Filozof.net

Musiki / Müzik Nedir, Ne Demek, Tarihi, Tarihçesi, Hakkında Bilgi

Eski Grekler'e ait ilmî eserlerin tercü­meler yoluyla İslâm dünyasına girdiği Ab­basîler devrinde mûsiki nazariyecileri, eski Grekler'de olduğu gibi sesler arasındaki aralık ve oranları aritmetikte sayılar, astro­nomide yıldızlar ve geometride şekiller arasındaki oranlarla birlikte ele almışlar, ayrıca bu teorinin bazı unsurlarını Arapça isimler vererek olduğu gibi, bazılarını da uyarlama yoluyla kendi teorilerine katmış­lardır. Tarentumlu Aristoxenus'un Elementa Harmonica'sı, Aristides Quintilianus'un De Musica"sı, Öklid'e mal edilen Sectio Canonis, Geresalı Nicomachus'un Enchiridion'u, Batlamyus'un Harmonikon'u gibi kaynak eserler, İslâm dünyasın­da müzik teorisi alanında yazılan ilk eser­lerin temel kaynağını oluşturur.

İslâm dünyasında mûsiki çalışmalarının teori ve sazlarla ilgili olarak yoğunlaştığı söylenebilir. İlk İslâm filozofu Ya'küb b. İs­hak el-Kindî teori üzerinde çalışan en eski müelliftir. Mûsikiye dair on risalesinden ancak dört tanesi günümüze ulaşan Kin-dî, Arap mûsikisinde ilmî ekolün kurucusu kabul edilir. Kindî ebced harflerine dayalı bir nota sistemi kurmuş, mûsikiyi man­tık, felsefe, hesap, hendese ve hey'et ilim­leriyle birlikte değerlendirmiş, riyâzî ilim­lerden mahrum olanların Ömür boyu fel­sefe okusalar dahi bunu anlayamayacak­larını, sadece yazılanları tekrarlamış ola­caklarını ifade etmiştir. Kindî, udda her bir telin dört temel ses üzerinde tesis edil­diği ve "dörtlü sistem" adını verdiği bir ses sistemi kurmuş, iki oktavlık bir diziyi elde edebilmek için nazari olarak o döne­me kadar dört telli olan uda "hâddismini verdiği beşinci bir tel ilâve et­miştir. Kindî ayrıca Ethos doktrini çerçe­vesinde udun dört teliyle gökcisimleri, burçlar, ay, rüz­gâr, mevsimler, günler ve dört unsur ara­sında bağ kurduktan sonra bunların insan vücuduna etkilerini açıklamıştır.

Kindî den sonra mûsiki nazariyesine da­ir çalışmaları günümüze ulaşmış diğer bir İslâm filozofu Fârâbî'dir. Aynı zamanda iyi bir icracı olan Fârâbî'nin mûsiki konusun­da telif ettiği üç eserinden en kapsamlısı el-Mûsîka'1-kehîr, Batı'da ve İslâm dün­yasında mûsiki teorisi ve özellikle mûsiki felsefesi hakkında yazılmış en sistemli eserlerden biri kabul edilmektedir. Mûsiki sanatını icra eden ve teoriyi icra ile kuv­vetlendirmek isteyenler için yazılan eser icranın teoriden önce geldiği esası üzerine kurulmuştur. Mûsiki konusunda Grek ve İslâm dünyası arasında köprü vazifesi gö­ren Fârâbî bu eserde Grek eserlerini şer-hetmekle kalmamış, onlardan eksik şekil­de intikal eden bilgileri düzelterek tamam­lamıştır. Kitapta mûsikinin fizyolojik esas­larını ele alma şekli bakımından Grekler aşılmış, ayrıca çalgılar hakkında hiçbir eser bırakmayan Grekler'in aksine bu alanda ilk çalışmalar ortaya konmuş-, ud, şehrûd, Horasan ve Bağdat tamburlarının perde bağları ve akort sistemleri hakkında ge­niş bilgi verilmiştir. Eserin, başta İbn Sînâ olmak üzere daha sonra yapılan mûsiki te­orisine dair çalışmaları etkilediği ve bu et­kinin Abdülkâdir-i Merâgî'ye kadar uzan­dığı kabul edilmektedir.

Muhammed b. Ahmed el-Hârizmî ile trigonometri ilminin kurucusu Ebü'l-Vefâ el-Bûzcânî, Fârâbrden sonra mûsiki teorisi üzerine eser yazmış müelliflerin en önem­lileridir. Hârizmî Mefâtîtnı'l-'ulûm adlı ansiklopedik eserinin mûsikiye ait bölüm­lerinde aralıklar, perdeler ve tellerin tak­simatı gibi ses sistemiyle ilgili konularla mûsiki aletleri hakkındaki bilgilere yer ver­miştir. Bûzcânînin îkâa dair eseri kaybol­muştur. Ortaçağ İslâm dünyası mûsiki kay­naklarında adından sıkça söz edilen bir di­ğer önemli eser Resa'ilü İhvâni'ş-Şafti­dir. X. yüzyılda Basra'da dinî, felsefî, siya­sî ve ilmî amaçlarla ortaya çıkmış bir top­luluk olan İhvân-ı Safâ'nın bu konulardaki düşüncelerini içeren külliyatın matemati­ğe ayrılan beşinci risalesinde mûsikiyle il­gili görüş ve bilgilere yer verilmiştir. Mû­sikinin ruha tesiri, sesin özellikleri, aralık­lar, mûsiki-kosmos münasebeti, seslerin uyumu, mizaç-ses ilişkisi, çalgılar veîkâ' konularının ele alındığı risale Hermes, Pi­sagor ve Konfüçyüs'ün ilâhî derinliğe sa­hip müzik yorumlarının İslâm dünyasına aktarılmasında büyük ölçüde etkili olmuş­tur. İhvân-ı Safa bu risalenin amacının bü­tün dünyanın aritmetik, geometrik ve mü-ziksel ilişkilerle uyum içinde bulunduğu­nu göstermek suretiyle evrensel ahengin gerçekleştiğini açıklamak olduğunu ifade eder. Mûsikinin ilk sebebi olarak göklerin armonisi görüşünü savunan İhvân-ı Safâ'nın müzik dinlerken yaşanılan vecd halini anlatan sözleri hemen hemen tasavvufîdir. İhvân-ı Safa, kâinatta varlıklar arasın­daki uyumdan ve oranlardan söz ettikten sonra aynı uyumun gezegenler arasında da mevcut olduğunu ve gezegenlerin ha­reketleri esnasında uyumlu nağmeler çı­kardığını ifade ederken Pisagor düşünce­sine oldukça yaklaşır.