Emeviler devrindeki gelişmelerin ar­dından Abbasîler devrinde halife mut­lak bir hükümdar, halifelik de verasete dayalı bir hükümdarlık şeklinde devam etti. Veliahtlık müessesesi de pratikte halifeliği Abbasî ailesinin elinde tutabil­mek gayesiyle muhafaza edildi. Halife­nin kudret ve kuvvetinin kaynağı ilâhî bir temele dayanıyordu. Abbasî halifele­ri artık “Halîfetü Resûlillâh” yerine “Halîfetullah” ve “Zıllullah fi'l-arz” unvanla­rını taşımaya başlamışlardı. Hulefâyi Râşidîn ve Emevî halifelerine adlarıyla hitap edilir ve huzurlarına rahatlıkla gi­rilirken. Abbasî halifeleri bir saray hiye­rarşisinin teşrifata ve debdebesiyle halktan ayrılmışlardı. Halife nazarî ola­rak şeriatın bütün hükümlerine uymak mecburiyetinde olmakla birlikte uygu­lamada hiç de böyle değildi. Hilâfet düzenli askerî kuvvetlere dayanıyor ve iktidarını ücretli bürokrasi ile yürütü­yordu.

Abbâsîler'le birlikte devlet teşkilâtın­da bazı yeni müesseseler ortaya çık­mıştır. Bunların başında Sâsânîler'den alınan bir müessese olarak vezâret gel­mektedir. Vezir, halifenin vekili ve idarî teşkilâtın başı idi. Halifeden sonra ge­len en önemli icra organı olması dolayı­sıyla geniş yetkilere sahipti. Zaman za­man “Mezâlim mahkemeleri”ne baş­kanlık eder, savaşlara karar verir, hazi­neden gerekli gördüğü harcamaları ya­par, valileri tayin ve azledebilirdi. Abbâsîler'de iki çeşit vezirlik vardı: Vezâret-i tefviz, vezâret-i tenfîz. Birinci gruptaki vezirler tam ve sınırsız yetkile­re sahipti; halifenin naibi sıfatıyla da hilâfet mührünü taşırdı. Hârûnürreşîd ve oğullarının vezirliğini yapmış olan Bermekîler, vezâret-i tefvîze güzel bir örnek teşkil eder. İkinci gruptaki vezir­ler ise sadece yürütme (icra) ile ilgili yetkilere sahip olup halifenin verdiği emirleri yerine getirmekle mükellef idi­ler. Bu bakımdan yetkileri sınırlıydı. Bu gruptaki vezirler genellikle mahir kâtip­ler, basiretli ve parlak zekâlı kişiler ara­sından seçilirdi. Halifeler önemli işlerde ve tayinlerde onlara da danışırdı. Vezir­ler tavsiye ettikleri kişilerin hataların­dan sorumlu tutulurlardı; onların yanlış hareketleri vezirlerin cezalandırılmaları­na ve hatta azillerine sebep olurdu. Merkezî idare, vezirlerin başkanlığında birçok divan, yani vezirliklerden meyda­na geliyordu. Devletin çeşitli malî işlerine bakan Dîvânü'l-harâc, Dîvânü beyti'l-mâl, para basma işlerini yürüten Dîvânü dâri'd-darb. askerî İşlere bakan Dîvânü'l-ceyş (Dîvânü'l-cünd), resmî yazış­maları yürüten Dîvânü'r-resâil, Dîvânü't-tevki, Dîvânü'l-hâtem, posta ve gizli istihbarat hizmetlerini yürüten Dîvânü'l-berid, idarî haksızlıklann ve adlî hataların görüşüldüğü Dîvânü'l-mezâlim bu divanların en önemlileridir.

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net