Türkler’in Anadolu’ya Girişi

11.yy’da Selçuklular’in Malazgirt Savaşı’nı kazanması sonrasında çeşitli Türkmen boylan Anadolu’ya bir daha geri dönmemek üzere girdiler. Maveraünnehir yöresinde yerleşik bir düzen içinde devlet oluşturma girişimlerini kalıcı kılamayan Türkler, Anadolu’da çeşitli kesintilerle de olsa çok uzun bir süre kalıcı bir iktisadi ve siyasi yapı oluşturmanın ön koşullarını bu dönemde elde ettiler.

Selçuklu Devleti, belirli Türk boylarının bölgede varolan toprak düzeni üzerinde egemen olması temelinde yükselmişti. Dolayısıyla, kuruluşu izleyen tarihlerde bölgeye gelen göçebe Türkmen boyları, kurulu düzeni rahatsız eden unsurlar olmuş; sürekli olarak henüz fethedilip yerleşilmemiş bölgelere, batıya gönderilmişti. Bu siyasetin bir nedeni henüz batıda doğal sınırlara ulaşılmamış olması, bir başka nedeni de Selçuklular’m kurduğu siyasi ve iktisadi yapının bu göçmen ve dolayısıyla denetlenemeyen, vergi alınamayan ve üretkenliği az unsurları bünyesinde eritemeyecek durumda olmasıydı.

Yerleşik düzen içinde kendilerine bir yer bulamayan Türkmen boylan Anadolu’da ilk yağma akınlanna giriştiklerinde, eski görkemli günlerine dönme çabası içindeki Bizans imparatorluğumun toprak bütünlüğünü ve güvenliğini tehdit etmeye başladı. Yerleşik Selçuklu imparatorluğu ile göçebe ve akıncı Türkmenler arasındaki fark ve çelişkiler her ne olursa olsun, bu gelişmeler Doğu ve Batı’mn iki büyük askeri ve siyasi gücünün karşı karşıya gelmesini kaçınılmaz kıldı. Bu tarihsel karşılaşmanın somutlanma anı olan Malazgirt Savaşı, gelişme gücünü kaybetmekte ve çökmekte olan bir imparatorluğun son direncini, yeni doğan bir başka imparatorluğun ise yükselişini simgeler. Ancak, Malazgirt Savaşı ve onun bir sonucu olan Anadolu’nun Türkler’e açılması, Selçuklu tarihi için çok önemli bir olgu değildir. Kendi yerleşik düzenini başka bir coğrafi alanda kurmuş olan Selçuklular için bu zafer, batı smırla-nm güvence altına almaktan ve kendi devlet sınırlan içinde tedirgin edici bir unsur olan göçebe ve akıncı boylan yollayacak bir bölgenin açılmış olmasından öte bir anlam taşımamıştır. Öte yandan, ll.yy sonrasında Anadolu’ya giren Türk boylan için durum değişiktir. Anadolu’ nun doğal sımrlanna dayanmalanyla birlikte bu bölge onlar için bir köprü olmaktan çıkmış, bir yurt haline gelmiştir. Anadolu Selçuklulan ve onlann mirasçısı Osmanlılar, bölgede varolan Bizans kurumlan ile İslam kurumlannın ve Selçuklu toprak düzeninin özgün bir bireşimini oluşturmuşlar; kısa zamanda Türk tarihinin en uzun ömürlü ve kurumsallaşmış devlet yapısını ortaya çıkarmışlardır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi