Filozof.net

Hucurat Suresi Kaç Ayet, Kaçıncı Sure, Özeti, Nüzul Sebebi, Hakkında Bilgi

İkinci bölüm, toplulukların üstünlük id­diasıyla başka bir topluluğu hor görüp onunla alay etmesini yasaklayan 11. âyet­le başlar. Kendileriyle alay edilenlerin alay edenlerden daha hayırlı olabileceğine dik­kat çekildikten sonra birbirini aşağıla­manın, birbirine çirkin ve küçültücü la­kaplar takmanın kötülüğü üzerinde du­rulur. Bu uyarılara rağmen bu tür kötü­lüklerden vazgeçmeyenler "zalimler" ola­rak nitelenir. İnsanlar hakkında kötü dü­şünmenin ve gizli kusurlarını araştırma­nın çirkinliği, arkadan çekiştirmenin öl­müş kardeşinin etini yemekten farksız olduğu, bu kötü huy ve alışkanlıklardan vazgeçmek gerektiği vurgulanır. Bu uya­nların ardından. Kur'an'da çeşitli vesile­lerle ortaya konmakla birlikte Hucurât sûresinde en mükemmel ve veciz üs­lûpla ifade edilen bütün insanların eşit olduğu şeklindeki tezin temel gerekçesi olmak üzere insanların bir erkekle bir kadından yaratıldığı. Allah katında en büyük değer ölçüsünün takva olduğu be­lirtilir. Müslüman olmakla mümin olmak arasında fark bulunduğuna, mümin ola­bilmek için her şeyden önce kalben inan­manın gerektiğine işaret edildikten son­ra çıkar sağlamak için müslüman olan­larla, Allah yolunda canları ve malları ile cihad eden gerçek müminlerin aynı de­ğerde olmadığı ortaya konulur. Allah'a dini öğretmeye kalkışmanın, "müslüman oldum" diye Peygamber'i ve müminleri minnet altına sokmaya yeltenmenin yanlışlığına dikkat çekilir. Sûre. göklerde ve yerde olup biten her şeyi hakkıyla bi­len Allah'ın İnsanların yaptıklarını da gör­mekte olduğunu bildiren bir âyetle sona erer.

Hucurât sûresi İslâmî edep ve ahlâkın önemli ilkelerini belirleyen bir sûredir. Bu kısa sûrede "ey iman edenler" hitabı beş defa tekrarlanır. Birincisinde Allah'a karşı saygılı olunması emredilir. İkinci­sinde Hz. Peygamber'e karşı saygılı dav­ranma ve küstahça hareketlerden sakın­ma tavsiye edilir. Üçüncüsünde sorum­suzların sözlerine güvenilmeyeceği. on­ların getirdiği haberlerin araştırılması gerektiği vurgulanır; toplum ilişkilerinde dürüstlük, açıklık, adalet ve barış ilke­lerinin geçerli olması istenir. Dördüncü­sünde toplulukların birbirlerini aşağıla­maktan uzak durması emredilir. Beşin­cisinde kötü düşünce ile hareket etme­nin, buna bağlı olarak dedikodu yapma­nın çirkinliği üzerinde durulur. Nihayet bütün insanlara şâmil olmak üzere "ey insanlar" şeklindeki hitaptan sonra çeşitli kavim ve kabilelerin var oluşunun savaş sebebi değil tanışma ve anlaşma vesilesi olduğuna dikkat çekilir.

Başından sonuna kadar umuma hitap eden ifade tarzıyla Hucurât sûresi top­lumların hukuk ve ahlâk ilkelerine da­yanması gereğini vurgulamaktadır. İs­lâm'dan önce yeryüzünde kavmiyet esa­sına ve kan bağına dayanan toplum ger­çeği hüküm sürmekteydi. İslâmiyet kav­miyet ve kan bağının yerine iman kar­deşliğini getirmiş, üstün ırk iddialarına dayanan toplum düzeni anlayışını red­detmiştir. Sadece kişiler arasında değil renkleri ve soyları ayrı olup farklı dilleri konuşan çeşitli kavimler arasında da kar­deşliği öngören, haklara ve haysiyetlere saygı ilkesi üzerine kurulması istenen modern toplumun temellerini atmıştır. Bu açıdan bakıldığında Hucurât sûresi muhteva bakımından en çok Ahzâb sü­resiyle ilgili görünmekte, orada temas edilen çeşitli meseleler bu sûrede hük­me bağlanmaktadır. Eğitim ve ahlâk yö­nünden bakıldığında ise sûrenin daha çok Feth süresiyle ilişkili olduğu dikkati çeker. Çünkü Feth sûresi zaferlerden ve zaferlerle elde edilecek menfaatlerden söz eder. Zafer ve başarı toplumu şımar­tır, zenginlik görgüsüzleri küstah laştırır, zevk ve eğlenceye iter ve tembelleştirir. Feth sûresinin hemen ardından gelen Hucurât sûresi, bu mahzurları bertaraf etmek için toplum hayatında riayet edil­mesi gereken ahlâkî kuralları ortaya koy­makta ve böylece dolaylı olarak bir toplu­mun hayatında eğitim ve ahlâkın zafer­den daha önemli olduğuna işaret etmek­tedir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Konu Hakkında Bilgini Paylaş & Yorum Ekle


Güvenlik kodu
Yenile