Yeni-Platonculuk

Platon’un varlık türlerinin en yüce ve değişmez ilkesi olarak nitelediği idea kavramını, yeni bir yorumdan geçirerek, geliştiren Plotinos’ un öğretisine Yeni-Platonculuk adı verilir. IS 3. yy’da ortaya çıkan bu öğretide, Platon’dan başka Pythagoras, Stoa ve Aristoteles felsefeleri yanında, Doğu inançlarının, bütün çoktanncı İlk Çağ din ve düşünce akımlarının izleri bulunur. Bu değişik düşünce ürünlerinden oluşan bütün gizemci bir nitelik de taşır. Ammonius Sakkas’tn* öncülük ettiği bu akıma Plotinos bir dizge niteliği kazandırmış, lamblikhos, Porphyrios ve Proklos gibi filozoflar gelişme olanağı sağlamışlardır. Sonraki yüzyıllarda, yavaş yavaş felsefeden ayrılıp, büsbütün dinci bir içerik kazanan öğreti, biriDoğu’da, öteki Batı’ da olmak üzere, iki ayrı doğrultuda gelişmiştir. İslam düşüncesinde, Yeni-Platonculuk (Nev-Flâtûnî, Nev-Eflâtûnî) Tasavvuf adı verilen, dinle felsefenin karışımından oluşan ve eski Hint, İran inançlarından birtakım kalıntılar içeren akıma dönüşüp yayılmıştır. Bu akımın, Tanrı, insan, evren gibi üç temel sorunu vardır. Tanrı tektir, önsüz-sonsuzdur, yaratıcıdır, bilinemezdir, varlık türleri içinde benzeri, özdeşi yoktur. Tanrı salt ustur, salt bilinçtir, salt tindir, salt anlıktır. Ancak bütün bu niteliklerin üstünde engin birlşık’tır (nûr). Bu özelliği dolayısıyla yaratılmamıştır. Yaratma olayı bir ışık olan tanrısal özden fışkırmadır (sudur) ve en yüceden en aşağı olana doğru aşamalıdır. Evren bu tanrısal fışkırmanın en geniş boyutlu varlık alanıdır, insan Tann’yla evren arasında, ikisinin birleştiği bir odak varlık gibidir, insan taşıdığı tin, us ve istenç nedeniyle tanrısaldır, varlıklar arasında en yücedir. Bütün varlık türleri tanrısal bir görünüş olduğundan, yokluk anlamına gelen bir ölüm söz konusu değildir.

İnsanı Tanrı’ya yaklaştıran, onu kavramasını sağlayan başlıca öğe sevgidir (aşk). Sevgi kişinin kendinde Tann’yı sezmesi, Tann’da ise görünüş alanına çıkma eğilimidir. Gerçekte seven de sevilen de birdir. Bu nedenle insan Tann, Tann insandır. Tasavvufun bu inanç düzeni, Yeni-Platonculuk’la karışmış düşünce öğeleriyle biçimlenmiştir. Senâi, Celâleddin Rûmî, Yunus Emre, Seyyid Nesimi, Cami bu görüşün doruk ozanlandır.

Batı düşüncesinde Yeni-Platonculuk biri tanrı-bilim, öteki Hıristiyan mezhepleriyle bağlantılı olan iki gelişim çizgisi üzerinde yürür. Tannbi-limde Tann’nın Birliği, ölümsüzlüğü, yaratılmamışlığı, engin bir ışık kaynağı oluşu, bilinemezliği gibi sorunlar ele alınır, felsefeyle din arasında bir bağlantı kurma ereği güdülür. Orta Çağ felsefesinde Aristotelesçilik’e karşı çıkan ve Platon’un düşüncelerine yakınlık gösteren düşünürlerin çoğu Yeni-Platonculuk’tan da esinlenmişlerdir. Özellikle Kutsal Üçleme’nin tanrısal özde birliğe ulaşan, üç oluş aşaması olduğu görüşünü savunan düşünürler, Yeni -Platonculuk’un fışkırma (perilampsis) kuramına dayanırlar.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi