Filozof.net

Rubai Nedir, Özellikleri, Örnekleri, Rubai Nazım Şekli Ne Demektir

Rubâî

Dört mısralık divan edebiyatı nazım şeklidir. Kelime, “dört, dörtlük” anlamına getir, ilk defa İran'da kullanılmaya başlanmış, İranlılar Arapça Rubâî, Araplar da Farsça dübeyt demişlerdir. Türk edebiyatına İran'dan geçmiştir.

Kafiye şeması şöyledir:

aaxa

Birinci, ikinci ve dördüncü mısralar kendi aralarında kafiyeli, üçüncü mısra ise serbesttir. Bununla beraber rubâî-i muasarra veya terane denen bütün mısraları kafiyeli (aaaa) ve birinci ve üçüncü mısra serbest, ikinci ve dördüncü mısra kendi aralarında kafiyeli rubailer de yazılmıştır.

Rubâiler, hecez bahrinin özel rübâi kalıplarıyla yazılırlar. Dört mısralık nazımdan ve tuyuğdan ayrılar; özelliği de budur. Rubai kalıpları ahrem ve ahreb olmak üzere ikiye ayrılırlar Mef'ûlün ile başlayan ahrem 12 kalıp, mef'ûlü ile başlayan ahreb de 12 kalıptır. Bu 24 kalıp Türkçeye göre aynı değerde olduğu için ahrem ve ahreb vezinlerinin toplamı 12 olur. Açık hece sayısı daha az olan ahrem kalıpları Türkçenin yapısına ters düşer. Ayrıca ahreb kalıpları daha ahenkli bulunmuştur. Türk edebiyatıında ahrem kalıplarının sadece 2, ahreb kalıplarının ise 6 kalıbı kullanılmıştır.

Ahrem kalıpları:

 

  1. Mef'ûlun fâ'ilün mefâîlün fâ
  2. Mef'ûlün fâ’ilün mefâ'îlün fa’ûl
  3. Mef'ûlü  mefâ'îlün mefâ’îlün fâ'
  4. Mef'ûlü mefâ'îlün mefâ’îlü fa’ûl
  5. Mef'ûlü mefâ’îlün mefâ’îlün fâ’
  6. Mef'ûlû mefâ’îlû mef'ûlü fa’ûl

Rubâîlerde şairler genellikle dünya görüşlerini, dinî ve tasavvufî düşüncelerini, rindane tavırlarını, maddî ve manevi aşk
anlayışlarını kısa ve özlü bir şekilde işlerler. İlk üç mısra fikri hazırlar. Asıl verilmek istenen fikir dördüncü mısrada çarpıcı bir şekilde söylenir.

Fikri dört mısra içinde özlü bir şekilde vermek gerektiğinden rübâî yazmak güçtür. Hemen her şair rubai yazmayı denemekle beraber başarılı olanları azdır. Bu türün ilk başarılı örneklerini Şâhid, Rudekî Ebû Şekur Belhî verdi. İranlılar'da Ömer Hayyam, Araplarda Ömer bin Ferid, Türk edebiyatında da Hâleti (1570-1631) rübâî ustası olarak tanınmışlardır.

XX. yüzyılda ise, rübâî söyleyenlerin başında Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958) ve Arif Nihat Asya (1904-1975) gelirler.

Rubâîlerden örnekler:


Ahval-i cihân, her zaman söyleşelim
Ammâ gam-ı aşkıma nihan söyleşelim
Ey Vâkıf-i râz-ı aşk olan ârifî can
Ney gibi seninle bî-zeban söyleşelim
Hâletî

İstek dolu, mânâ dolu sümbül gibiyiz:
Gülşende açılmış yeni bir gül gibiyiz
Arif Hoca'dan beş on rübaî okuduk,
Dostlar arasında şimdi bülbül gibiyiz.
Aydil Erol

Tercih

Dünyâda ne ikbâl, ne sevgi dileriz:
Hattâ, ne de ukbâda saadet dileriz.
Aşkın gül açan, bülbül ölen vaktinde,
Yâranla tarab, yâr ile sohbet dileriz.
Yahya Kemal Beyatlı

Bil

Ey sevgili, “sevdim seni... ” derken dilim ol!
Al’dan duvağım. kınam: ışıklan telim ol!
Sen yollara yalnız çıkamam,,. Kolla beni!
Sevdinse eğer, gel. tut elimden,.. Elim ol!
Arif Nihat Asya