Filozof.net

Abbasilerde Mimari, Sivil, Cami Mimarisi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Sâmerrâ'da pek çok ev kalıntısı da bulunmuş ve çok büyük olan bu evlerde elli kadar odanın bulunduğu görülmüş­tür. Genellikle aynı plana göre yapılan bu evlerde giriş büyük bir avluya açıl­makta ve avlunun kenarlarından biri üzerinde T şeklinde bir salon bulun­maktadır. Ortada dik bir eyvan ve iki yanında birer odanın yer aldığı bu me­kân grupları diğer avlularda da tekrar­lanmakta ve avluların öteki kenarların­da daha küçük odalar sıralanmaktadır. Evler tek katlı olup hepsinde hamam ve kanalizasyon tertibatı ile serdâblar bulunmaktadır.

Sâmerrâ yapıları zengin stukolarla süslenmiştir. Daha sonraki devirlerin süsleme sanatında etkili olduğu görü­len bu stukoların teknik ve üslûp özel­likleri, İslâm süsleme sanatında ayrı bir yer tutmaktadır.  Mezopotamya'da  ve

İran'da genel olarak Sâsânîler tarafın­dan kullanılan stuko süsleme tekniği, İslâm sanatında çeşitli yabancı etkilerin kolayca kendini kabul ettirdiği bu de­virde, Özellikle Sâmerrâ yapılarında de­ğişik üslûplar ortaya koymuştur. Bura­daki kazıları yönetmiş olan Herzfeld, somuttan soyuta giden bir gelişmeyi dikkate alarak bu değişik üslûpları üç gruba ayırmıştır. Zeminin kalabalık mo­tiflerle doldurulduğu A üslûbu stukolarda derin oyulmuş asma yaprakları görülür. Beş veya üç dilimli asma yap­raklarında bir değişiklik meydana geti­rilerek yapraklar üzerine dairevî çizgiler arasında dört delik işlenmiş ve yapra­ğın sapla birleştiği kısımda yer alması gereken üzüm salkımları yapılmamıştır. Örnekler bütün stilize görünüşlerine rağmen tabiattan tamamen uzaklaşmış değildir. Motifler, içleri Sâsânîler'in inci dizileriyle doldurulmuş kare ve sekiz­gen gibi geometrik çerçeveler içine alınmıştır. B üslûbunda motifler tabii özelliklerini kaybetmiş olup sap ve yap­raklar görülmez; bazı Uzak Doğuya has sembolik motiflere de rastlanır. Motif­ler kare ve sekizgen çerçeveler içine alınmış ve koyu gölgeli zemin derin ke­simle oyulmuştur. C üslûbunda ise tek­nik değişmiş, derin kesim yerine motif­ler eğri kesimle meydana getirilmiştir. Eğri kesim tekniği. Türkler'in koşum takımlarında görülen bir teknik olup İslâm sanatına Türklerle girmiştir. Bu üslûpta duvarlar, motiflerle hiç boş yer kalmayacak şekilde kaplanmıştır. Örnekler tahta kalıplar kullanmak sure­tiyle yapılmış ve böylece büyük sahala­rın süratle süslenmesi mümkün olmuş­tur. Sâmerrâ stukolarının etkisi Kahire'de Tolunoğlu Camii ile İran'da Nain Camii'nin süslemelerinde görülmektedir.

Ca'feriyye Şehri ve  Ebû  Dülef Camii
. Sâmerrâ Camii'nin yapılmasından bir­kaç yıl sonra Halife Mütevekkil. Sâmerrâ'nın kuzeyinde kendine yeni bir şehir kurmaya karar verdi ve 859'da başla­yan çalışmalar 861 yılının başlarında sona ererek Ca'feriyye adı verilen yeni şehre taşınıldı. Etrafı kuleli duvarlarla çevrilmiş olan ve geniş bir sahayı kapla­yan Ca'feriyye Sarayı'nın kalıntılarında henüz kazı yapılmamıştır. Kaynaklara göre Halife Mütevekkil. Ca'feriyye Sara-yı'nda dokuz ay üç gün yaşamış ve bu­rada öldürülmüştür. Aynı yılın sonların­da yerine geçen Müntasır. derhal Sâmerrâ'ya geri dönmüş ve Ca'feriy-ye'yi yıktırıp işe yarar yapı malzemesini Sâmerrâ'ya taşıttırmıştır. Ebû Dülef Ca­mii adını taşıyan Ca'feriyye'deki cami­nin iç kısmı Sâmerrâ Camii'ne göre da­ha iyi korunmuş, kerpiçten yapılmış olan dış duvarların ise sadece kuzey ke­narda birkaç metrelik küçük bir parçası kalmıştır. Cami kuzeyden güneye 213 m., doğudan batıya 135 m. uzunluğun­da olup büyük avlusu revaklarla çevrili­dir. Camide mihrap duvarına dik beş kemerli, ortadaki daha geniş on yedi nef bulunmakta ve kemerlerin, bazıları hâlâ ayakta duran 8 m. yüksekliğindeki kalın payelere oturup düz çatıyı taşıdık­ları anlaşılmaktadır. Bu dikine nefler kıble duvarında T biçimi payelerle son bulmakta ve on yedi paye ile bölünen iki nef de orta nefle büyük bir T şekli meydana getirmektedir. Harimin doğu ve batı tarafından ikişer nef avlunun kuzey duvarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde bulunan revaklar üç sıralıdır ve payeleri tuğladan örülmüştür. İhata duvarında, köşelerde birer, doğu ve ba­tı kenarlarında on birer, kuzeyde sekiz, güneyde tahminen altı olmak üzere toplam kırk kadar yuvarlak kule yer al­maktadır. Caminin doğu ve batı yanla­rında, doğrudan revak kemerlerine açı­lan altı, kuzeyinde ise üç kapısı bulun­maktadır. Caminin “Ziyadelerinin de ol­duğu katıntılardan anlaşılmaktadır. Ku­zey ziyadede, caminin duvarına 9.60 m. mesafede ve mihrap ekseni üzerinde yer alan minare, Sâmerrâ Camii'nin melviyesine benzemektedir. Bir kare kaide üzerine oturan çok harap durum­daki minare, gittikçe İncelerek yüksel­mekte ve görünüşe göre spiral müezzin yolu üç dönüş yapmaktadır.

Konu Hakkında Bilgini Paylaş & Yorum Ekle


Güvenlik kodu
Yenile