Eylem Felsefesi

Eylem felsefesi, belirlenimcilik (determinizm) bağlamında doğan özgürlük sorununun gerektirdiği ve insan eylemini açıklamayı amaçlayan bir felsefe alanıdır. Eylem bir yandan neden ve olay gibi ontolojik kavramlar üzerinde kurulurken, öbür yandan da zihin felsefesinin başlıca sorunlarından biri olan tin-gövde ilişkisinin gerçeklenmesidir. Eylemi açıklama girişimleri modem felsefenin başlangıçlarından beri vardır. Ancak bu konumun belli başlı bir felsefe araştırma alanı durumuna gelmesi 20. yy’ın analitik geleneği içinde gerçekleşmiştir.

Eylem sorunu başlıca iki boyutta ele alınmaktadır: eylemin doğası ve betimlenişi. ilk boyut, eylemlerin, temelde, olaylar olmalarına karşın, yalın anlamdaki olaylardan hangi ilke ile ayırt edilebileceklerinin araştırılmasını kapsar. Bu da eylemin nedeninin açıklanması sorununu getirir. Eylem, bir insan tarafından meydana getirilen bir değişim, ya da bir olaydır. Oysa, insanın her meydana getirdiği bir değişim, ya da olay, eylem olmayabilir. Örneğin, birinin kolunu oynatması o kişide başlayan, onun gövdesinde gerçekleşen bir devinimdir. Kol, üzerine bir şey çarptığından veya bir tik ya da refleks nedeniyle oynadıysa, bu kişinin eylemleri arasında sayılamaz. Öte yandan kişinin kolunun devinime geçmesi, örneğin bir kitaba uzanmak veya elektrik düğmesine basmak içinse, kişinin bir şey yaptığı, yani eylemde bulunduğu söylenir. Niyetlilik ya da amaçsallık, gövdenin herhangi bir yerinin oynamasını, kişinin orasını oynatmasından ayıran temel ölçütlerden biridir. Modem felsefede Descartes ve Hobbes ’dan  başlayarak, Locke'% Hume ve Kant  eylemi, görüşbirliği içinde, ve bu yönüyle açıklamışlardır: Eylem, yalın gövdesel devinimden istençli (niyetli, amaçsal) oluşuyla ayrılır.istenç bu eylemle sağlanacak bir ön amaca yönelikse, eyleme “ussal” denir. Bu açıklama H.A. Prichard ve daha sonra Wittgenstein’ca’’' eleştirilmiştir. Wit-genstein’a göre eylem için verilecek nedensel bir açıklama Descartes’çı ikiciliği doğrulayacak ve zihnin doğaüstü bir varlık olarak kabul edilmesini gerektirecektir. Wittgenstein ve onu izleyenlerin ortaya attıkları açıklamaya göre, eylemi yalın gövde deviniminden ayıran, onun kimi kurallar ve normlara göre değerlendirilebilir bir devinim olmasıdır. 20. yy ortalarında başka
eylem açıklamaları da öne sürülmüştür. C. Taylor’a göre bir devinimi eylem yapan, onun ereksel (teleolojik) bir açıklamaya uygun oluşudur. H.L.A. Hart'a göre ise, bir devinimin insan eylemi olduğunu söylemek, bir şey betimlemek değil, o devinimin sorumluluğunu birine yüklemektir. Donald Davidson’un 1963’te yayımladığı “Actions, Reasons and Causes”(“Eylemler, Ussal ve Olgusal Nedenler”) adlı yazının etkisi büyük olmuş ve böylece eylemin nedensel açıklamasına geri dönülmüştür. Ancak Davidson’un önerisi Wittgenstein’cıların eleştirilerini karşılayabilecek yetkinliktedir.

Eylem sorununun ikinci boyutu ise, nedensel olarak bağlantılı eylemlerin ayırt edilebilirlikleri, ya da bir başka deyişle, böyle eylemlerin nasıl betimlenebilecekleriyle ilgilidir. Yapılan bir şey ve bunun neden olduğu sonuçlar hangi ilkelere göre ve ne ölçüde birbirinden soyutlanabilirI Aralarındaki ilişkinin mantığı nedir? Şöyle bir örnek olsun: A gibi biri elini uzattı, düğmeye bastı, ışığı yaktı, odayı aydınlattı ve farkında olmadan da arka kapıdan eve girmeye çalışan hırsızı korkutarak uzaklaştırdı. Burada A ne yapmıştır? Yapmış olduğu kaç şey, kaç edim var? Bir anlamda, yapmış olduğu, yalnızca düğmeye basmak; oysa, bu olayın neden olduğu sonuçlan içererek aynı eylem sanki birden çok edimmiş gibi betimlenebilir. Böylece akla gelen bir soru, bir tek şey yaparak birçok şey yapmış olmanın mantık kurallarıyla nasıl bağdaştınlabileceğidir. Yoksa, yapılan ve yapılmış sayılanlar arasında bir aynm mı söz konusudur? Bu sorulara getirilen yanıtlar başlıca iki öbekte toplanabilir. Bunlardan biri, J.Kim, L.Davis ve A.Goldman gibi düşünürlerin savunduğu ve mantıksallaştırmaya çalıştığı, eylem betimlemelerinin bağımsızlığı görüşüdür. Bu görüşe göre nedensel olarak bağlantılı eylemlerin herbir değişik betimlemesi ayrı bir eylemi belirler. Bunun karşıtı olan yanıt ise Anscombe* ve Davidson’ca verilendir: Nedensel olarak bağlantılı eylem betimlemeleri gerçekte bir tek eylemi değişik niteliklerine göre değişik açılardan betimlerler. Bir başka deyişle, bu betimlemelerin betimledikleri ontolojik alanda özdeştir. Eylem felsefesi, her iki sorun bağlamında da canlı bir tartışma alanı olmak niteliğini bugün de sürdürmektedir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi