Aristoteles ve Poetika

Aristoteles’in felsefe sisteminin bütünü içinde genel olarak yaratıcılıkla ilgili görüşlerini dile getirdiği Poetika İ O 344 yılına doğru yazılmış ve bu yapıttan bugüne ancak kimi parçalar kalmıştır. Platon’un Devlet’te sanatı, özellikle de şiiri toplumun esenliği bakımından sakıncalı sayılmasına karşılık, Aristoteles Poetika’da şiir sanatlarına toplum içinde saygın bir yer vermiştir. Ona göre Antik Yunan sanatının belirgin özelliklerinden biri evrensellikle çelişmeyen bir gerçekçilik anlayışıdır. Aristoteles sanatları kullandıkları anlatım araçlarına göre epik şiir, tragedya, komedya, dithirambos ve müzik gibi değişik türlere ayınr; Poetika’nın elde kalan parçalarının büyük bir bölümünde epik şiir, tragedya ve komedya konularını inceler. Şiirin üç temel öğesi insanda doğuştan var olan taklit (mimesis) eğilimi, uyum ve tartımdır ve bu öğeler önce epik şiirin doğmasını, sonra da diyalogun eklenmesiyle tragedya ile komedyanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Poetika’mn VI. bölümünde de tragedyanın öğeleri şöyle sıralanır: öykü, karakter, düşünce, dil, dekor ve müzik. Bu öğeler içinde en önemlisi öyküdür. Tragedyanın tanımında birtakım olaylar dizisinden oluşan öykü, başı sonu olan ve belli bir uzunluğu bulunan ciddi bir eylemin taklidi olarak açıklanır. Sanat açısından güzelleştirilmiş bir dili vardır. İçerdiği her bölüm için ayn araçlar kullanır; anlatıyla değil, eylemle gelişir. Tragedyanın işlevi seyircide yarattığı acıma ve korku duygularıyla onun ruhunu tutkulardan arıtmaktır (katharsis). Tragedyada gerçekten olan bir şey değil, tersine olabilir olan şey, başka bir deyişle, olasılık ve zorunluluk yasalarına göre gerçekleşebilecek bir eylem dile getirilir. Bu eylemde oyun kişisinin belli bir yanlış yapması ya da suç işlemesi (hamartia), olayların düşünülenin tam tersine dönmesi (peripetie), bilgisizlikten bilgiye geçiş (anagnorisis) durumlarıyla karşılaşılır. Tragedyada eylemin birlik ve bütünlüğü önemlidir. Her şeyden önce olaylar dizisi belli bir eylem birliği çevresinde toplanmalıdır. Bunun için de olaylar birbirini
olasılık ve zorunluluk kurallarına göre izler. Buna koşut olarak olayların güneşin doğuşundan batışına kadar bir süre içinde geçmesiyle zaman birliği, tek bir yerde geçmesiyle de mekân birliği sağlanmış olur. Her tragedyanın düğüm ve çözüm diye iki bölümü vardır. Talihin dönüşüne kadar uzanan olaylar dizisi düğüm bölümünü, oyunun sonuna kadar geçen olaylar ise çözüm bölümünü oluşturur. Aristoteles’e göre, tragedyanın dış yapısı prologos, epei-sodion, eksodos ve “Koro Şarkısı” bölümlerinden oluşur. Prologos koro sahneye çıkmadan söylenen bölümdür. Epeisodion ise koro şarkıları arasındaki konuşmalı bölüme verilen addır. Koro şarkıları da parados ve stasimon diye ikiye ayrılır. Birincisi bütün koronun toplu olarak söylediği ilk şarkı, stasimon ise bölümlü koro şarkısıdır. Tragedya eksodos adı verilen bölümle sona erer. Sahnede bulunan bütün oyuncuların koro ile birlikte söyledikleri ağıta da kommos adı verilir. Oyun kişisi, Aristoteles’e göre, öyküden sonra tragedyanın en önemli ikinci öğesidir. Trajik oyun kişisi ahlak yönünden iyi, konuya uygun, gerçeğe benzer ve oyunda olay dizisi içinde tutarlı olmalıdır. Düşünce öğesi, oyunda ileri sürülen bir görüş, bir sav, bir öneridir ve oyunun düşünsel içeriğini oluşturur. Bu düşüncenin doğru ve olası olması, toplum ahlakına da ters düşmemesi önemlidir. Tragedya acıma ve korku duygularım uyandırıp seyircinin aşın tutkulannı anttığı gibi, insan yaşamına öykünürken gösterdiği ustalıkla da seyircide trajik bir hoşlanma duygusu yaratır. Aristoteles Poetika’da aynı uzunlukta olmamakla birlikte komedya türüne de değinir ve bu türün ortalama insanlann eylemlerini taklit ettiğini, ancak bu insanlann bütün kötü yanlarını değil, daha çok gülünç olan yanlannı taklit ettiğini belirtir. Poetika dram sanatı konusunda yazılmış ilk sistematik kuramsal yapıt olarak bu görüşleri öne sürerken Antik Yunan tragedyasını yaratan Aiskhylos, Sophokles ve Euripides gibi yazarlann oyunlanndan da açıklayıcı örnekler verir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi