Doğrulamacı Anlam Kuramı ve Olasılık Kavramı

Deneycilik, anlam sorunu karşısında belirgin ve tutarlı bir tutum izlemiştir, ilk dönemlerinden başlayarak, deneyci filozoflar, anlamlı görünen kimi önermelerin aslında anlam taşımadıklarım savunmuşlar ve bir sözcük ya da bir önermenin anlamlılığının buna temel olan deneyde bulunduğunu öne sürmüşlerdir. Bu tutum açısından, böyle bir deneysel temel taşımayan dile getirişlerin olgusal ya da deneysel açıdan anlamlan yoktur. 20 yy’ın ilk yansında etkili olan bir deneyci akım, yani Neo-Pozitivizm de bu genel çerçeveye uyan bir anlam kuramı üretmiştir. Buna “doğrulamacılık” (verificationism) ya da “doğrulama ilkesi” denmektedir. Doğrulama ilkesine göre, bir.önermenin olgusal bir anlam taşıması, bu önermenin gözlemle doğrulanabilmesine bağlıdır. Önermenin ne anlam taşıdığım bilmek bu önermenin doğrulama yöntemini bilmektir. Bu ilke, olgular hakkında oldukları iddia edilen metafizik ve tanrıbilim önermelerini saçmaya indirger. Olgular hakkında olmayan ahlak ve estetik değerlendirme önermeleri ise, sözcüklerin bilişsel (cognitive) ve duygusal (emotive) anlam yükleri arasındaki ayrımla açıklanır. Wittgenstein ’ın ilk dönem felsefesinden esinlenen Schlick ile Carnap gibi Viyana çevresi düşünürlerinin öne sürdükleri doğrulamacılığın önemli ölçüde yumuşatılması gerekmiştir. Önceleri matematik önermelerinin doğruluk ve anlamlarının bir dil içinde kazandıkları öne sürülüyor, felsefe önermelerinin ise olgular değil, dilegetirişler hakkında oldukları söylenerek, böylece bu modem “Occam bıçağından” kurtarılıyorlardı. Ancak birçok bilimsel önerme
doğrulama ilkesine göre saçmaya indirgenme durumundaydı. Doğaları gereği, geçmiş olgular hakkmdaki önermelerle yasa ve hipotez gibi genel önermelerin doğrulanma yöntemi ya da olanağı yoktur. Bunların saçma sayılması ise bilimin büyük ve en önemli bir bölümünün ortadan kaldırılmasına yol açar. Kari Popper’in * bu yöndeki eleştirileri sonucunda, Camap, doğrulama yerine sınanabilirlik (testability) ve sağlama (confirmation) ilkelerini benimsemiştir. Bir önermenin sağlaması onun protokol önermelerce temellendirilip temellendirilmediğinin anlaşılabilir olmasıdır. Sınanabilir olmak ise doğrudan deneyle sağlanabilirliğin tam bir betimlemesinin verilebilir olmasıdır. Dolayısıyla kimi önermeler, sınanabilir olmadan sağlanabilirdirler.