İskender Afrodisî (ö. III. yüzyılın ilk yarısı) Aristo yorumcusu, filozof.

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Caria bölgesindeki (Batı Anadolu) Afrodi-sias kasabasında doğduğu sanılmakta­dır. Bazı İslâm kaynaklarında, Afrodisî nisbesinden sonra Dımaşki şeklinde ikinci bir nisbeyle anılarak onun Şam'la da bir ilişkisinin bulunduğuna dikkat çekilir. Latinler'in Alexander Aphrodisous olarak tanıdıkları İskender II. yüzyılın ikinci yansı ile III. yüzyılın ilk yansında yaşamış, dö­nemin Önde gelen filozoflarından Herminus ve Aristocles'ten felsefe okumuştur. Roma imparatorlarından Septimus Severus ile oğluCaracalla, İskender'i peripatetik felsefeyi okutmak üzere görev­lendirmişlerdi. Ancak derslerini Atina'da mı İskenderiye'de mi yoksa Roma'da mı verdiği hususu tartışmalıdır. Mübeşşir b. Fâtik'in naklettiği bilgiye göre Galen Roma'ya gidince, peripatetisyen bir filozof olan Eudemos ve Atina'da peripatetik felsefeyi okutmakla görevlendirilen İs­kender onunla birlikte olurlar; bu toplan­tılara İmparator Marcus Aurelius da ka­tılır. Bu bilgi, onun 163'te Roma'ya gittiğine dair riva­yeti teyit ettiği gibi Atina'da Aristo'nun kurmuş olduğu Lykeion'da (lise) 197-211 yılları arasında bu okulun başkanı olarak ders verdiği görüşünü de destekler mahiyettedir. Gerek Helenistik dö­nemde gerekse Ortaçağ İslâm ve hıristiyan felsefesi literatüründe İskender'den daima "yorumcu" şârıh-commentateur olarak söz edilmiştir. Çünkü Aristo külli­yatının tamamına yakınına şerh yazmış, sonraki dönemlerde bu şerhlerin Önemli bir kısmı Arapça ve Latince'ye çevrilmiş­tir. Daha sonraki Yeni Eflâtuncu sarihle­rin aksine İskender, Aristo felsefesini özü­ne uygun bir şekilde yorumladığı için bu konuda büyük otorite olarak ün yapmış­tır. İslâm Meşşâîleri de Aristo'nun bazı eserlerini bu şerhlerle birlikte okuma im­kânına sahip olduklarından onun bu filo­zoflar üzerindeki etkisinden söz edilmek­tedir. İskender özellikle, insan aklının so­muttan soyuta doğru ilerlerken nasıl so­yutlama yapıp bilgi ürettiğini ve onun fa­al akılla olan ilişkisini konu alan Risale fi'l-'aki ve Aristo'nun Metafizika adlı eserinin on ikinci bölümüne (Lamda) yaz­dığı şerhiyle İslâm filozoflarının ilgisini çekmiştir. Meselâ İbn Rüşd'ün, Grek filo­zofunun sözü edilen eserine yazdığı Tefsîru Mâ bcfde't-tabî'a adlı eserinde İs­kender'e elli İki defa atıfta bulunduğu dikkate alınırsa İslâm filozoflarının bu sârine ne kadar çok değer verdikleri daha iyi anlaşılır. İslâm kaynakları daha ziyade İskender'in ünlü hekim Câlînûs'Ia (Galen) çağdaş olduğuna ve araların­da düşmanlığa yol açan tartışmalar geçtiğine, bu tartışmalarda Câlînûs büyük bir direnç gösterdiği için İsken­der'in ona "katır kafalı" lakabını verdiği­ne dikkat çekerler.

İskender Afrodisî, dirayetli bir şârih ol­duğu kadar aynı zamanda kendine has fi­kirleri bulunan bir filozoftur. Meselâ Aris­to'nun, aklı aktif ve pasif olmak üzere ikili tasnifine mukabil heyûlânî, müstefâd ve faal akıl şeklinde üçlü bir tasnif yapar ve faal aklın ilk sebep olduğunu söyler. Ayrı­ca Aristo zamanı hareketin ölçüsü sayar­ken İskender sükûnun da zamanın ölçü­sü olabileceğini belirtir. Öte yandan insa­nın mutlak anlamda irade ve seçme öz­gürlüğüne sahip olduğunu, aksi takdirde insan olmanın hiçbir anlam ifade etme­yeceğini savunur. Ölümden sonra insan nefsinin ne olacağı meselesi Aristo felse­fesinde pek açık olmadığı halde İskender bedenle birlikte nefsin de öleceğini iddia eder.

Eserleri

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net