Filozof.net

Tuğ Nedir, Ne Demektir, Türklerde Tuğun Anlamı, Çeşitleri

Tuğ

Türklerde bayrak gibi bir devlet ve hakimiyet işareti. Menşe itibariyle dînî merasimlerle ilgisi bulunup sonradan hâkimiyet alâmeti olarak kullanılmıştır.

Tuğ, eski Türklerle Çinlilerde kutsal sayılan ve Kotas adı verilen, bir çok Asya milletlerinde "yak" diye tanınan Tibet öküzünün kuyruğundan yapılırdı. Çinliler küçük ve baston şeklinde yaptıkları tuğu mabetlerde koruyucu bir ruh sembolü olarak kullanırlardı. Türklerde ise hâkimiyet ve memuriyet sembolü olarak kullanılmıştır. At kullanan diğer kavimlerde de aynı manâyı ifâde eden bir sembol oiarak kullanılmıştır.

Tuğlar, bayraklı ve bayraksız olmak üzere iki kısımdır. Bayraksa tuğlar içinde en eski tuğlara benzeyenler Osman!ı tuğlarıdır. Göktürk tuğlarının başlıkları ise kurt başı olup kağanlık otağının önüne dikilirdi. Kırgızlar ise at vey â öküz kuyruğu bağladıkları tuğlarına Tüpök derlerdi.

Tuğlu bayraklar ise tepelerinde tuğu bulunan bayraklardır. Aslında tuğ, tepesinde yalnızca atveyâ öküz kuyruğu bulunan çıplak bir gönderden ibâret değildir. Bunlar, turuncu veya al renkli kumaşlardan yapılır ve bu da uğur sayılırdı. Yine Cengiz Han'ın beyaz, Çinlilerin sarı, Kırgız ve Kalmukların kırmızı tuğ kullandıkları bilinmektedir.

Tuğlar, diğer bir cihetten de Savaş Tuğları ve Tuğlu Mızraklar olarak da ikiye ayrılırlar. Savaşlarda her komutan kendi rütbesine göre ayrı şekil ve sayıda tuğ kullanırlardı. Bu tuğlar otağ ve karargahlar önüne dikilirlerdi.

Yine gerek Türklerde, gerek Çinlilerde ve gerekse diğer bu çevrede yaşayan milletlerde mızrakların ucuna savaş âleti olarak tuğlar taktıkları görülmektedir.

İsiâmdan önceki ve sonraki Türk devletlerinde hâkimiyet alâmeti olarak tuğ ve davulun ehemmiyetli yerleri olduğunu bilmekteyiz. Bu, hükümdarların olduğu kadar büyük memurların da hâkimiyet sembolü idi. Harzemşahlarda yeni tayin edilen bir kadıya bile hil'at giydirilir ve tuğ verilirdi. Selçuklularda, Memluklerde, Timurilerde, Akkoyunlularda ve Osmanlılarda da tuğun önemli yeri vardı. Memlukler tuğa, "Çalış" derlerdi. Anadolu Selçuklu sultanı tarafından Osman Gâzi’ye bağımsızlık alâmeti olarak alem, mehter ve tuğ gönderilmişti.

Kendisine tuğ verilen kimse tuğ sayısına ve maaşına göre bütçeye "Tuğ câizesi" adı altında bir miktar para öderdi. Osmanlı'da Mirlivaların veya sancakbeylerinin bir; mirmîranların veya beylerbeylerinin iki; vezirlerin ve seraskerlerin üç; sadrazamın beş; padişahların altı, yedi veya dokuz tuğları olurdu. Ayrıca şeyhülislâmın biri toplu biri topsuz iki tuğu bulunurdu. Kâzaskerlerin bir; Yeniçerileri ağalarının iki topuzsuz tuğları vardı.

Memlûklerde savaştan 40 gün önce tuğların dikilmesine karşılık Osmanlılarda 60 gün önceden padişah tuğlarından ikisi cebehâne önüne, daha sonra Ortakapı ve Akağalar kapısı önüne dikilirdi. Saraydan tuğun çıkarılması sadrazam, şeyhülislâm, kâzaskerler, nişanedar, defterdarlar, yeniçeri ağası v.s. erkânın katılmasıyla özel bir merâsimle olurdu. Savaş Anadolu tarafında olacaksa Da-vud Paşa'ya kurulan otağa dikilirdi. Seferlerde pâdişâhın iki tuğu daimâ bir konak ileri götürülerek oraya kurulan otağın önüne dikilirdi. 18. asırdan itibâren padişahlar bizzat savaşa gitmediklerinden tuğlar da yalnız saraya dikilirdi.