Lâedriyye. İnsan aklının Tanrı ve evren hakkındaki mutlak gerçeği bilemeyeceğini ileri süren felsefî akım, agnostisizm.

Arapça'da "bilmiyorum" anlamına ge­len lâedri fiilinden türetilmiştir. Terim olarak ilk ortaya çıkışı klasik İslâm dü­şünce geleneği içinde, özellikle kelâmcıların sofistler hakkındaki değerlendirme ve eleştirileri çerçevesinde gerçekleşmiş daha sonra modern müslüman müellifler tarafından XIX. yüzyıl Batı felsefesinde benimsenen agnostisizme karşılık olarak kullanıl­mıştır. Yine modern kullanımda irfâniyye şeklinde ifade edilen gnostisizmin karşıtı olarak lâirfâniyyenin daha uygun olacağı ileri sürülmüştür.Türkçe'de bilinmezcilik şeklinde karşılanan agnostisizm, XIX. yüzyılın ikinci yarısı boyunca bir Tanrı'nin var olup olmadığının bilinemeyeceği iddi­ası etrafındaki görüşleri ifade etmek üze­re yaygınlık kazanmıştır.

Sokrat öncesi filozofların tabiat araştır­maları sonrasında ortaya çıkan sofistler, kanıtlanmış bilgiye ulaşmak yerine bir id­dia konusunda muhatabı ikna sanatı ola­rak retoriği felsefî eğitimin esası kabul etmiş, bu yöndeki etkinlikleri bilginin im­kânı ve değeri konusunda agnostik, sep­tik ve relativist eğilimleri beslemiştir. So­fistlerden Protagoras, agnostisizmin te­mel yaklaşımını belirgin biçimde ortaya koyan bir filozoftur. Protagoras insanın her şeyin ölçütü olduğunu ileri sürmüş, bu görüş, algı yahut inançlardan bağım­sız sabit bir gerçeklik olmadığı biçimin­deki bir ana fikre dayandığı için gerçeğin bilgisinin de mümkün olmadığı şeklinde bir sonuç doğurmuştur. Protagoras'a göre ölçüt özne olunca insanın bilgi ve İnanç­larını belirleyen sabit bir gerçeklik ilkesi söz konusu olmayıp aksine insanın algı, duygu ve zanları dış dünyanın gerçekliği­ni belirlemektedir. Dolayısıyla gerçek her­kese göre başkadır ve her bir görüş diğe­rinden daha doğru yahut daha yanlış de­ğildir. Protagoras, tanrıların varlığı ve mahiyeti konusunda bilgi edinmenin insanın gücünü aştığı görüşündedir. Sofistler arasında Protagoras gibi sübjektivist ve agnostik veya Gorgias gibi septik filozofların yanın­da Diagoras, Prodicus ve Critias gibi ate­istler ve Antisthenes gibi monoteistler de vardır. Ancak septik, agnostik ve sübjektivist-relativist olanlarının İslâm'ın klasik çağında ortaya konan Sûfestâiyye tasniflerine karşılık geldiği söylenebilir.