ZEYNEB SULTAN KÜLLİYESİ İstanbul Eminönü’nde XVIII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen külliye.

Kitâbesine göre 1183 (1769) tarihli cami merkezde olmak üzere sıbyan mektebi, türbe ve sebilden meydana gelen küçük bir külliyedir; Sultan III. Ahmed’in kızı Zeyneb Sultan tarafından yaptırılmış ve XIX. asırda külliye sınırları içerisine bir medrese ilâve edilmiştir. Mimar Mehmed Tâhir Ağa’nın inşa ettiği külliye yapılarından sebil 1871’de atlı tramvay yolu çalışmaları neticesinde ortadan kaldırılmıştır. Eski haritalardan anlaşıldığına göre sıbyan mektebinin devamında ihata duvarının köşesini teşkil eden türbe ve hazîrenin büyük bir kısmı da yol çalışmalarında yok edilmiştir. Arşiv kayıtlarında türbe ve sebil duvarlarının yenilenmesi, depremde zarar gören mektebin tamiratı, vazifelilerin tayini ve maaş tahsisi gibi konularda yazışmalara rastlanmaktadır. Sebilin yerine, IV. Vakıf Hanı inşaatı sırasında Eminönü Hamidiye Külliyesi’nin parçası ve yine Mimar Tâhir Ağa’nın eseri olan 1191 (1777) tarihli sebil ve çeşme nakledilmiştir. Cami 1917, 1958, 1983 ve 1988 yıllarında tamir görmüştür.

Gülhane Parkı karşısında eğimli ve dar bir araziye yerleşen külliye binaları ihata duvarıyla çevrili, doğu ve batı yönünde iki girişi bulunan bir bahçe içerisinde yer alır. Sıbyan mektebinin olduğu batı tarafındaki kapı üzerine “Duâcızâde” imzalı, 1183 (1769) tarihli, celî sülüsle Yâsîn sûresinin 58. âyeti yazılmış, kitâbenin üstü mermer bir tepelikle taçlandırılmıştır. Külliye arsasının eğimi ve yükseklik farkı cami, sıbyan mektebi ve medresenin kat görünüşlerini etkilemiş, batı tarafında bodrum katı açıklıklarına yer verilememiştir. Sebilin bulunduğu doğu tarafındaki alt kapıdan girilince sağda abdesthane mevcuttur. Fevkanî ele alınan cami zeminine dokuz basamaklı bir merdivenle çıkılır. Mermer cepheyle çerçevelenmiş yuvarlak kemerli kapının üstü Zümer sûresinin 10. âyeti, altında Zeyneb Sultan’ın adı ve inşa tarihinin yer aldığı celî sülüs müsennâ yazı geçmelerle ve dendanlarla çevrilmiştir. İmzasız olan bu kitâbenin Lâleli sebil ve çeşmelerindeki yazılarla üslûp benzerliği görülmektedir. Bu girişin tam simetriği kitâbesiz olarak batı tarafında tekrarlanır. Girişlerin cami ile birleşen yan duvarlarına caminin birinci sıra pencereleriyle aynı olan lokma demir parmaklıklı, dikdörtgen söveli ve sivri kemerli alınlığa sahip birer açıklık yerleştirilmiştir. İki girişle küçük bir iç avluya geçilir.

Barok dönem eserlerinden sayılan merkezî tek kubbeli, kare planlı cami taş ve tuğla örgülü olarak inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı mihrap bölümü öne çıkma yapar. Alt kat pencereleri dikdörtgendir ve dışarıda sivri kemerli alınlıklarla hareketlendirilmiştir. İkinci sıra sivri kemerli pencereler, mihrap bölümü dışında bir düğüm formuyla üstündeki yuvarlak açıklıklara bitiştirilmiştir. Alt sıra pencerelerin dışında bütün açıklıklarda alçı şebekeler ve filgözü dışlıklar kullanılmıştır. Çapı 12 metreyi aşan ana kubbe dört köşede tromplar üzerinde yükselen tuğla kasnağa oturmuştur. Dışarıda desteklerin üstüne denk gelecek şekilde dört yönden ikişer uçan payandanın bitiştiği kubbenin yuvarlak kemerli pencereleri ve kubbe eteğiyle dalgalı bir hareketlilik sağlanmıştır. Kubbe hilâl tepeliği olan klasik tarzda bir alemle nihayetlenmektedir. Mihrap bölümü yuvarlak pencereli bir tonozla örtülmüştür. Kürsü ile pabucu kesme taştan tuğla minare batı tarafına yerleştirilmiş, basamaklarından dışa akseden beyaz taşları helozonik bir görünümle minare yüzeyini hareketlendirmiştir. Batı köşesinde yer alan minarenin şerefesinde barok tezyinatlı demir korkuluk ve külâhında kurşun kaplama mevcuttur. Beş birimli son cemaat yeri cephesi ve sivri kemerleriyle klasik görüntü verirken porfir sütunlarının başlıklarıyla barok etkiyi hissettirir. Ortada bir kubbe ve yanlarda aynalı tonozla örtülü son cemaat yeri açıklıklarından giriş ekseni ve dış kenardakiler geniş, aradakiler daha dardır. Sütunlardan beden duvarlarına uzanan kemerler yuvarlaktır. Girişin iki yanında mermer söveli, lokma parmaklıklı birer dikdörtgen pencere ile yuvarlak kemerli birer mihrap nişi vardır. Harime geçişi sağlayan kapı mermer çerçeve içinde yuvarlak kemerlidir. Kapı üzerinde 15 Safer 1183 (20 Haziran 1769) tarihli kitâbede “Ahmed-i Sâlis kızı Zeyneb Sultan” adı geçmekte, kitâbe üstündeki mermer tepelikte dilimli ve basık bir kubbe formu yer almaktadır. Son tamirlerde yapılmış klasik karakterli kalem işi tezyinat son cemaat yeri duvarlarını, kemerleri, tonozları ve kubbe içini renklendirmiştir.

Yapının mihrabı kırmızı mermer, minberi ise ahşaptır. Barok motiflerle süslü yuvarlak kemerli mihrabın üstünde mermer alınlıkta Osmanlı mihraplarında sıkça tercih edilen âyet (Âl-i İmrân 3/37) yer almaktadır. Bol pencere ile aydınlanan camide ince mermer sütunların taşıdığı ahşap bir mahfil mevcuttur. İçeride kuzey duvarına dayanan mahfil, harimin yan duvarlarından ileriye doğru küçük birer çıkıntı yapacak şekilde tanzim edilmiştir. Dış duvarlardaki kavisler, kubbe saçağının dalgalı hareketi, son cemaat yeri ve mahfil sütun başlıkları, mihrap, minber ve mahfiliyle daha çok barok bir anlatımın farkedildiği camide duvar örgüsünde pencereler ve sivri kemerlerle klasik çizgi de hissedilir. Harim hemen hemen kıble duvarının yarısı kadar genişlikte bir mihrap bölümüyle büyüme imkânı bulmuştur. İçeride kubbenin duvarlara intikalini sağlayan yuvarlak kemerlerin yanında ana mekândan mihrap önüne açılan büyük sivri kemer klasik karakteri baskın kılmıştır. Bütün camide ikinci sıradan itibaren pencereler barok tezyinatla ölçülü şekilde renklendirilmiştir. Mihrap sofasının en üstündeki revzende Sultan Mehmed Reşad’ın kırık bir tuğrası mevcuttur. Klasik karakterli kalem işlerine bilhassa kubbeye doğru yoğun biçimde yer verilmiştir. Aslan göğüslerinde celî sülüs, ism-i celâl, ism-i nebî, cehâr yâr ile Hz. Hasan ve Hüseyin isimleri taş kabartma kırmızı zemine altın varakla düzenlenmiştir. Kubbe merkezinde ise Nûr sûresinin 35. âyeti İsmail Hakkı Altunbezer’in celî sülüs hattıyla kalem işi olarak yazılmıştır.

Sıbyan mektebi külliyenin batı girişi bitişiğinde yer almaktadır. Cami zemininden yüksek bir merdivenle ulaşılan mektebin girişi kuzeydendir. Yuvarlak kemerli üç açıklığa sahip revakın batı tarafında dışarıya gelen yan kısmı kapalı tutulmuştur. Cephelerde birinci sırada dikdörtgen, lokma parmaklıklı açıklıklar, üstünde ise yuvarlak kemerli filgözü dışlıklı alçı pencereler görülür. Mektebin kare planlı dershanesi alçı şebekeleri ve tavanı dahil olmak üzere 1980’li yıllarda yeniden yapılmıştır. Külliyeye sonradan ilâve edilen Hamidiye Çeşme ve Sebili külliyenin doğu-alt girişinin yanına yerleştirilmiştir. Külliye arsası içinde yer alan, millî mimarlık dönemi yapılarından sayılabilecek medresenin adı 1914 tarihli Ders Vekâleti Defteri’nde, “Vâlide Sultan, nâm-ı dîger Vânî Efendi Medresesi” adıyla geçmektedir. Cami ile uyumlu olarak tuğla ve taş örgüyle inşa edilen fevkanî medresenin bodrum katı batı cephesindeki zeminin yüksekliği sebebiyle algılanamaz. Sokak tarafında tek katlı gibi görünen binanın içeride zemin seviyesinde beş, üstte on odası bulunmaktadır. Hazîre caminin batı tarafında yer almış, doğu tarafındaki bahçeye de sonradan üç adet mezar ilâve edilmiş, son çalışmalarda mezar sayısı 113 olarak tesbit edilmiştir. Hazîrede Zeyneb Sultan’ın türbesinden nakledilen mezarı, kocası Sadrazam Melek Mehmed Paşa ve 1911’de Yedikule surları yanından nakledilen Alemdar Mustafa Paşa’nın mezar taşları yanında Zeyneb Sultan’ın akraba ve ahfadı ile birçok saray vazifelisinin kabri bulunmaktadır. Çeşitli sebeplerle müdahalelere mâruz kalan külliye, yok olan ve ilâve edilen yapılarıyla Osmanlı mimarisinin bir dönemini temsil kabiliyetiyle önem arzetmektedir.

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net