Filozof.net

İlim Nedir -Allah'ın Subuti Sıfatı- Anlamında, Hakkında Bilgi

İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu ge­nelde diğerleri gibi ilim sıfatının da kadîm olduğunu kabul eder. Çünkü ibtidâen ya­ratmayı gerçekleştirmek ve bunu sürdür­mek Önceden ilim sahibi olmaya bağlıdır. "Yaratan bilmez olur mu?" [Mülk 67/ 14] âyeti de bu gerçeği ifade etmektedir. İç içe sistemlerden oluşup çok kompleks bir işleyiş ortaya koyan tabiatın belli bir plan ve ön düzenleme olmadan ahenkli bir şekilde devam ettirilmesi mümkün değildir. Birçok âyette Cenâb-ı Hakk'ın âlemlerin, semâvâtve arzın (tabiat) rabbi olduğunun vurgulanması da bunu gösterir. Ancak Cehm b. Safvân'dan baş­ka Hişâm b. Hakem ve Zürâre b. A'yen gi­bi bazı Şiî âlimleri, dünya hayatının mü­kellefler için bir imtihan vesilesi olduğu, muhtelif âyetlerde bu imtihanı başaran­larla başaramayanların Allah tarafından bilinmesi için mükelleflerin sürdürecek­leri hayat şekline atıflar yapıldığı gerekçe­siyle [meselâ bk.Âl-i İmrân 3/142; Ankebût 29/2-3; Muhammed 47/31; Mülk 67/2] ilâhî ilmin hadis olduğunu iddia et­miş, fakat bu telakki itibar görmemiştir.

İlim sıfatının kadîm olmasının gereği üzerinde önemle duran İslâm filozofları, ilâhî ilmin sadece prensipler niteliğinde­ki küllilere yönelik olduğunu, temel vasfı değişiklikten ibaret bulunan tek tek olay­lara (cüz'iyyât) taalluk etmediğini ileri sür­müşlerdir. Zira realitede gerçekleşen her ftlay sonradanlik özelliği taşır, ona taalluk edecek olan ilim de aynı statüde bulunur, bu durumun ise Allah'a izafe edilmesi mümkün değildir. Ancak filozofların bu telakkisi hem naslar hem de aklî İstidlal açısından İsa­betsiz görülmüştür. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın ilmini konu edinen birçok âyet, bu ilmin hiçbirsmır getirmeksizin her şeyi kuşattığını ifade ettikten başka [me­selâ bk. Âl-i İmrân, 3/120; Nisâ 4/108, 126; Talâk 65/12] birçok cüzi hadiseye de taalluk ettiğini haber vermektedir. Meşşâî felsefesine karşı yönelttiği önemli tenkitleriyle tanınan Ebü'l-Berekât el-Bağdâdî, İbn Sînâ'nın "vahdetten kesret çıkmaz" telakkisiyle bütün ilâhî sı­fatlan ilim sıfatına irca edip ilmi de külli­lerle sınırlandıran anlayışının tutarlı olma­dığını belirtmiştir.

Kelâm literatüründe ilim sıfatıyla ilgili olarak daha çok ilâhî ilmin ezelî oluşu ve bütün varlık ve olayları kapsaması üzerin­de durulduğu anlaşılmaktadır. Büyük ço­ğunluğun ilâhî ilmin ezelî olduğunu ve bütün varlık olaylarını kapsadığını kabul etmesine karşılık Cehm b. Safvân, Zürâ­re b. A'yen ve Hişâm b. Hakem gibi bazı kelâmcılann, ayrıca bir kısım İslâm filo­zofunun ileri sürdüğü muhalif görüşlerin kesin delillere dayandığını söylemek ol­dukça zordur. Zira varlık ve olayları bütün yönleriyle kuşatmayan ve ezelî olmayan ilim Allah'a ait bir sıfat olamaz. Bu husus, Allah'ın en yetkin varlık olduğuna ilişkin temel prensiple bağdaşmadığı gibi O'nun gaybı bildiğini ifade eden naslarla da çe­lişir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Konu Hakkında Bilgini Paylaş & Yorum Ekle


Güvenlik kodu
Yenile