İçe kapanış

Yesevîlik adlı tarikatın kurucusu olan Ahmed Yesevî’nin tanrısal gerçeğe ulaşmak için benimsediği yöntem “içekapanış ”tır. İslam diniyle pek bağdaşmayan bu yöntemin özünü bütün duyulur varlıklardan, içinde yaşanan evrenden yüzçevirerek Tanrı’yı anmak oluşturur. Yaratan, önsüz-sonsuz, yüce, engin olan Tanrı’yı, us gücüyle kavrama olanağı yoktur. İnanmış bir kişinin görevi bütün gönlüyle Tanrı’ya yönelmek, yaşamla ilgili eğilimlerden, tutkulardan, isteklerden, sevinçlerden uzak kalmaktır. Tanrı’nın sayısız niteliği vardır, bunlar arasında doksan dokuzu en yaygın olanlarıdır. Kişi toplumdan ayrılıp kendi içine kapanır, bütün gününü bu tanrısal nitelikleri dile getiren adlan anmakla geçirirse, Tanrı kayrasını kazanır, eksikliklerden, suçlardan arınır, İslam dininin uygun gördüğü bir inanç aşamasına ulaşır, içekapamş kendi benliğini bir yana atmayı, Tanrı’dan başka bir varlık düşünmemeyi, elden geldiğince azla yetinmeyi gerektirir. Bunun felsefede derin düşünme anlamına gelen, bilmeye yönelik olayla ilgisiy oktur. Felsefe us ilkelerine, mantık kurallarına dayalı bir düşünmeyi önerdiğinden, inanın sağladığı aydınlıktan yararlanarak tanrısal gerçeği bir bütünlük içinde kavrayamaz. Tanrısal gerçek usun kavrayış gücünü aştığından, yalnız içekapamşla sağlanan duyuşla, derin sezişle kavranabilir. İçekapanışta başlıca işlem anıştır (zikr). Anış yüksek sesle olduğu gibi, içten, sessiz de olabilir.

Duyu verileri tanrısal gerçeklerin kavranmasında aşılması gereken birer engeldir. Bunu başarmanın yolu da ibadettir. Tapınmada, İslam dininin önerdiği bütün işlemler yerine getirildikten ve Şeriat’ın uygun gördüğü ödevler yapıldıktan sonra, içekapamş dönemi başlar, içekapamşla sağlanan derin sezgi kişiyi kendinden geçirir, kendi varlığının sınırlan dışına çıkanr, Tanrı’ya ulaştıran özlü sevginin uyanmasına olanak yaratır, içekapamşla kişinin gönlünde üç yükseliş aşaması belirir. Kendini bilme, gerçeği kavrama, Tanrı’ya ulaşma. Kendini bilme yapılan eylemin ereğini, davranışın bilinçli olduğunu gösterir. Gerçeği kavrama duyulur evrenin geçiciliğini anlamayı, mutluluğun, kıvancın tannsal evrende bulunduğunu öğrenmeyi sağlar. Duyulur evren gerçek değildir, oyalayıcıdır, değişik görünüşleri nedeniyle kişiyi gerçekten uzaklaştmcıdır. Gerçek olmayan bu evreni bilen kimse gerçeğin kaynağına yönelir. Tanrı’ya ulaşma son aşamadır, gerçeğin kaynağına yönelen kişi yüksele yüksele, olgunlaşa olgunlaşa bu aşamaya vanr. Bu aşamada içekapamş eylemi sona erer, ereğe ulaşılır. Ahmed Yesevî’nin kendi yaşamında uyguladığı içekapamş yöntemi, kendinden sonra kurulan bütün Sünnî tarikatlarda benimsenmiş, özellikle Nakşibendîlik’in “zikr” ile sürdürdüğü temel ilke olmuştur. Ahmed Rifaî, Abdülkadir Geylanî içekapanış yönteminden etkilenerek kendi adlarıyla anılan tarikattan kurmuşlardır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net