Filozof.net

Anasayfa

Ankara Antlaşması Tarihi, Maddeleri, Önemi (Siyasi Tarih)

 

Ankara Antlaşması




Türkiye'nin Milli Kurtuluş Savaşı sürerken yabancı devletlerle yapılan antlaşmaların en önemlilerinden biri olan Ankara Antlaşması, 20 ekim 1921 günü Ankara'da, T.B.M.M. Hükümeti ile Fransa Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalandı. Türkiye'yi temsilen Dışişleri bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey ile Fransa adına eski bakanlardan Franklin-Bouillon'un imzaladığı Antlaşma'nın önemli maddeleri şunları içeriyordu:

Birinci madde: Taraflar arasındaki savaş durumu Antlaşma'nın imzalanmasından sonra hemen sona erecekti: böylece Osmanlı İmparatorluğu'na Sevr Antlaşması'nı imzalattırmış olan batılı devletlerden biri, Anadolu'da kurulan yeni Türk devletini resmen tanıyor ve onunla barış düzenine geçiyordu.

İkinci madde: Savaş esirleriyle tutukluların serbest bırakılacağını kabul ediyor, üçüncü madde ise, Antlaşma'nın imzalanmasından başlayarak en çok iki ay içinde Fransız birliklerinin sekizinci maddede belirtilen hattın güneyine, Türk birliklerinin de bu hattın kuzeyine çekilmelerini öngörüyordu.

Beşinci madde gereğince, boşaltılacak ülkelerde tam bir genel af ilân edilecekti. Yedinci madde de, İskenderun bölgesi için özel bir yönetim usulü düzenleneceğini belirtiyor ve bu bölgedeki Türkler'in kültürel gelişmesine yardımcı olmak için her türlü kolaylığın gösterileceğini, Türkçe'nin resmî dil kabul edilceğiniı açıklıyordu. Türkiye - Suriye siniriyle ilgili Sekizinci maddeye göre, Hatay Suriye sınırlan içinde kalıyordu. (Hatay sorunu çözümlendikten sonra sınırın yeniden çizilmesi gerekti ve bugünkü sınır, Suriye'yi mandater devlet sıfatıyle yöneten Fransa ile Türkiye arasında, 23 haziran 1939 günü yine Ankara'da imzalanan başka bir antlaşma ile belirlendi.)

Antlaşma'nın dokuzuncu maddesi, Süleyman Şah'ın Suriye sınırları içinde kalan Câ'ber kalesindeki mezarının Türkiye'nin malı olarak kalacağına, Türkiye'nin burada muhafız bulundurabileceğine ve kaleye Türk bayrağı çekebileceğine ilişkindir. Bu Antlaşma'nın ilginç bir yönü de, onaylanması ve yürürlüğe girmesi için kabul edilen usuldür. Gerçekten de, 1921-1924 dönemi arasında Türkiye Devleti'nin yaptığı antlaşmalar içinde, yürürlüğe girmesinden önce ya da sonra T.B.M.M.'nin bir "kabul ve tasdik" kanununa konu olmamış tek antlaşma budur. Bu ayrıcalığın nedenini, T.B.M.M. ve Fransa Cumhuriyeti hükümetlerinin temsilcileri arasında aynı gün imzalanan ve antlaşmaya ekli olan protokolden öğreniyoruz: «İmza edilen itilâfnamemiz her iki hükümet tarafından azami on beş günlük bir müddet zarfında icrası icap eden emri tasvibinden (çıkarılması gereken kabul emrinden) sonra iktisabı meriyet edeceği (geçerlik kazanacağı) Yusuf Kemal Bey'le, M. Franklin-Bouillon arasında takarrür etmiştir (kararlaştırılmıştır). Yusuf Kemal Bey, Fransa Hükûmeti'nin tasvibinin, kendi hükümetinin derhal tasvibini istilzam edeceğini (gerektireceğini) Hariciye vekili sıfatıyle beyan eder».

Ankara Antlaşması, Türkiye bakımından gerçekten önemliydi. Bir kere, her şeyden önce Misakı Millî Batılı işgalci-müttefiklerden biri tarafından bu antlaşma ile resmen tanınmış oluyor ve Fransa ile uzun ömürlü olacak bir barış düzenine geçiliyordu. Öte yandan bu antlaşma, öbür batılı müttefikler yanında Türkiye'nin durumunu güçlendirirken Sovyetler Birliği karşısında da Ankara Hükûmeti'nin önemini arttırıyordu.

Askerî yönden bu anlaşmanın kazadırdığı avantajı ise, Türkiye'nin güney sınırını güvenlik altına alır iken, buradaki Türk askerî birliklerini Batı cephesine çekip Yunanlılar'a karşı kullanabilme imkanı sağlıyordu.

Atatürk Nutuk'ta, Ankara Antlaşması'nın yapılışına ve önemine şöyle değiniyor: "... Bay Franklin - Bouillon ile önemli ve ikinci derecedeki sorunlar üzerinde günlerce görüştük. Netice olarak, düşüncelerimizle, duygularımızla ve tutumlarımızla birbirimizi anlayabildiğimizi sanırım. Ama, Fransa Hükümetiyle Türk Ulusal Hükümeti arasında kesin anlaşma noktalarının tesbiti için biraz daha zamanın geçmesi zorunlu oldu. Ne bekleniyordu? Belki Türk ulusal varlığının Birinci ve ikinci İnönü'nden sonra daha büyücek bir başarı ile pekiştirilmesi bekleniyordu. Gerçekten Bay Franklin - Bouillon'un kesin karar alarak imza ettiği Ankara Anlaşması (...) büyük ve kanlı Sakarya Savaşı'ndan 37 gun sonra (...) oluşmuş bir belgedir.

Bu anlaşma ile siyasa, iktisat, askerlik alanlarında ve obur alanlarda tek bir konuca bağımsızlığımızdan hiç bir şey yitirmeksizin, yurdumuzun değerli parçalarını duşman elinden kurtarmış olduk. Bu anlaşma ile ulusal taleplerimizi ilk kez olarak Batı devletlerinden biri kabul etmiş ve onaylamış oldu."

Atatürk, Söylev, cilt II, sayfa 458 (T.D.K. yayınları, 1966)