuzluğu istencinden doğan eylemlerle bağlantılı olmalıdır.

Yazgı olayını savunanlara göre ise insan soyu Adem ile Havva’dan türediğine, onlar da suç işlediklerine göre, onlann torunlan olan bütün bireyler tannsal yargı gereği suçludur. Ancak, Tanrı yüce bir yargıç olduğundan, onda sevgi, erdem, doğruluk, kayırma, bağışlama gibi üstün özellikler bulunduğundan, insanlan suçtan kurtarmak için Isa’yı görevlendirmiş, Isa da çekilmez acılara, sıkıntılara katlanarak kendini bütün insanlara adamıştır. Isa Tanrı’nın oğludur, “kutsal ruh”la donatılmıştır, bu nedenle Tanrı-Ruh-Oğul üçlemesiyle ortaya çıkan “bütün” ün içindedir. Onun gelişi, gene yazgı gereği insanlığın kurtuluşu içindir.
Baader, kendinden önce gelen birçok tannbilimcinin yazgı veya birey istenci gereği doğmuş bir suç olarak baktığı bu soruna, insanın tarihi açısından yaklaşmış, konuyu insanın özgür istencinin varlık sınırlan içinde ele almıştır. Baader’e göre insan, iyi ile kötü gibi iki karşıt olay önünde, özgür istencini kullanarak kötüyü seçti, eşit koşullar altında iyiyi de seçebilirdi. Bu nedenle olaya yalnız yazgı açısından bakıl-mamalıdır. Baader’m üzerinde durduğu sorun, daha önceleri tannbilim dışında kalan bilimler-ce, özellikle hukuk felsefesince de ele alınmış, suç olayının oluşmasında özgür istencin varlığından kaynaklanan “seçme”, temel neden olarak ortaya konulmuştu. Kişi, istenci dışında kalan eylemlerden dolayı suçlu olamaz, ancak iki seçenekten biriyle karşılaştığında hangisini seçerse ona uygun bir sonuçla karşılaşır. İstenci, belleği sağlıklı olan bir kimsenin bütün eylemleri, girişimleri, ister iyi, ister kötü sonuç versin, özgür bir seçmeden kaynaklanır.

Seçme, bir istenç başansı olarak, bütün tektanrıcı dinlerde, özellikle İslamlik’ta geniş bir yer tutar. Aristoteles ve Platon’un düşüncelerini yorumlayan İslam bilgelerinin çoğunda, felsefe ile dini uzlaştırma çabalanmn ardında, kişinin özgür istenci, suçun oluşmasındaki temel nedenler ve seçme başlıca sorunlardır. Fıkıh adı verilen İslam hukuku da istenç ürünü olan seçmeye dayanır. Kimi hukuk felsefecileri de seçmeyi bir yargı (karar) diye yorumlar. Onlara göre iyi ile kötüden birini seçme, kendi kendine “karar verme”dir; dolayısıyla istenç sonucudur.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net