İlk araştırmacılık yıllarında, Daguerre’in bulduğu fotoğraf tekniği üzerinde çalışarak yeni bir sanat dalı olan fotoğrafçılıktan bilimde de yararlanmanın yollarını araştıran Fizeau, aynı ilgiyi bölüşen Fouca-ült ile yakın bir dostluk ve işbirliği kurdu. Bu ortak çalışma sonucunda, Daguerre yöntemiyle çekilen fotoğraflarda siyah-beyaz kontrastını artıracak bazı değişiklikler uygulayarak, 1845’te Güneş yüzeyinin ilk kez çok net ve ayrıntılı bir fotoğrafını çekmeyi başardılar.

Fizeau’nun optik alanındaki deneysel araştırmaları, kimisi ışığın parçacık, kimisi dalga yapısında olduğunu savunan fizikçiler arasındaki uzun tartışmalara, dalga kuramını destekleyici kanıtlar getirmiştir. Dalga kuramının savunucularından Arago’nun önerisi üzerine, ışığın su ve hava gibi değişik yoğunluktaki ortamlarda değişik hızla yayıldığım kanıtlayarak dalga kuramının geçerliliğini sınamak üzere birlikte çalışmaya başlayan Fizeau ve Foucault, aralarındaki kişisel bir anlaşmazlık üzerine deneylerini ayrı ayrı sürdürdüler. 1849’da, birbirinden yaklaşık 8 km uzaklıktaki iki tepeden birine, ışık ışınlarına paralel bir eksen çevresinde dönen bir dişli çark, öbürüne de bir ayna yerleştiren Fizeau, çarkın belli bir diş aralığından geçen ve aynadan yansıyarak geri dönen ışığın bir sonraki diş aralığından geçmesi için yeterli hızla çarkı döndürdüğünde, ışık hızını 315.000 km/sn gibi oldukça yaklaşık bir değerle hesapladı. Bir yıl sonra, ölçü aletleri yapımcısı Louis Breguet (1804-1883) ile birlikte, ışığın sudaki ve havadaki göreli yayılma hızlarını karşılaştırarak, havadan daha yoğun bir ortam olan suda ışık ışınlarının havaya oranla daha yavaş yayıldığını gösterdi ve ışığın dalga kuramına sağlam bir kanıt getirdi. Foucault da, Fizeau’dan bağımsız olarak aynı tarihlerde aynı sonuca varmıştı.

Fizeau’nun, optik kuramına ve çağdaş astrofiziğe katkıda bulunan en önemli çalışması, ses ve ışık dalgalarının görünür frekansının hıza bağlı olarak değişmesine ilişkin Doppler olayını açıklayarak astronomiye uygulamasıdır. Doppler’in 1842 tarihli bir makalesinde yayımladığı bu olayı, ondan habersiz olarak 1848’de gözlemleyen Fizeau’nun, ses dalgaları için geçerli olan hıza bağlı frekans değişikliğini ışık dalgalarını kapsayacak biçimde genelleştirerek, bir yıldızın ışığının Yer’den uzaklaştığında tayfın kırmızı bölgesine, Yer’e yaklaştığında ise mora doğru kaydığım saptaması, evrenin genişlemesi kuramına temel oldu.

Yaşamı boyunca hiçbir öğretim görevi almayan ve fiziğin kuramsal yönüyle hiç ilgilenmeyen Fizeau’ nun tasarladığı deney yöntemleri, görelilik kuramının en sağlam kanıtlarından biri olan Michelson-Morley deneyine varıncaya dek pek çok fizikçiye esin kaynağı olmuştur.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net