Abdullah b. Muhammed Gaznevi (ö. 1881) XDC yüzyılda Hindistan ve Pakistan'da ortaya çıkan ehl-i hadis hareketinin önderlerinden.  

1814 yılında Afganistan'ın Gazne böl­gesindeki Gairu köyünde doğdu. Dedesi Muhammed Şerîf bölgenin meşhur sûfîlerindendi. Gaznevt ilk tahsilini doğduğu bölgede tamamladı. Hadis ve tefsir ala­nında kendini yetiştirmek için Kandehar'a gitti. Burada Vehhâbî eğilimleriyle tanınan Mevlânâ Habîbullah'ın dersleri­ne devam etti. Hocasının görüşlerinin derin bir şekilde etkisi altında kalan Gaznevî halkın dinî hayatıyla yakından ilgi­lenmeye, bid'at ve hurafelerle mücadele etmeye başladı. Tasavvufi geleneklerin birçoğunun Kur'an ve hadisin ruhuna uygun olmadığını ileri sürdü. Daha sonra Delhi'ye giderek, ulemânın tepkisinden çekindiği için başlattığı harekete Vehhâbîlik yerine "ehl-i hadîs" demeyi tercih eden Miyân Nezîr Hüseyin'in derslerine devam etti. Bu dönemde çalışmalarını Kütüb-i Sitte üzerinde yoğunlaştırdı.

İngilizler'in Delhi'yi işgali üzerine mem­leketine dönen Gaznevî faaliyetlerine bu­rada devam etti. Kendisine muhalif olan âlimler tarafından şefaati inkâr eden bir Vehhâbî olduğu gerekçesiyle yöneti­cilere şikâyet edilmesi üzerine Kabil'e giderek Afgan Emîri Dost Muhammed ile görüştü ve kendi fikirlerini savundu. Ancak ailesiyle birlikte Kabil'in Bağıştan dağlarına sürgüne gönderilmekten kur­tulamadı (1863). Bölgenin âlimleri onu burada da rahat bırakmadılar. Gaznevî aynı yıl emîr olan Şîr Ali'den affını istedi. Ancak emîr halkın tepkisini Öne sürerek bölgeyi terketmesini istedi. Şîr Ali'nin bir ay sonra devrilmesiyle tahta geçen Muhammed Efdal Han, Gaznevî'nin tu­tuklanmasını ve ulemânın huzurunda ifadesinin alınmasını emredince yakala­narak Kabil'e götürüldü. Gaznevî burada ulemâ ile yaptığı tartışmalardan galip çıktı. Bunun üzerine ulemâ idam edilme­si için aleyhinde bir fetva çıkarmanın yo­lunu aradı. Bu mümkün olmayınca mem­leketi terketmesine karar verildi. Sırtına 100 sopa vurulduktan sonra yüzü siya­ha boyanıp eşeğe bindirilerek Amritsar'a sürgün edildi. Burada da faaliyetlerine ara vermeden devam eden GaznevTnin şöhreti bütün Hindistan'da yayıldı. Ken­disinden ders okumak için gelenlerle Amritsar ehl-i hadîs hareketinin merkez­lerinden biri oldu. Seyyid Ahmed ve Şah İsmail Şehîd başta olmak üzere önde gelen talebeleriyle birlikte Arapça kay­nak eserleri Farsça ve Urduca'ya çevirdi. Hayatinin son günlerini ibadetle geçiren Gaznevî Amritsar'da vefat etti.

Gaznevî bazı geleneklere karşı çıkmak­la birlikte tasavvufu bütünüyle reddet­memiştir. Vahdet-İ vücûd anlayışına şid­detle karşı çıkarken İmâm-ı Rabbânî'nin vahdet-i şühûd görüşüne saygı duymuş­tur. Nefis tezkiyesine önem vermiş, zi­kir halkalarına katilmiş, ehl-i hadîsin di­ğer liderlerinin aksine talebelerinden ve dostlarından gelen hediyeleri kabul et­miştir. Münzevî bir hayat yaşamaya kar­şı çıkarken Allah ve din aşkı için dünye­vî ilişkilerin en aza İndirilmesi şeklindeki bir fena anlayışını hoş görmüştür. Fukahanın ictihadlanna körü körüne bağlan­maya da karşı olan Gaznevî, sünnetin yeniden yorumlanması gerektiği üzerin­de önemle durmuştur.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net