Yahudi Felsefesi

Düşünce tarihinde, felsefeyi belli bir ulusun inançlarından kaynaklandırma anlayışı tektan-ncı dinlerin ortaya çıkışından sonra başlamış, bu konuda İbrani dinini temel alan ilk düşünür de Philon olmuştur. Arıadolu-Yunan felsefesi, önce deney ve gözleme, sonra us ilkelerine dayandığından, din özel bir çözümü gerektiren sorun olmaktan çıkmış, ilk doğacı filozoflarca ilgi alanı dışına atılmıştı. Pythagoras ve Platon felsefesiyle, Trakya’da doğan Orpheus inançlarım çoktanncı dinlerle uzlaştırmaya çalışanlar olmuşsa da bilimsel ve usçu öğretilerin gelişmesi bu girişimin etkisini azaltmıştı. İS l.yy’da, Philon’un, Hz. Musa’nın* getirdiği görüşten esinlenerek İbrani dinini felsefenin temeli durumuna getirmesi, Hıristiyanlık’tan kaynaklanan yeni bir din öğretisinin doğmasına yol açmıştır. Yalnız Hz. Musa’nın önerdiği inançlara bağlanan, Incil’i onun bir ürünü sayan bu düşünce akımı, sonraları Yahudi felsefesi adıyla yayılmıştır. Bu felsefenin odağını evrensel din değil, yalnız İbrani toplumuna seslenen, Tann’yı yalnız “İbrani Tanrısı” olarak gören anlayış oluşturur. Yer yer Incil’e başvurmasına karşılık, evrensel bir içerikten uzak kalmayı yeğleyen Yahudi öğretisi, sonraki yüzyıllarda, biçim değiştirerek, ilkin Hıristiyanlık’m, sonra Müslümanlık’ın geliştirdiği düşünceyi beslemiştir. Platon’u peygamber HzMusa’nın bir ardılı sayan Philon, sonraki dönemlerde, evrensel Tanrı kavramı çevresinde gelişen tannbilimin öncüsü sayılmış, özellikle Yeni-Platonculuk’un biçimlendirdiği görüşe olanak sağlamıştır.

Yahudi felsefesi, belli bir topluluğun görüşünü yansıtma bakımından, yöresel tanrıbilim öğretilerinin kaynağıdır. Hıristiyan düşüncesinin, kendi dışında kalan öğretileri geçersiz sayması, İslam tannbiliminin Kuran ve Hadis’ten başka gerçek tanımaması bu yüzdendir. Bu felsefe yalnız tannbilimin doğmasına olanak sağlamakla kalmamış, özellikle İslam ülkelerinde, Yeni-Platonculuk’tan beslenen tasavvuf akımının da gelişmesine yardımcı olmuştur. Bütün nesneleri tanrısal varlığın bir “görünüş”ü, Platon’un “idea”lannı Tanrı düşüncesinin ürünleri ya da söz (logos-kelâm) diye niteleyen Yahudi felsefesi, tasavvuf anlayışında “yalnız Tanrı gerçektir, bütün varlık türleri onun birer görünüşüdür” düşüncesine öncülük etmiştir. Tanrı Bir’dir, “Çokluk” olan nesneler evreni bir “görünüştür inancından yola çıkan tasavvuf, Yahudi felsefesinin İslam inançlarına göre yeni bir yorumunu geliştirmiştir. Onun Varlık Birliği (vahdet-i vücud) kuramı ile Philon’un “yalnız Tanrı gerçektir” kanısı özdeştir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi