İlim ve Kültür Hayatı.

Mescid ve camilerin İslâm eğitim ve öğretim tarihinde önemli bir yeri var­dır. Camiler hem ibadethane, hem birer eğitim ve öğretim müessesesi olarak kullanılmışlardır. Zengin kitap koleksi­yonlarına sahip olan camiler bu önemli fonksiyonlarını Abbâsîler'in ilk devirle­rinde de devam ettirmişlerdir. Camile­rin dışında yüksek öğretim alanında ilk meşhur müessese. Halife Me'mûn (813-833) tarafından Bağdat'ta kurulan Beytülhikme'dir. Cündişâpûr Akademisi örnek alınarak kurulan bu müessese, bir tercüme merkezi olarak faaliyette bulunmasının yanı sıra bir akademi ve halka açık kütüphane olarak da hizmet veriyordu. Hizânetülhlkme ve hizânetülkütüb denilen kütüphaneler de birer eğitim müessesesi olarak kabul edilebi­lir. Fakat gerçek mânada ilk yüksek öğretim müessesesi, hiç şüphesiz, meş­hur Selçuklu veziri Nizâmülmülk'ün Bağdat'ta kurduğu (1065-1067) Niza­miye Medresesi'dir. Bu medrese İslâm tarihinde ilk çekirdek üniversiteyi oluş­turmuştur. Nizamiye medreselerinde öğrencilerin yeme içme ve barınma ihti­yaçtan ücretsiz karşılanırdı. Bağdat Ni­zamiye Medresesi Avrupa'da kurulan ilk üniversitelere de örnek olmuştur. Nizâmülmülk'ün gayretleriyle kurulan bu ilk medreseyi diğerleri takip etmiş ve VI. (XII.) yüzyılda Bağdat'taki medre­se sayısı otuza varmıştır. Daha sonra Halife Müstansır da (1226-1242) Müstansıriyye adıyla meşhur bir medrese kurdu. Burada dört mezhep için ayn bölümler tahsis edilmişti. Her bölümde bir müderris ve yetmiş beş öğrenci var­dı. Aynca bir de hekimi bulunan med­reseye hizmet veren bir kütüphane, ha­mam ve aşevi bulunuyordu. Adı geçen medreselerle birlikte ülkenin diğer şe­hirlerinde kurulan medreseler de eği­tim ve öğretim faaliyetlerini 1258'deki Moğol istilâsına kadar verimli bir şekil­de sürdürmüşlerdir.

Abbasîler devrinin ilk zamanlan. İs­lâm kültür ve medeniyetine damgasını vuran çok önemli bir çağdır. İslâm dün­yasında çeşitli müesseseler ve ilimler bu devirde şekillenmiş, zamanla gelişerek modern Avrupa medeniyetinin doğ­masında da etkili olmuştur. İslâm dünyasında filolojik, dinî, sosyal ve tabii ilimler sahasındaki ilk çalışmaların bir kısmı Emevîler devrinde başlamış ol­makla birlikte, bu çalışmaların sistemli bir şekilde ele alınarak müstakil birer ilim dalı haline gelmesi Abbasîler dev­rinde olmuştur.

TDV İslam Ansiklopedisi