Anlık Felsefesinde Koşutçuluk

İkicilik, anlık ve gövdeyi, birbirine indirgenemeyen ve birbirinden bütünüyle bağımsız iki varlık olarak görür. Buna göre, İkicilik’in açıklaması gereken başlıca sorun, bu iki varlık türü arasında görülen ilişkinin nasıl olanaklı olduğudur. Örneğin uykudaki bir insan, yanı başındaki çalar saatin sesine uyandığında, fiziksel bir olay olan zilin çalması, anlıksal olaylara, yani ses duymaya ve uyanmaya ya da bilinci yeniden kazanmaya neden olmuş gibi görünür. Aynı insan saatin sesini kesmek için uzandığında ise, anlıksal bir olgu olan istencinin, fiziksel bir olaya, yani kolunu uzatmasına neden olduğu söylenir. Anlık ile gövde arasındaki ilişkiyi böylece, göründüğü gibi yorumlayan ikici açıklamaya Etkileşimcilik denir. Descartes’ın ortaya attığı bu görüş açısından anlık ve gövde birbirlerini nedensel olarak etkileyebilir.

17. yy’de Etkileşimcilik’i yadsıyan kimi filozoflar İkicilik’i, koşutçu bir açıklamayla birleştirmeye çalışmışlardır. Koşutçuluk, anlık ve gövde arasında hiçbir nedensel ilişki olamayacağını öne sürer. Bu görüşe göre anlık ile gövde arasındaymış gibi görünen nedensel ilişki, gerçekte ya hiç söz konusu değildir, ya da başka alanlarda geçerlidir. Koşutçuluk açısından an-lıksal olaylar başka anlıksal olaylara; gövdesel, ya da fiziksel olaylar ise başka fiziksel olaylara neden olabilir, ancak bu varlık alanları arasında nedensel ilişki söz konusu olamaz. Anlık ve gövde arasında nedensel ilişki gibi görüneni açıklayış biçimlerine göre, üç ayrı koşutçu kuramdan söz edilebilir: Bunlardan ilki Male-branche’mkidir. Malebranche’a göre gerçek neden ile araneden (causa occasionales) ayırt edilmelidir. Örneğin insanın kolunu uzatmayı istemesi kolunun ileri uzanmasının gerçek nedeni değil, yalnızca aranedeni, ya da “vesilesidir”. Bu istek Tanrı’nm kolu devindirmesine “vesile” olur. Kolun deviminin gerçek nedeni ise Tanrı ’ dır. istek ile devimin koşut görünmeleri, aralarında doğrudan bir nedensel bağıntıdan ötürü değil, isteğin Tann’mn kolu devindirmesine araneden olmasındandır. Böylece, anlık ile gövdenin birlikte işleyişleri Tann’nm sürekli araya girişiyle olanak kazanır.

Geulincx’in koşutçu açıklaması, anlıksal ile gövdesel olaylar arasındaki her eşleşmede Tanrı ’ nvn bir türden olay üzerine öbür türden bir olayı meydana getirdiğini öne sürmez. Gerçek neden yine Tanrı’dır; ancak Tanrı, anlıksal ve gövdesel olayların birlikte yer almalarını sağla-yankimi yasalar koymuştur; bu koyduğu yasalara kendi de uyar. Tanrı, tüm insanların istençlerini önden bildiği için, koyduğu yasaları da bu bilgiye göre tasarlamıştır, işte bu nedenle o, gerçek neden olarak yasaya uyduğu her durumda, sanki anlıkla gövde arasında nedensel etkileşim varmış gibi görünür. Bu görüş üçüncü koşutçu kuram olan Leibniz’in açıklamasını etkilemiştir. Leibniz, artık Tanrı’yı anlık-gövde eşleşmelerine doğrudan karıştırmaz. Bir başka deyişle, Aranedencilik’i benimsemez. Geulinac’ in kullandığı saat örneğini daha değişik bir yönde yorumlar. Leibniz’e göre, anlık ve gövde, doğaları gereği varlıklarını koşut bir biçimde sürdürürler. Tanrı, başlangıçtan, onların doğalarını uyumlu olarak yaratmıştır. Anlık ile gövde arasındaki koşutluk bu önden kurulmuş uyum yüzündendir. Anlık ile gövde, doğaları gereği aralarındaki uyumu sürdürürken böylece Tann’nın istencini yerine getirmektedirler.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net