Hadis otoriteleri ondan "sika râvi" ve "hafız" diye söz etmiş, Ali b. Medînî, bü­yük şehirlerdeki isnad zincirlerinin isim­leri üzerinde kesiştiği altı kişiden birinin Katâde olduğunu söylemiştir. Hadisleri­ne Kütüb-i Sitle'Ğe yer verilen Katâde'­nin rivayetleri daha çok Abdürrezzâk es-San'ânî'nin ei-Muşcrnne/'inde bulun­maktadır. Katâde sahabe içinde sadece Enes b. Mâlik'ten hadis aldığı halde başka sahâbîler-den de aldığı anlayışına yol açan rivayet­leri sebebiyle eleştirilmiş, Ebû Dâvûd es-Sicîstânî, onun bizzat dinlemediği otuz kadar kimseden hadis rivayet ettiğini zik­retmiştir. Ancak Katâde, rivayetlerinde kullandığı "haddesenâ" ve "kale" lafızla-rıyla hangi hadislerin rivayet zincirinin tam, hangisinin eksik olduğunu göster­miş, bu sebeple Şu'be b. Haccâc, Katâ­de'nin rivayet ettiği hadislerin mürsel olanıyla olmayanını ayırabildiğini söylemiştir. Diğer taraftan tedlîs anlamına gelen bu çeşit mürsellerin o dö­nemlerde çok yadırganmadığı, sahabe­den de bu tür rivayetleri olanların bulunduğu belirtilmiş, meselâ Abdullah b. Abbas"ın rivayet tarzının çok defa bu oldu­ğu, onun da sahabeden alıp Resûlullah'a nisbetle rivayet ettiği ifade edilmiştir. Bu eleştirilere rağmen büyük hadis imamlarının Katâde'nin rivayetleri­ni eserlerine almış olması onunla ilgili bir güven probleminin bulunmadığını gös­termektedir.

Tefsirde dördüncü tabakanın başı ka­bul edilen, tefsir bilgisi hakkında Ahmed b. Hanbel'in övücü ifadeler kullandığı Ka­tâde'nin bu ilme da­ir kavillerinin muteber hadis ve tefsir kay­naklarında yer alması onun bu sahadaki önemini gösterir. "Kur'an'da hiçbir âyet yoktur ki onun hakkında bir şey işitmiş ol­mayayım" diyen Katâde'nin tefsirle ilgili rivayetlerinin pek çoğu Taberî"nin ef-CdmiVi-beydn'ında mev­cuttur. Bedr, Taberî'nin tefsirinde Katade'ye ait 5000 kadar kavil bulunduğunu söyler.[154] Katâde, Kur'an tefsirinde diğer müfessir tabiîler gibi sırasıyla Kur'an'ın kendisini, hadisleri, sahabe ve tabiîn kavillerini, Arap dili ve şiirini, ensab ve eyyâm-ı Arab bilgilerini, Arap örf ve âdetlerini, az olarak da kendi re'yini kullanır; âyetin âyetle tefsirinde anlamı ortaya çıkarmaya çalışmanın ya­nında ondaki belagata, üslûba, lafızlara başka âyetlerden şahitler getirir: âyetler arasındaki münasebet üzerinde durur.[155] Tef­sire dair rivayetlerinde az da olsa İsrâili-yat'a yer veren ve tabiîlerin sözlerinden de yararlanan Katâde, Arap dili ve edebi­yatı alanındaki birikimi sayesinde mâna­sı kapalı kelimeleri açıklarken eş anlamlı kelime ve deyim bulmakta zorlanmamış, pek çok bölge ve kabileye ait kullanışları örnek olarak zikretmiştir. Uygun karşılık­lar seçerken gramer inceliklerine girmek yerine bu seçimdeki tarihî arka planı or­taya koymuştur. Meselâ Müddessir sü­resindeki "ve şiyâbeke fe tahhir" âyetini (74/4) "tahhirmine'l-işmive'l-ma':âşî (gü­nah ve mâsiyetten koru)" şeklinde tefsir etmiş, Araplar'ın "tahhir şiyâbeke" de­diklerinde manevî bir şeyi amaçladıklarını örnekler vererek ortaya koymuştur.

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net