Hazcılık (Hedonizm)

Yaşamak, bütün isteklerin, dileklerin, eğilimlerin doyurulmasından doğan bir mutluluğu gerektirir; yaşamın ereği de bunu sağlamaktır, insana gerçeği bildiren, çevresini, evreni tanımasını sağlayan bütün verilerin kaynağı duyulardır. Bu nedenle duyuların gereksinmelerini eksiksiz yerine getirmeye çalışmak gerekir, isteklerin yerine getirilmesine, gönül çektiğince yaşanmaya uygun olmayan bir yaşam boştur, yüktür, üzüntü kaynağıdır. Yaşamak mutlu olmaktır.

Aristippos, yaşamın ereğini "hedone" kavramıyla açıklamıştır. Bu kavram mutluluğu duyguların doyurulmasında, istendiği gibi yaşamada, isteklere, tutkulara, eğilimlere karşı çıkan bütün görüşlerin bir yana atılmasında bulur. Mutluluk yaşama sınırlar koymak, geleneklerin-görenek-lerin baskısı altında kalarak başkalarının buyruğunu yerine getirmek, birey istencini toplumun egemenliğine bırakmak değildir. Yaşamak istenç özgürlüğüdür, davranış bağımsızlığıdır, kendi kendini doyurmaktır, bütün sıkıcı, üzücü engelleri aşmaktır.

Aristippos'un yeni bir yorumdan geçirerek bir felsefe akımı niteliği kazandırdığı "hedone" kavramı Doğu-Batı düşüncesinde yüzyıllar boyunca tartışılmış, değişik görüşlerin ortaya atılmasına, yeni bir ahlak anlayışının biçimlenmesine yol açmıştır. Hedone (haz) kimi aydınlarca düşünce evreninde, kimilerince yaşanan evrende mutluluk diye yorumlanmıştır. Dine, eski geleneklere aşırı bir tutumla bağlanan çevrelerde mutluluk ölümden sonra gelecek olan yaşamda aranmış, bütün gerçeklerin içinde yaşanan evrende bulunduğu görüşünü benimseyen çevrelerde ise davranış özgürlüğünden doğan bir doygunluk olarak anlaşılmıştır. Mutluluğu Antisthenes'in, "eudaimonia" kavramıyla açıklayan görüşünde arayanlar yaşamı birtakım engelleyici kurallarla baskı altına almayı, duyulara dayalı bütün isteklerin, gereksinmelerin ortadan kaldırılmasına çalışmayı yeğlemişlerdir. Böylece mutluluk ahlakı, biri hedoneye, öteki eudai-moniaya yönelik, iki ayrı düşünce akımı içinde ele alınmış, bir felsefe sorununa dönüştürülmüştür. Hedonizm 'in en büyük tepkiyi din çevrelerinden görmesine karşılık, en yaygın olduğu dönem Orta Çağ olmuştur. Doğu'da, özellikle Alevî tarikatlardan Bektaşîlik'te, Batı'da toplum bütününe değil de bireyin varlığına önem veren düşünce çığırlarının kiminde mutluluk hedoneye doygunluk biçiminde yorumlanmıştır. Hangi koşullar altında olursa olsun isteklerin yerine getirilmesi, eğilimlerin giderilmesi, yaşamın tadını çıkarma bir yaşama kuralı olarak nitelendirilmiştir.

"Hedone" kavramının yorumundan, mutluluğu geniş bir iç dinginliği, yaşama doymuşluk, bilgece yücelik, sarsılmazlık olarak anlayan "ataraxia", kendi kendine yeterlik, kendi varlığının ve benliğinin sınırları içinde kalarak başkalarını gereksinmeme olarak açıklayan "autarkeia" kavramlarıyla dile getirilen düşünce çığırları doğmuştur.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi