Filozof.net

Kazaklar Kimdir, Tarihi, Hakkında Bilgi

Kazak halkı arasında Rus İdaresinin en radikal değişim alanlarından biri toprak ve mülkiyet düzenlemeleriydi. Bütün top­raklar devlet malı ilân edilerek otlakların kullanım ve paylaşımı hükümet yönetici­lerinin eline bırakılırken Kazaklar da gö­çebe hayatını ve hayvancılığı bırakıp yer­leşik hayata ve ziraata zorlandılar. Bu du­rum geleneksel Kazak toplumunun eko­nomik ve sosyal yapısını bozdu. Rus yö­netimi ayrıca Kazaklar'ın elinden alınan toprakların bir kısmında Rus iskânını ger­çekleştirdi.

XIX. yüzyılda Kazaklar arasında başta İslâm olmak üzere farklı dinamiklerin et­kisiyle başka değişiklikler de yaşandı. Ka­zak toplumunda İslâmiyet genel olarak XVIM ve XIX. yüzyıllara kadar fazla etkili değildi. Başta yöneticiler olmak üzere ulemâ ve eşraf kendilerini müslüman ola­rak tanımlamakla birlikte halkın çoğun­luğu Şamanizm gibi geleneksel inançla­rına bağlı idiler. XVII. yüzyıldan itibaren İslâm merkezleriyle olan ilişkilerin artma­sı, müslüman sûfîlerin gayretlerinin yay­gınlaşması gibi gelişmeler Kazak bozkır­larında İslâmiyet'in yaygınlaşmasını hız­landırdı. Ancak bu dönemde kurumsal bir eğitim veya vakıf faaliyeti henüz baş­lamamıştı. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İslâm Kazaklar arasında önemli bir sosyal ve moral dinamik haline geldi. Orenburg gibi merkezlerde dinî okullar açıldı ve dinî eğitim yaygınlaşmaya baş­ladı. Ruslar'ın İslâmiyet'i kendi hâkimi­yetlerine bir engel olarak algılayıp karşı koyma çabalarına rağmen pek çok Kazak topluluğu gittikçe sosyal ve hukukî dü­zenlemelerini İslâmî prensiplere dayan­dırmaya başladı. Bu dönemde görülen ve modern Kazak milletine giden süreçte et­kili olan bir başka gelişme yeni bir aydın grubunun ortaya çıkmasıdır. Rus hâkimi­yetinin yok ettiği geleneksel Kazak aris­tokrasisinin yerini alan bu grup kendi içe­risinde seküler aydınlar ve muhafazakâr­lar olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Bunlar­dan ilki Rusya'ya sadık idareciler yetiştir­meyi amaçlayan Orenburg, Omsk ve Se-mipalatinsk'teki devlet okullarından ye­tişmiş kadrolardı. Diğer grup ise Kazak halkının geleneksel kültürünü korumak için geleneksel İslâmî öğretilere bağlılığı savunan, aynı zamanda Orta Asya ve Ta­tarlar arasında yaygınlık kazanan Cedîdciliği benimseyen aydınlardı. Her iki kesi­min de ortak olduğu husus Rus politika­larına karşı olmaktı.

190S yılındaki Rus devrimi Kazak siyasî hayatına yeni açılımlar ekledi. Din adam­larının desteğini alan aydınlar, Rus hükü­metinden siyasî ve kültürel faaliyet alan­larında daha hür hareket etme imtiyazı aldılar. Böylece siyasî partiler kuruldu, ga­zete ve dergi neşriyatı ndaki bazı kısıtla­malar kaldırıldı. Bu dönemde Kazaklar İs­lâm'ın Hıristiyanlık'la (Ortodoks) aynı hu­kukî çerçevede tanınmasını, kendilerin­den alınan toprakların iadesini ve Kazak topraklarında sadece Kazaklar'ın tam va­tandaşlık hakkına sahip olmasını talep etmeye başladılar. Bu arada diğer Türk topraklarında canlanan pantürkizm gibi fikirler Kazaklar arasında da yayılmaya başladı.

1916'da I. Dünya Savaşı sırasında Ruslar'a karşı büyük bir ayaklanma oldu. Gö­rünürdeki sebebi Ruslar'ın on sekiz-kırk üç yaş arasındaki erkekleri askere almak istemesiydi. Ancak arka planda Ruslar'ın toprak politikasına karşı duyulan uzun süreli rahatsızlık, vergilerin ağırlığı ve sa­vaş döneminde el konulan Kazak kaynak­larına duyulan tepki mevcuttu. Rus or­dusu büyük kayıplarla otoritesini tekrar sağladı, fakat Kazak-Rus ilişkileri bir da­ha bu gerginlikten kurtulamadı. Nitekim 1917 Bolşevik İhtilâli'nde Kazaklar çarlık düzeninin yıkılmasını büyük sevinçle karşıladılar. Hemen özerklik talepleri yüksel­di. Nisan 1917'de Orenburg'da ilk umumi Kazak kurultayı toplanarak resmen siyasî otonomi, idare ve okullarda Kazak Türkçesi'nin resmî dil olması talepleri günde­me getirildi. Bundan birkaç ay sonra top­lanan II ve III. Umumi Kazak kurultayla­rında ordu kurma, anayasa hazırlama ve seçim yapılması kararı alındı.