Bilim Felsefesinde Olumlama Sorunu

Olumlamayı (confirmation) doğrulamadan (verification) özenle ayırt etmek gerekir. Herhangi bir şeyi, örneğin bir önermeyi doğrulamak onun doğru olduğunu göstermek, tanıtlamaktır. Bu durumlarda bu önermenin deneysel veri, ya da gözlemce doğrulandığından söz edilir. Oysa bir önerme, kuram veya açıklamanın olumlanması, onun doğru olması olanağının güçlü olduğunu, bir başka deyişle, olasılığının yüksek olduğunun saptanmasıdır. Bu açıdan, olumlamak, doğrulamaya göre, pekinliği daha düşük bir bilimsel destek sağlamaktır. Ancak, temeli tümevarıma dayanan yasa ve genellemelerin ve bu yasaların içinde yer aldığı bilimsel açıklamaların tam anlamıyla doğrulanması deneysel açıdan çoğu kez olanaksızdır. Bu bağlamlarda ulaşılabilecek pekinlik düzeyi olumlama ile sınırlı kalır. Olumlamanın olasılık ve tümevarımla arasında yakın bir ilişki vardır. Belirli bir hipoteze bir olasılık bağlamak onu olumlamaktır. Olumlamaya ilişkin sorunlar, bir hipotezi daha olası kılan yöntemlere değgindir. Bir bilimsel hipotezi olumlamak ise, bir yöntem olarak, onu daha olası kılmaktır. Bu da tümevarımın dayandığı temeli zenginleştirmekle ilgilidir.

Olumlamanın karşıtı bir yöntem olan olumlamama (disconfirmation) yine bilimsel doğrulama sorunu ile ilgilidir ve Duhem tarafından ortaya atılmıştır. Olumlama ile ilgili sorunlar üzerinde çalışarak katkıda bulunmuş düşünürler arasında, Hempel, Carnap, Popper’ ve Goodman sayılabilir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net