Ebû Abdillâh Huzeyfe b. Huseyl (Hisl) b. Câbir el-Absî (ö. 36/656) Hz. Peygamber'in sırdaşı olan sahâbî.

Medine'de doğdu. Bir kan davası yü­zünden Mekke'den kaçarak Medine'ye yerleştiği ve orada aslen Yemenli olan Abdüleşheloğulları ile bir antlaşma yaptığı için babasına (bazı rivayetlere göre büyük dedesi Cirve b. Haris) Yemân denilmiş, Huzeyfe de İbn Yemân diye anılmıştır. An­nesi Abdüleşheloğulları'nın Evs kolundan Rebâb bint Kâ'b Hz. Peygamber'e biat eden ensar kadınlarındandır.

Huzeyfe babasıyla birlikte Bedir Gazvesi'nden önce müslüman oldu. Bu gazvede Resûl-i Ekrem'in yanında yer almak üze­re yola çıkan baba oğul yolda müşriklere yakalandılar. Ancak Peygamber'e katıl­mayacaklarına dair söz vermeleri üzeri­ne serbest bırakıldılar. Resûlullah'a du­rumu anlatmaları üzerine de Resûl-i Ek­rem kendilerine sözlerinde durarak sava­şa katılmamalarını söyledi. Huzeyfe da­ha sonra yapılan bütün gazvelere katıldı. Uhud Gazvesi'nde bulunan müslümanlar düşman tarafından tanınmamak için yüz­lerini örttüklerinden babası Huseyl müş­rik zannedilerek öldürüldü. Huzeyfe, bir hayli yaşlı olan babasının ölümüne çok üzülmekle beraber bunun bir hata sonu­cu meydana geldiğini düşünerek teselli bulmaya çalıştı. Hz. Peygamber ona ba­basının diyetini ödemek istediğinde ka­bul etmeyip fakir müslümanlara bağışla­dı. Hendek Gazvesi'nde Resûl-i Ekrem Huzeyfe'yi müşrik ordusu hakkında bilgi top­lamakla görevlendirdi. Hz. Peygamber'in duasını alarak müşriklerin arasına sızan Huzeyfe şiddetli bir fırtınanın onları peri­şan ettiğini ve bu sebeple Medine'yi terkettiklerini Resûlullah'a haber verdi.

Muhacirlerle ensar arasındaki kardeş­lik antlaşması sırasında Hz. Peygamber Huzeyfe'yi Ammâr bin Yasir'le kardeş ilân etti. Huzeyfe'nin Resûl-i Ekrem'in zekât işleriyle görevli kâtiplerinden olduğu, Hz. Peygamber'in onu Debâ'da oturan Ezd kabilesine zekât âmili olarak gönderdiği ve kendisine zekât esaslarını ihtiva eden bir mektup verdiği bilinmektedir.

Huzeyfe Hz. Ömer döneminde Medâin'e vali tayin edildi. Cesur ve kudretli bir yönetici olan Huzeyfe Medâin'i imar etti. Nihâvend Savaşı'nda (21/642) ordu ku­mandanı Nu'mân b. Mukarrin öldürülün­ce kumandayı ele aldı ve düşmanı teslim olmaya mecbur etti. Nihâvend merzübânı her yıl Huzeyfe'ye belli miktarda haraç vermek üzere onunla antlaşma yapmak zorunda kaldı. Dînever, Hemedan ve Rey şehirleri de Huzeyfe tarafından fethedil­di. Onun Nusaybin'e giderek orada evlen­diği ve cuma günleri Medâin'den Kûfe'ye gittiği söylenir. Medâin ve Kûfe'de okudu­ğu bazı cuma hutbeleri kaynaklarda yer almaktadır.

Huzeyfe b. Yemân 36 (656) yılında Hz. Osman'ın öldürülmesi ve Hz. Ali'ye biat edilmesinden kırk gün sonra Medâin'de vefat etti. Huzeyfe'nin Ebû Ubeyde, Safvân. Sa'd, Saîd ve Simâk adlı dört oğlu ile Ümmü Seleme adlı bir kızı olup oğulları Ebû Ubeyde, Simâk, Medâin kadısı olan Sa'd ve kızı kendisinden hadis rivayet et­miştir. Ölürken oğullarına Hz. Ali'ye itaat etmelerini öğütlemiş, kendisi de Hz. Osman'ın ölümünden hemen sonra Hz. Ali'ye biat etmiştir. Oğullarından Safvân ile Saîd Sıffîn Savaşı'nda Hz. Ali'nin yanında yer almış ve şehid olmuşlardır.


Huzeyfe'nin en önemli özelliği Hz. Peygamber'in sırdaşı olmasıdır. Resûlullah'ın hiçbir sahâbîye vermediği bir kısım bilgi­leri ona verdiği, bundan dolayı ashap içeri­sindeki münafıkların adını ve ileride mey­dana çıkacak fitne hareketlerini ondan başka kimsenin bilmediği rivayet edilmiş­tir. Hz. Ömer ve Hz. Ali onun bu özelliğini açık bir şekilde ifade etmişlerdir. Halifeli­ği sırasında Hz. Ömer'in Huzeyfe'ye vali­leri arasında münafık bulunup bulunma­dığını sorduğu, onun da bir tane bulundu­ğunu söylediği, Huzeyfe'nin isim verme­mesi üzerine ondan aldığı bilgilerden mü­nafık olduğunu tahmin ettiği bir valiyi he­men azlettiği bildirilmektedir.

Kitap ve Sünnet konusunda çok titiz davrandığı bilinen Huzeyfe, Azerbaycan ve İrmîniye seferinde Iraklı ve Suriyeli as­kerler arasında Kur'an'ın farklı kıraatler­le okunduğunu görünce bu karışıklığa son vermesi İçin Hz. Osman'ı uyarmış ve Mus­haf nüshalarının çoğaltılmasını sağlamış­tır. Huzeyfe aynı zamanda en karışık da­vaları çözüme kavuşturacak güçte bir ka­dı idi. Resûl-i Ekrem, kamıştan yapılmış bir evle ilgili olarak anlaşmazlığa düşen ve kendisine başvuran kişileri ona havale etmiş, o da kararını verip sonucu kendi­sine bildirdiğinde Resûlullah İsabetli bir karar verdiğini söylemiştir.               

Huzeyfe zühd ve takvası ile de tanın­mıştır. Vali olarak gittiği Medâin'e merke­binin sırtında girmiş, şehrin ileri gelenle­ri Hz. Ömer'in talimatına uyarak ona ne kadar maaş istediğini sorduklarında sa­dece kendisi doyacak kadar yiyecek ile merkebi için bir miktar yem istemiştir. Valiliği sırasında Hz. Ömer onu bir araya­nına çağırmış, yaşadığı sade hayatta her­hangi bir değişiklik olmadığını görünce çok sevinmiş, kendisini tebrik ederek tek­rar Medâin valisi olarak görevlendirmiştir.

Onun yakut kaşlı, üzerinde "elhamdü­lillah" yazılı ve karşılıklı iki turna resme­dilmiş altın bir yüzüğü olduğundan bahsedilmişse de bunun erkeklere altının ha­ram kılındığını bildiren hadislere ters düş­tüğü, Huzeyfe'nin ise hadise aykırı bir davranışta bulunmayacağı belirtilerek bu iddia reddedilmiştir. Nitekim ölürken bile kendisine pahalı kefen alınmamasını özel­likle tembih etmiş, Allah'ın huzuruna gös­terişli kefenle değil samimi bir iman ve ibadetle çıkmanın önemli olduğunu ha­tırlatmıştır.

Huzeyfe b. Yemân'ın hikmetli sözleri de vardır: "Sizin en hayırlılarınız âhiret için dünyayı, dünya İçin âhireti terkedenler değil fakat her ikisi için de çalışanlardır", "Öyle bir zaman gelecek ki iyiliği emret­meyen ve kötülükten menetmeyen kim­seleri içinizde en hayırlı kişiler olarak gö­receksiniz". Huzeyfe'nin bir adama, "İn­sanların en kötüsünü öldürmen seni se­vindirir mi?" diye sorduğu, "evet" cevabı­nı alınca da, "0 zaman sen ondan daha kötü olursun" dediği rivayet edilir.

Hz. Peygamber'den pek çok hadis din­leyen Huzeyfe ondan bizzat duymadığı bazı hadisleri de Hz. Ömer'den öğrenmiş­tir. Hz. Ömer, Hz. Ali ve Cabir bin Abdullah gibi sahâbîler yanında Ebû Vâil, Zir b. Hubeyş. Zeyd b. Vehb. Abdurrahman b. Ebû Leylâ, Ebû İdrîs el-Havlânî gibi tabiîn âlim­leri de ondan hadis rivayet etmişlerdir. Hadis kitaplarında Huzeyfe'nin rivayet et­tiği 225 hadis yer almaktadır. Buharı ve Müslim'in şahîh'lennde on iki. yalnız Şahîh-i Buhârîde sekiz, yalnız Şahîh-i Müslim'de on yedi rivayeti bu­lunmaktadır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

 

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net