Filozof.net

Saplantı Nedir? Tanımı, Belirtileri (Pskoloji)

 

SAPLANTI
 

Psikoloji ve psikiyatri literatüründe birbirinden oldukça farklı olarak kullanılan iki kavram dilimize "saplantı" olarak çevrilmektedir. Bu kavramlardan ilkinin dilimizdeki karşılığı hezeyandır. Hezeyan (delusion), belli bir dönemin toplumsal gerçeğine uygun düşmeyen, mantıklı tartışma ile değiştirilemeyen bir yanlış inanç, bir düşünce bozukluğudur. Dilimize saplantı olarak geçen diğer kavramın bir başka karşılığı ise takıntıdır. Takıntı (obsession), bireyin iradesiyle bilincinden atamadığı, bireyi huzursuz eden, benliğe yabancı, sürekli yinelenen bir düşünce şeklidir. Bazı yabancı sözlüklerde "hezeyan' ve "takıntı' arasındaki farkı ortaya koyabilmek amacıyla, hezeyana saplanılmış düşünce, takıntıya da zorlayıcı düşünce (imperalive idea) adı verilmektedir.

Hezeyanda düşünce bozukluğu çok ileri düzeydedir. Ancak şizofreni ve paranoya gibi ağır psikolojik rahatsızlıklarda ortaya çıkar. Hezeyanlı bir düşünce bozukluğu içinde olan bireyi, düşüncelerinin saçmalığına ikna etme imkanı yoktur. İleri sürülen temaya göre birçok hezeyan (sanrı) türü olabilir. En çok karşılaşılan örnekleri şunlardır: Birey kendisini akla uygun olmayan bir biçimde, mevcut konumuna hiç uygun düşmeyen bir makama, mertebeye koyabilir. Peygamber, Mehdi, Cumhurbaşkanı vb. olduğunu ileri sürer (büyüklük hezeyanı: delusion of grandeur). Birey, başkaları tarafından kötülük göreceğini, sürekli izlendiğini düşünebilir (kötülük görme hezeyanı: delusion of persecution). Ya da herkes onun hakkında konuşuyor, radyo ve televizyondan kendisine sesleniliyor, bulunduğu her yere yerleştirilen cihazlarla davranışları kontrol ediliyor şeklinde saçma iddialarda bulunabilir (alınma hezeyanı: delusion of reference). Fakat bir düşünceye hezeyan niteliğinin yüklenebilmesi İçin, düşüncenin ileri sürüldüğü kültür ortamının çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Düşüncenin hezeyan olabilmesi için kültürel öğelerle açıklanamaması, çok ender görülen bazı paylaşılmış hezeyan durumları dışında hezeyanlı düşünceye başka kimsenin inanmaması gerekir. Bu nedenle psikolojik rahatsızlıkları tanımaya ve sınıflandırmaya çalışan bilimsel yayınlarda bu konu üzerinde önemle durulur. Bir kültürel grup tarafından kabul edilen ve paylaşılan yaşantılara hezeyan denilmemesi ısrarla belirtilir.

Takıntının (obsession) hezeyandan (delusion) en önemli farkı, kişinin bilincine zorla gelen düşüncelerin akla uygun olmadığını ve saçmalığını bilmesi, bu düşünceleri bir iddia gibi ileri sürmek yerine, tam tersine bunlardan kurtulmak için yoğun bir çaba göstermesi, fakat çaba gösterdikçe takıntılı düşüncelerin artarak sürmesidir. Takıntıda birey, dış gerçeğin farkındadır, gerçeği değerlendirme yetisini yitirmemiştir. özellikle ergenlik döneminde geçici takıntılı düşüncelere çok rastlanır. Normal bireylerin takıntılı düşünceleri çoğunlukla 'Yaratanı kim yarattı?' 'Yaratanı yaratanı kim ya­rattı?', Uzayın bitiminden sonra ne var' gibi metafiziksel niteliktedir. Ya da otomobil plakaları, ev numaralan sayma, bir işe baş­lamadan önce içinden bir sayı tutarak o kadar saydıktan sonra işe başlama şeklindedir. Yine bazı kişilik yapılarında titiz olma, ince eleyip sıkı dokuma nedeniyle takıntılı düşüncelere rastlanabilir. Bu normal tipteki takıntılı düşüncelerin psokolojik rahatsızlıklarda görülenlerden farkı şiddeti, süresi ve bireyi rahatsız etme düzeyidir. Sağlıklı bireylerdeki takıntılı düşünceler gelip geçicidir ve genellikle rahatsız edici değillerdir. Takıntılı düşünceler psikolojik bir rahatsız­lık halini aldığında, kişinin istediği haldebir türlü onlardan kurtulamadığı, çok fazla huzursuz olduğunu söylediği görülür ve çoğu kere takıntılı düşünceler davranışlara yansır. Birey, bu düşüncelerden kurtulmak için yineleyici hareketler yapmaya başlar ve bunlardan kendini alamaz. Örneğin herhangi bir şeye dokunduğunda elinin kirlendiğini düşünen birisi, sürekli olarak ellerini yıkar ya da havagazı musluğunu kapayıp kapamadığına bir türlü karar vermediğinde defalarca musluğu kontrol eder. Fakat takıntılı düşünce ve davranışlar bireyi ne kadar rahatsız ederse etsin, hezeyanlı düşüncelerin ortaya çıktığı ağır psikolojik rahatsızlıklarla karıştırılmamalıdır.

Erol GÖKA - SBA

 
Saplantı
   
a. ruh b. Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks: “Yıllardan beri böyleyim işte. Bir saplantıya mı uğradım?” -N. Uygur.
Güncel Türkçe Sözlük

 
saplantı   İng. obsession
1. Belli bir düşünce ya da yararsız bir eylem üzerinde direnme biçiminde kendini gösteren ve engel olunamayan içtepi. 2-Bir kimsenin saplanmış olduğu ve kendini kurtaramadığı yanlış düşünce.
 BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974

saplantı   İng. fixed idea
(Lat. fixus - sabit, değişmez) : Bilincin takılıp kaldığı, kurtulamadığı ve düzeltemediği yanlış bir tasarım.
 BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975

saplantı   İng. fixed idea
Yersiz olduğu bilinen, ama kişinin etkisinden kendini bir türlü kurtaramadığı bir düşünce.
 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

TDK Sözlük