Filozof.net

Lut Gölü Nerede, Nasıl Oluştu, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Kur'an'da çevresinde gelişen olaylara temas edilen, fakat adı verilmeyen Lut gölünün dinler tarihinde ve Kitâb-ı Mu­kaddes arkeolojisinde önemli bir yeri vardır. İşledikleri büyük günahlar sonucu altüst edilen Sodom ve Gomore şehirle­riyle Tevrat'ta adları verilen aynı döneme ait diğer şehirlerin araştırılması faaliyetleri arkeologlar tarafından henüz kesin sonuçlara ulaştırılamamıştır ve bu konudaki çalışmalar halen sürdürülmek­tedir. XX. yüzyılın ilk çeyreğinden beri de­vam eden bu çalışmalar sırasında 1946-1956 yılları arasında gölün kuzeybatı kı­yısındaki Kumran harabeleri yakınında bulunan mağaralarda keşfedilen ve Lut gölü yazmaları veya Kumran mağaraları yazmaları denilen, milâttan önce II - mi­lâttan sonra I. yüzyıllara ait Ârâmîce ve İbrânîce belgeler, Kitâb-ı Mukaddes tari­hi ve Hıristiyanlığın kökenleri açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Nâsır-ı Hüsrev, Yâküt el-Hamevî, İbn Battûta, Mes'ûdî, Makdisî ve İstahrî gibi İslâm coğrafyacılarının "el-Buhayretü'l-müntine" (fena kokulu göl) ve "el-Buhayretü'l-makiûbe" (altüst olmuş göl) gibi adlarla bahsettikleri Lut gölünü Evliya Çelebi hac dönüşü sırasında görmüş ve "Buhayre-i Sidrem" başlığı altında anlattığı gö­lün sahillerinde yerleşim olmadığını, sa­dece bir kenarında bir cami ile bunun kıb­le yönünde 200 evli bir köy bulunduğunu, burada oturanların müslümanlar, Ya'-kübîler ve yahudilerden oluştuğunu söy­lemiştir. Aynı şekilde bugün de yaşama­ya elverişli olmaması sebebiyle gölün kı­yılarında önemli bir iskâna rastlanma­makta ve çevrede daha çok sudaki kim­yasal maddeleri değerlendirmeye yöne­lik faaliyetlerin sürdürüldüğü bazı küçük yerleşim merkezleri bulunmaktadır.

TDV İslâm Ansiklopedisi