Filozof.net

Haçlı Seferlerinin Sonuçları, Siyasi, Sosyal, İktisadi Sonuçları

1096-1270 yılları arasında gerçekleşmiş olan ve görünüşte milyonlarca insanın kanının dökülmesinden başka hiçbir sonuç alınamayan bu büyük din kavgası, aslında Avrupa için sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi birçok faydalar temin etmiştir. Buna göre genel hatlarıyla şu sonuçlardan bahsedilebilir.

  • Müslümanlardan kâğıt ve pusulayı da öğrenen Haçlılarda gemicilik çok gelişti. Venedik, Cenova, Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının önemi artıp, ticârî faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler serbest bölgeler mâhiyetini alıp, Batı ve Doğunun ticâreti gelişti. Bu arada İslâm medeniyetini de Avrupa’ya götürdüler. Bunun sonucu olarak Kilise'ye karşı Avrupa’da Rönesans ve reform hareketleri kıpırdanmalarına yol açıldı.
  • Haçlı seferleri, Avrupa'nın siyasi ve mülki idaresine de etkiledi. Bu seferlerde Avrupa'nın binlerce senyör ve derebeyleri öldüklerinden, hayatta kalanlar da borç içinde yüzdüklerinden, arazilerini kaybedip derebeylik nüfuzları ve kuvvetlerini asgari dereceye indirdiler.
  • Haçlı seferine katılan senyör ve derebeylerin, seferlerden sonra güç kaybetmeleriyle, merkezî otoritenin hâkimiyeti artıp, krallık rejimi kuvvetlendi. Köylü, araziyi kirayla veya kendi hesabına işletme fırsatını buldu. Şehir halkı, birçok hukuki imtiyazlar elde etti. Bunun sonunda, hukuk ve eşitlik fikri Avrupalılarda uyanmaya başladı.
  • Haçlı seferlerinden önce, Avrupa milletleri birbirlerini tanımaz ve hatta sevmezlerdi. Aynı ırka mensup olanlar arasında bile düşmanlık ve kin vardı. Mesela: Fransız milletinin kuzey halkı ile güney halkı adeta birbirlerine düşman gibiydiler. Haçlı seferleri, bu gibi hisleri ortadan kaldırdı. Avrupa milletleri birbirlerine  yakınlaşmaya başladılar. Her milletin ayrı ayrı bölgede oturan halkı, bir araya gelerek birbirlerine bağlandılar. Böylece devlet sınırları kat’i olarak birbirinden ayrıldı.
  • Haçlı seferlerinin başlangıcında kilise, sefere katılacaklara birçok vaadlerde bulunduğu halde bunu yerine getirmedi. Bu durum, Haçlıların kiliseye ve onun vaadlerine inanmamayı ortaya çıkardı. Bu ise, kilise ve papazların dini otoritelerinin yavaş yavaş kaybolmasına sebep oldu.
  • Papalık, bu seferlerin masraflarını karşılamak için, Hıristiyanların rûhânî işleri için vergi almak âdetini çıkardı. Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermeyenler Hıristiyanlıktan afaroz edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrika’da Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.
  • Haçlı seferlerine en çok Fransızlar iştirak ettiği için, Doğu halkı, hangi ırk ve millete mensup olursa olsun bütün Haçlılara Frenk adını verdiler. Bu hareket, Fransızcanın Doğu’da daha çok öğrenilmesine sebep oldu.
  • Hıristiyanlar, Müslümanları daha medeni ve hükümet idarelerini daha mükemmel olarak görüp, Müslümanlar hakkındaki yanlış düşünce ve fikirlerini düzeltmek zorunda kaldılar. Hıristiyanlar, Haçlı seferleri esnalarında İslâm mimari tarzını görüp beğendikleri için, ülkelerine dönüşlerinde bu mimari tarzını ve süslemelerini yeni yaptırdıkları kiliselerde kullanmaya başladılar. Böylece sanat dalında Arabesk denilen İslâm süsleme ekolü ortaya çıkmış oldu.
  • Doğu edebiyatını ve kültürünü araştıran Avrupalılar, bu edebiyat ve kültürün etkisinde kalarak ya onu taklit etmeye veya ondan bir şeyler çalarak kendine mal etmeye çalıştılar. Bunun neticesi olarak bazı Avrupalı filozoflar, İslâm filozoflarının fikirlerini değiştirip kendi fikirleri gibi, bazı edebiyatçılar, İslâm edebiyatındaki bazı orijinal fikirleri kendi düşüncelerinden doğmuş gibi göstererek ortaya attılar. Bazı Hıristiyan bilginleri de İslâmda tıp, matematik, kimya ve diğer ilimlerden faydalanarak ya bunları bir ekol halinde talebelerine okuttular veya daha da geliştirerek ilmin ilerlemesine yardım ettiler. Diğer taraftan Haçlılar, İslâmın insana verdiği kıymeti gözleri ile görerek bunu ülkelerine dönüşlerinde hem tatbik edip, hem de etrafa yaydılar. Böylece Avrupa'da yavaş yavaş Hümanizm hareketlerinin doğmasına ve Rönesans ile reform cereyanlarının ortaya çıkmasına sebep oldular.
  • Haçlı seferleri netîcesinde başta Müslümanlar olmak üzere Bizanslılar ve Yahûdîler çok zarar gördü. İslâm ülkeleri ve devletleri harâb oldu. Yüz binlerce Müslüman; Anadolu, Mısır, Suriye ve özellikle Kudüs’te kılıçtan geçirilip, yerleşim alanları yağmalanarak yakılıp yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından Yahûdîler, özellikle Ortodoks Bizans da nasîbini aldı. İstanbul’un zenginliğine hayran kalan Lâtin Katolikler, şehrin sanat eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks halka saldırıp mal, can ve ırzlarına fazlasıyla zarar verdiler. İstanbullular şehri terk etmek zorunda kaldı.
  • 1096-1270 seneleri arasında, Müslümanlara karşı düzenlenen Haçlı seferleri sonucunda bir takım Lâtin devletleri kurulmuştur. Bunlar: Kudüs Krallığı, Kıbrıs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prensliği, Urfa Kontluğu, İstanbul Lâtin İmparatorluğu, Mora Prensliği, Atina Dukalığı, Kefalonya Kontluğu, Naksos Dukalığı, Saint Jean Şövalyeleri idi. Bu Lâtin devletleri zamanla Türkler tarafından ortadan kaldırılmış ve Haçlılardan hiçbir iz bırakılmamıştır.


Kasik tarih anlatımı olarak 1270'te sona erdiği söylenen Haçlı seferleri, son bulmuş değildir. Her zaman Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı askerî kuvvet birleşiminin yanında; siyâsî, kültürel ve ekonomik alanlarda da cephe birliği içinde olmuşlardır.

Osmanlı Devletine ve diğer Müslüman devletlere karşı, 1364 Sırpsındığı, 1389 I.Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 II. Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana Kuşatması, Osmanlı Devletinin yıkılması ve 1919-1922  Türk İstiklal mücâdelesinde Haçlılar ittifak edip, Müslümanlara karşı cephe aldılar. Hattâ Kudüs’ün Osmanlı'nın elinden çıkması üzerine müttefiki olan Almanlar bile sevinmiştir.

Batılıların geçen asırlarda ve günümüzde İslâm ülkelerine karşı tatbik ettikleri yayılmacılık ve emperyalist hareketleri, İslâm dînine saldırmaları ve Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları bütün dejenerasyon faaliyetleri, geçmişteki haçlı seferlerinin hâlen soğuk harp, kültürel ve ekonomik harp olarak devâm ettiğini göstermekte, bugün bile pekçok eserimiz çalınarak batıya kaçırılmaktadır. Aksine batıdan ülkemize kaçırılmış bir tek eser bile görülmemiştir. Batı her konuda bunu bugün bile uygulamaktadır.

ABD, New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne, Pentagon'a  2001, 11 Eylül'ünde yapılan şüpheli bir terör saldırısı sonrası dönemin ABD başkanı George W. Bush, "Crusader" (Haçlı Seferleri) sözünü dünya medyası önünde telaffuz etmiş ve ardından bu olay (9/11) bahane edilip, terörle mücadele adı altında nüfusunun % 99'unu Müslümanların oluşturduğu Irak, ve Afganistan'ın fiili olarak işgaliyle sonuçlanması, günümüzde de devam eden Haçlı seferlerinin en somut örneklerinden biridir.

Haçlı Seferleri Nedir, Nedenleri------------------------------------V.    Haçlı Seferi
I.    Haçlı Seferi---------------------------------------------------VI.  Haçlı Seferi
II.   Haçlı Seferi---------------------------------------------------VII. Haçlı Seferi
III.  Haçlı Seferi---------------------------------------------------VIII. Haçlı Seferi
IV. Haçlı Seferi