Adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından müteşekkildi. Abbasî halifeleri kazaî yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar vasıtasıyla icra ederlerdi. Baş­langıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyalet­lerde kendi adlanna görev yapacak ka­dıları bizzat tayin etmeye başladılar. Hârûnürreşîd devrinden itibaren ise kâdılkudâtlık (başkadılık) müessesesi ihdas edildi ve bu göreve ilk olarak İmam Ebû Yûsuf getirildi. Bu tarihten sonra kadılar başşehirde oturan kâdılkudât tarafından tayin edilmeye baş­landı. İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. İrak kadısı Hanefi mez­hebine, Suriye ve Kuzey Afrika kadısı Mâlikî mezhebine, Mısır'daki kadı da Şafiî mezhebine göre hüküm verirdi. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi. Zaman za­man halifelerin kadıları kendi istekleri doğrultusunda hüküm vermeye zorla­maları sebebiyle bazı fakihler kadılık görevini kabul etmemişlerdir. Nitekim İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe, Halife Mansûr'un kadılık teklifini reddetmişti. Ka­dının başlıca vazifeleri davalara bak­mak, yetimleri, mecnunları ve henüz er­ginlik çağına ulaşmamış çocukları ko­ruyup gözetmek, bunlara veli ve vasi tayin etmek, vakıflarla ilgilenmek ve şer'î kanunları ihlâl edenleri cezalandırmaktan ibaretti. İlk dönemde davalara mescidde bakılırken Halife Mu'tazıd bu uygulamayı yasaklamıştır. Kadılar du­ruşma sırasında siyah cübbe giyer, uzun bir başlık üzerine siyah sarık sa­rarlardı.

Mezâlim mahkemeleri. Mevki ve nü­fuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıkla­rına mâni olmak gayesiyle kurulmuş bir müessesedir. Kadıların bakmaktan âciz kaldıktan bu davalara sâhibü'l-mezâlim veya kâdı'l-mezâlim denilen görevliler bakar, halife veya vali adına hüküm ve­rirlerdi. Bunlann çok geniş yetkileri var­dı. Zaman zaman halife ve valiler de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi. Bu mahkemelerdeki duruş­malarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevlinin mutlaka hazır bulun­ması gerekirdi.

Hisbe
. Muhtesibin başkanlığında faa­liyet gösteren hisbe teşkilâtının esas görevi iyiliği yaymak ve kötülükten vaz­geçirmek (emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker) idi. Bu temel prensibe bağlı olarak toplumda sosyal huzuru sağlamaya yönelik pek çok işle meşgul olan muhtesip genel ahlâk, asayiş ve bazan da süratle sonuçlandırılması ge­reken davalarla ilgilenir ve zaman za­man kuvvet kullanarak meseleleri hal­lederdi. Bunun dışında çarşı ve pazarla­rı, ölçü ve tartı âletlerini, gıda maddele­rini kontrol eder, borçluların borçlarını vaktinde ödemelerini sağlar, komşular arasındaki ihtilâfları çözmeye çalışırdı. İbadetlerin ve dinî vecibelerin yerine getirilmesine nezaret eder, bu görevle­rini ihmal edenleri cezalandırırdı. Sokak ve caddelerin temiz tutulmasını temin etmek, çeşitli işlerde İnsanlara ve hatta hayvanlara kötü muamelede bulunanla­rı cezalandırmak gibi daha birçok iş muhtesiplerin görevleri arasındaydı.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net