Celil, Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri.

"Azamet sahibi, büyük, yüce ve münez­zeh olmak; uzun ömürlü olmak" mâna­larına gelen celâl (veya celâle) kökünden türemiş bir sıfattır. Allah'a nisbet edil­diğinde "hiçbir kayıt ve kıyas kabul et­meksizin azamet sahibi, kadrü kıymeti ve mertebesi en yüce olan" gibi anlam­lar taşır. Kur'ân-ı Kerîm'de aynı muhte­vada olmak üzere zü'l-celâl terkibiyle iki âyette yer almıştır(Rahmân 55/27, 78). Hadislerde ise doksan dokuz isim için­de sayılmakta, ayrıca Allah için ta­zim ifade eden "azze ve celle" (daima ga­lip ve azamet sahibi olan) cümlesinde ve daha başka kelime kalıplarıyla Allah'ı niteleyen bir kavram olarak geçmekte­dir.

Celâl kelimesinin ifâ] babından gelen iclâl masdarının taşıdığı sözlük mânala­rından hareketle celîl isminin muhteva­sını belirlemek de mümkündür.

1- Celîl, Allah'ın zâtını sıfatlarından tecrit etme­nin (ta'tî!) mümkün olmadığını ifade et­tiği gibi zâtına izafe edilecek sıfatların yaratılmışlik özellikleri (teşbih) taşıma­dığını da İfade eder. Ayrıca O, varlığına delil teşkil edecek harikulade mükem­mel nesneleri yaratması, duyularla id­rak edilmekten ve mahiyetinin akıl yo­luyla kavranılmasından münezzeh bu­lunması açısından da celîl yani yüce ve aşkındır.

2- "Faîl" kalıbındaki bir sıfatın "mef ûl" mânasına da kullanılabildiği göz önüne alınarak celîün "kendisine tazim edilen, ulûhiyeti ve aşkınlığı benimse­nen" anlamını ifade edebileceği düşünül­müştür.

3- Celâlin taşıdığı "uzun ömürlü oluş" şeklindeki sözlük anlamı, zaman­dan münezzeh bulunan Allah'a nisbet edildiğinde "varlığının başlangıcı olma­ma" (kıdem) anlamına dönüşür. Bu açı­dan celîl "kadîm" mânasına gelir. Celîl bu üç anlamıyla Allah'ın zatî isimleri ve tenzîhî sıfatları grubuna girer.

4- Celâl kökü iclâl (yüceltmek) masdan ile eş an­lamlı kabul edilirse celîl "müminleri yücelten, onların amellerini kabul edip mü­kâfatlarını arttıran" mânasına gelir.

5- İclâlin bir anlamı da "vermek" (i'tâ) ol­duğundan celîl "bol bol veren, lutufta bulunan" anlamını da taşır. Bu sonuncu kullanışlar bakımından celîl, Allah'ın kâ­inat ve insanla ilgili isimleri ve fiilî sıfat­ları grubuna girer.

Esmâ-i hüsnâ içinde yer alan kebîr, celîl ve azîm isimleri yakın anlamlı keli­meler olmakla birlikte kebîr Allah'ın zâ­tının, celîl sıfatlarının, azîm ise hem zât hem de sıfatlarının kemalini ifade et­mek için kullanılmıştır. Gazzâlî'nin de belirttiği gibi doksan dokuz isim içinde eş anlamlı ba­zı kelimelerin tekrar niteliğinde yer al­dığı zannedilirse de gerçekte durum böy­le değildir. Çünkü sözlük anlamları ya­kın veya aynı olsa bile kelimelerin çeşit­li alanlarda kullanılmalarıyla kazandık­ları mânalar, aralarında muhteva farklı­lıkları meydana getirmektedir.

Celîlin fi'l-i mazisini oluşturan celle ile "daima galip ve üstün" anlamındaki azîz isminin mazisini oluşturan azze fiil­leri, "azze ve celie" şeklinde İslâmî me­tinlerde Allah'ı tazim için en çok kulla­nılan cümlelerden biri olmuştur.

Diyanet İslam Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net