"Mistisizm" terimi, çeşitli tarihsel olarak belirlenmiş anlamlara sahip olan Eski Yunan kökenlerine sahiptir.  "gizlemek" anlamına gelen Yunanca μω'dan türemiştir, mistisizm İncil ayinine, maneviyata ve manevi çağrıştır. Erken ve ortaçağ Hıristiyanlığının düşünen boyutları. Modern çağın ilk dönemlerinde mistisizmin tanımı, "olağanüstü deneyimler ve zihin durumları" ile ilgili geniş bir inanç ve ideoloji yelpazesini içeriyordu.

Modern zamanlarda, "mistisizm", "web sitesinde" Mutlak, Sonsuz veya Tanrı ile birlik "amacını ifade eden geniş bir uygulama ile sınırlı bir tanım kazanmıştır. Bu sınırlı Tanımı, tasavvufun kilit unsuru olarak "mistik tecrübeyi" değerlendirecek geniş bir dini gelenek ve uygulamalara, uygulanmıştır.

Geniş tanımlı mistisizm, yerli dinlerden ve şamanizm gibi halk dinlerinden, İbrahimî inançlar ve Hint dinleri gibi örgütlü dinlerden ve modern maneviyattan, Yeni Çağ ve Yeni Dini Hareketlerden, bütün dini geleneklerde bulunabilir.

1960'lardan beri bilim adamları, "mistik deneyimler"in bilimsel araştırmalarında uzun ve yapısal yaklaşımların esasını tartıştılar. Çoğu bilim insanı, kültürel ve tarihsel bağlamı dikkate alan, bağlamsal bir yaklaşım kullanan "şimdi çokça araştırmacılar tarafından işten çıkarılıyor".

Tanımlar

Peter Moore'a göre, "mistisizm" terimi "sorunlu fakat vazgeçilmez". Dupré'ye göre "mistisizm" ayrı bir uygulama ve düşünceyi ayrı bir kavram haline getiren genel bir terimdir. Merkur, "mistisizm" teriminin tanımının ya da anlamının çağlar boyunca değiştiğine dikkat çekiyor. Moore, "mistisizm" teriminin "Nebulous, ezoterik, gizli veya doğaüstü her şey."

Parson, "bazen dini akademik çalışmada birden fazla düzeyde opak ve tartışmalı olarak, açık bir ortaklık sergileyen basit bir fenomen gibi görünen şey" uyarısında bulunur. Hıristiyan vurguları ve diğer kültürlerde benzer terimlerin bulunmaması nedeniyle, bazı bilim adamları "tasavvuf" terimini, betimleyici bir terim olarak yetersiz bulmaktadır. Diğer bilim adamları, bu terimi "Aydınlanma Sonrası Evrenselciliğin ürünü" olarak özensiz bir imalat olarak görüyorlar.

Mistisizmin felsefe ile ilişkisi

Mistisizm ve çağdaş çözümlemeli felsefe mistisizmin deneyimsel ve bütüncül olması ve mistik deneyimin genellikle ifade edilemezliği, çağdaş felsefenin ise çözümlemeli, sözel ve indirgemeci oluşu nedeniyle birbirleriyle karşıtlık oluşturur. Ancak mistisizm ile felsefe arasındaki bu ayrım çağdaş dünyaya özgüdür. Tarihin büyük bölümünde mistik ve felsefi düşünce birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur. Platon ve Pisagor ve bir ölçüde de Sokrat'ın öğretilerinde açık mistik unsurlar bulunmaktadır; pek çok büyük Hristiyan mistik aynı zamanda döneminlerinin önde gelen filozoflarıdır ve Buda'nın sutraları ve Şankara'nın 'Ayrım Mücevheri'nde mistik fikirler yüksek bir çözümlemeli yaklaşımla değerlendirilmiştir. Mistisizm ve çağdaş felsefe arasındaki uçurum temelde çağdaş felsefedeki doğal bilimlerden etkilenen belirli bilimci okulların etkisinden kaynaklanmaktadır.

Mistik düşünce ikiye ayrılır: panteizm ve panenteizm. İlki evreni tanrı olarak görür ya da tersi. İkincisi ise evreni tanrıda görür. İlkinde kişisel bir tanrıya yer yokken ikincisi evreni tanrının bir parçası olarak görür. İlki yaşamın akışına ve değişime özel bir önem vererek doğayla bütünleşmeyi savunurken ikincisi doğayı tanrının bir eseri olarak kavrar. Mistisizm ikisinde de farklı kavrayış ve algılamalar doğurur. İki sistemin birleşimi olarak görülebilecek süreç teolojisi ise evrenin tanrıyla beraber devindiğini savunmaktadır.

Mistisizm ve yaşam
Ölüm yaşamın dipnotu, eylem ve tavırların kendisini hissettirdiği o tükenmişliğe vurgu, ezeli pranganın esareti. Mistisizm ölümün insanın gerçek boşluğunu hissettiren, bütün çabaların kendini avuntuyla oluşa yönelten bir düşünce imgesi olduğunu yalnız iddia etmekle kalmaz, kesinlik hükmünde o dış gerçeklik denilen tantananın mekanizmasını da tanır. Aşkın, sevginin, dostluğun ve arkadaşlığın o en dipteki çölden, kuru iç yaşantıdan kurtulmak için icad edilen ama bir türlü gerçekliği yaşanamayan sadece oyun olarak yaşanmaya çalışılan bir sahtekârlık olduğunu bilir. Tanrı haz ilkesini yaşam içgüdüsü yaptı, içgüdü sosyal hayatı oluşturdu, kaçınılmayan bir uyum sürecinde insanlar daha doyum için gruplar, sınıflar ve birlikler oluşturdu. İnsanlık kendi hayatındaki, öz benliğindeki yalnızlığını kişisel sorunlarını politik sorunlara dönüştürerek rejimler üretti. Kana boğulan, iğdiş edilen insanlık tarihi hep insan zihnindeki ve kalbindeki o kopkoyu karanlıktan, kendini üretirken başkasını yokeden o bencil, bireyci doyumsuzluktan, o tam kavramı bulunmayan vahşilikten doğdu. Mistisizm, Tanrının karanlığından beslenen bu evrensel yapıda yine Tanrının aydınlık olan diğer yüzüne yüzünü dönmüşlerin yoludur. Tanrıyı, insanı ve hayatı yanılma payı olmadan hakkıyla teslim eden Tanrının batını boyutunun hizmetkârıdır.

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net