Endülüs Emevîleri

Endülüs Emevî Devleti, 8-10.yy’lardaki Arap-Islam yayılmasının batı sınırını oluşturur. Ispanya topraklarında kurulmuş olan Endülüs Emevî Devleti’nin tarihi üç önemli evreden geçmiştir. Ispanya’nın Araplar tarafından ele geçirilmesi; Emevî hanedanının Ispanya’yı bağımsız bir devlet haline getirmesi; Endülüs Emevîleri-nin “halife” sanını alarak Kuzey Afrika’daki Fatımî hanedanına karşı dini ve siyasi bir güç odağı oluşturması.

Emevîler’in Kuzey Afrika Valisi Musa b. Nusayr’m azatlı kölesi olan Tankb.Ziyad,711’de bugün kendi adıyla Cebel-i Tarık diye bilinen bölgeye çıktı. Altı yıl içinde Ispanya’nın yarısı ele geçirilmiş ve 717 ya da 718 yılında Hurr b.Abdurrahman es-Sakafi Pirene Dağları ’m aşmıştı. Avrupa içlerine doğru Arap yayılması, 732’de Abdurrahman el-Gafıkî önderliğindeki ordunun Fransa’da Poitiers yakınındaki Tours’ da Charles Martel karşısında yenilgiye uğramasına değin sürdü.

Emevî hanedanı, 750’de Abbasîler’ce ailenin son bireyine kadar öldürülerek ortadan kaldırıldığında, Emevî Halifesi Hişam’m torunu olan Abdurrahman b. Muaviye beş senelik uzun bir kaçış ve saklanma döneminden sonra Ispanya’ya geçti. Kısa zamanda Araplar’ın elindeki Ispanya’da egemenlik kuran Abdurrahman, bağımsız bir devlet oluşturdu.

Ispanya’da oluşan bu İslam devleti ve merkezi Kurtuba (Cordoba), İslam dünyasının 9. ve 10. yy ’larda içine düştüğü kaynaşmalardan, iktidar çekişmelerinden ve mezhep kavgalarından bir ölçüde uzak kaldı. Özellikle, III. Abdurrahman’ın kendisini halife ilan etmesinden sonra tümüyle İslam dünyasından bağımsız bir gelişme izleyen Endülüs Emevî Devleti, büyiik bir Hıristiyan nüfusu barındırmasına ve bunun yarattığı sorunlarla sürekli uğraşmasına karşın, kültürel açıdan önemli bir merkez olmayı başardı.

Kurtuba, III. Abdurrahman’ı izleyen halifeler zamanında Avrupa’nın en büyük ve görkemli kentlerinden biri durumuna geldi. III. Abdurrahman Kurtuba’da bir üniversite kurdu ve bu üniversite Avrupa’nın başlıca bilim merkezlerinden biri oldu,

Endülüs Emevî Devleti, askeri ve kültürel alandaki tüm başarılarına karşın, büyük bir Ispanyol-Hıristiyan kitlesi karşısında istilacı konumda olması yüzünden uzun dönemde istikrarlı bir yapı oluşturamadı. 11.yy’dan başlayarak sürekli gerileyen Endülüs Emevîleri, giderek Avrupa’da önemli bir güç odağı olma özelliğini yitirdi. Egemenlik alanları gittikçe daraldı ve İspanya Krallığı 1492’de Gırnata (Granada) kentini ele geçirdiğinde, Araplar’ın Ispanya yarımadasındaki son egemenlik kalıntıları da ortadan kalkmış oldu.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi