Ortaçağ’da İslam Ülkelerinde Köleler

Müslümanlar 7.yy ortalarından başlayarak birçok eski uygarlık merkezini ele geçirerek zenginleştiler. Yeni bir dinin atılımı bir süre sonra durakladı ve zenginleşen Araplar kendileri için güç ve zahmetli olan işleri başkalarına gördürmek yolunu tuttular. Bedensel hizmetler için zenciler, askerlik gibi hizmetler için de Türkler ön plana çıktılar. Zenciler İslam tarihinde bir ayaklanma ayn tutulursa pek büyük bir varlık göstermemişlerdir. Ama askeri hizmet görenler, bu arada Türkler, yeni ve değişik oluşumlara yol açmışlardır.

8. ve 9. yy’da zenginlik ve refahı olağanüstü artan İslam dünyası gereksinim duyduğu insan gücünü ticaretle sağlamak yolunda idi. Yöresel yağma ve çekişmeler, kabileler arası düşmanlıklar ve para gereksinimi kölelerin Önasya’daki büyük tüketicilere doğru akan ticaretine yol açıyordu.

10.  yy ’da Abbasîler’in üç belli başlı köle sağlama alanı vardı: 1- Doğu Avrupa ki, Bilâd-ı Sakali-be deniyordu, 2- Orta Asya ki, Bilâd-ı Etrâk deniyordu, 3- Afrika ki, zenci kölelerin sağlandığı yerdi. Bunlar içinde en önemlisi Türk ülkelerinden gelenlerdi.

İslam Peygamberi Türkler’ibiliyor, ilerde Iran’ a karşı girişilecek savaşta onlarla anlaşmak ve onlardan yararlanmak istiyordu. Bu yakınlık sonraki yıllarda da sürdü. Gerçi Kafkasya’nın kuzeyinde ve Orta Asya’da bazı çatışmalar oldu bir süre sonra her iki uçta da denge sağlandı. Buralarda küçük yaştan beri askeri ve idari hizmetlerde yetiştirilenler Onasya’ya gönderildiler. Bunlara hizmet işleri gören kölelerden ayırt etmek amacıyla “Memlûk” adı verildi, çünkü bunların durumu öteki kölelerden farklıydı.

Daha Emevîler döneminden beri devlet hizmetinde az da olsa TürkMemlûkleri’ne rast-lanmaktadır. Bu sayı Abbasîler döneminde daha da arttı. Çünkü Abbasî halifeleri, İran’lı bağımsızlıkçılara karşı, yeni bir dayanak aramak gereğini duymuşlardı. Bu dayanak Türk komutanlarının yönettiği Tiirk Memlûkleri’n-den oluşan ordu oldu. Bu Memlûkler’in kabile ya da aile bağları olmadığından merkezi yönetime bağlılıkları daha güçlüydii. Gerçi bir çoğu Müslüman bile değildiler, ancak askeri yetenekleri ile hemen dikkati çektiler. Türkler’i devlet hizmetinde söz sahibi eden ve veliahtlığında yalnızca Türkler’den oluşan bir ordu kuran ilk halife Mutasım’dır. (833-842).

Türk komutanlar böylece zamanla ön plana geçtiler. Tolunoğulları, Ihşidiler yanında Mısır’ daki öbür yönetimler de her zaman böyle Memlûkler’e gereksinim duymuşlardı. Gerek Türkler, gerekse öteki kavimlerden köleler en çok Mısır’a akmıştır. Bu Memlûkler uzun süre meşru sultanların hizmetinde kullanıldılar. 13. yy ’da bu durum değişti, Eyyubîler zayıfladı. 13. yy’m ortalarında Mısır’da Karadeniz kuzeyinden gelen Memlûkler Nil ortasında Bahr denilen bir yerde toplanıp yetiştirildiler. Bu nedenle buradan yetişen Memlûkler’e Bahrî Memlûkleri de denilmektedir ki, Eyyııbî hanedanını yok edip, yerine kendi yönetimlerini kuranlar Bahrî Memlûkleri’dir.

Memlûkler Mısır tarihinde babadan oğula geçmeyen, askeri güç ve yeteneklerine göre sultan olan bir dönem yarattılar. Aybek et-Türkmani ile başlayan bu dönem Osmanlılar’ın Mısır’ı aldıkları 1517’ye kadar sürdü.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net