Filozof.net

Len Terani Nedir, Sırrı, Len Terânî Ya Musa Ne Demek, Hakkında Bilgi

Len Terânî.  Cenâb-ı Hakk'ı görme talebine verilen "Sen beni göremezsin" anlamında karşılık.

Kur'ân-ı Kerîm'de, Tür dağı yöresinde bir ateş gören Hz. Musa'nın, "Size bir ha­ber veya ısınmanız için ateş getiririm" diyerek ailesinin yanından ayrılıp oraya gittiği, vadinin kıyısında daha önce ateş olarak gördüğü ağaçtan kendisine, "Ey Mûsâ! Bil ki ben bütün âlemlerin rabbi olan Allahım" diye seslenildiği anlatılmak­tadır.[Kasas 28/29-30] Sûfîler, bu olay çerçevesinde Cenâb-ı Hakk'ın Musa'ya ağaç suretinde tecelli edip onunla konuş­masını Musa'nın sıfat tecellisine mazhar olması şeklinde yorumlamışlardır. Bu tür bir olayda tecelli olunanın vücudu fâni olmamış ve ikilikten (isneyniyyet) kurtul­mamıştır. Bu sırada Mûsâ kelâm ve id­rak sahibi olduğu, yani ikilikten kurtulmadığı için Allah kendisine kelâm sure­tiyle tecelli etmiştir. Bu tür tecelliye "sûrî tecelli" de denir.

Yine Kur'an'da Musa'nın Allah'ı görme­yi talep ederek, "Rabbim. bana kendini göster, seni göreyim" dediği, rabbinin de ona, "Sen beni göremezsin (len terânî), fa­kat şu dağa bak, eğer yerinde durabilirse beni görürsün" diye cevap verdiği, tecellî neticesinde dağı paramparça edince Mû-sâ'nın bayılıp düştüğü (mahv), nihayet kendine gelince (sahv), "Senin duyu ötesi olduğunu kabul eder, sana tövbe ederim, ben müminlerin ilkiyim" dediği bildiril­mektedir.[A'râf 7/143] Bu âyeti sûfî­ler, sıfat tecellisine mazhar olduktan son­ra Hz. Musa'nın Cenâb-ı Hakk'i taayyün örtülerinden sıyrılmış olarak görmeyi, yani zât tecellisine mazhar olmayı talep ettiği şeklinde yorumlamışlardır. Görme eylemi gören ve görüleni gerektirmesi, bunun da sıfat tecellisinin vuku bulduğu ikilik mertebesine dayanması sebebiyle bu mertebede zât tecellisi mümkün de­ğildir. Allah bu imkânsızlığı bildirmek için Musa'ya, "Ben görülmem" demeyip, "Be­ni göremezsin" demiştir. Bu hitap sırasın­da Mûsâ Cenâb-i Hak'la konuşma halin­de idi. Konuşmanın ondavücud bakıyyesi bulunduğunu, yani onun henüz ikilik ha­linden olduğunu gösterdiğini söyleyen sûfîlere göre len terânî ifadesi aslında, "Sende ikilik hali bulundukça beni göre­mezsin" anlamına gelir. Allah'ın tecellî su­retiyle dağı paramparça etmesi ve Mu­sa'nın kendinden geçmesi ise ikilikten kurtularak zât tecellisine mazhar olduğu­nu gösterir. Zât tecellisinde tecelli olunan kişinin izafî varlığı damlanın denize karış­ması gibi zât-ı ilâhî denizinde mahv ol­ması sonucunda gören, görülen ve gör­me eylemi aynı şey sayılır ve idrak edile­meyecek başka çeşit bir rü'yet hasıl olur. Âyetin devamındaki ifadelerden sûfîler, Cenâb-ı Hakk'ın Musa'nın talebini kabul ederek ona zât tecellisiyle tecelli ettiği, parçalanıp yok olan dağın Musa'nın izafî vücudu olduğu anlamını çıkarmışlardır. Seyyid Nigâri'nin, "Terk-i variyyet ile söy­lesen erinî erinî / Len terânî demez oi yâr hüveydâ görünür" beytinde zahir ve bâ­tın bütün taayyün alâkalarından sıyrılan kişinin zât tecellisine mazhar olacağı yo­lunda bir yorumu benimsediğini söylemek mümkündür.

Âyetin sonunda Hz. Musa'nın, "Ben iman edenlerin ilkiyim" demesi ikilik ha­linde Allah'ın görülemeyeceğine ilk iman edenin kendisi olduğunu belirtmesi ve bu halde zât tecellisi talebinde bulunması­nın yersiz bir davranış olduğu şuuruna ulaştığı şeklinde yorumlanmıştır. Zatî te­cellî sırasındaki görmenin gözün eşyayı idraki türünden bir görme olmadığına, bu sırada tecelli olunanın varlığının yok olduğuna ve bu halin sözle değil zevkle anlaşılabileceğine özellikle dikkat çekil­miştir.

Len terânî ifadesi İslâmî edebiyatlarda daha ziyade bir telmih unsuru olarak kul­lanılmış; Arap ve İran şiirinde âşıkın gön­lünü istilâ eden sevgilinin kendini ona göstermemesi len terânî söylemiyle tem­sil edilmiştir. Len terânî ifadesinin belli bir şeyi sembolize etmekle sınırlı kalma­yıp değişik kavram ve mânaların dile ge­tirilmesine vesile olduğu durumlar da vardır. Şairlerin idrak, ilham ve söz söy­lemedeki üstünlük iddialarıyla şairane övünmelerinde len terânî bir Allah vergisi yeteneğini temsil eder: "Nüktede âlem harîf olmaz bana güya benim Her ne söylersem cevâb-ı len terânîdir sözüm" (Neft). Âşıkın sevgilinin cemalini görme arzusuna da len terânî cevabı misal gös­terilir. "Eylemişken len terânî bang-i Mûsâ'yı hamûş  Dil yine eyler temenni rü'yet-i dîdârını" (İrfan Paşa) beytinde bu hu­sus anlatılmıştır. Erişilmesi zor halleri ve imkânsızı isteme de len terânîye telmih edilmiştir: "Ne var kandırsan ihsanınla setr-i len terânîyi Cemâl-i pâk-i bî-em-sâl-i bâ-eşbâhı görsünler" (Sırrı Paşa).

TDV İslâm Ansiklopedisi