Filozof.net

Mimari Nedir, İslamda, Osmanlıda, Hakkında Bilgi

Mi'mârî kelimesi "uzun ömürlü olmak, Ömrünü uzatmak; (bir ev) meskûn ve ba­yındır olmak, (evi) meskûn ve bayındır ha­le getirmek" anlamlarındaki amr (umr) masdarından türetilmiştir. Aynı kökten gelen ma'mûr, imâre ve umrân da Arap­ça'da genellikle harâb kelimesinin karşıtı olarak kullanılmakta ve bayındır olma ya da bayındır kılmayı ifade etmektedir. Ay­rıca "mesken ve bina" mânası da taşıyan bu kelimeler söz konusu yapıların oturulabilir, kalıcı ve bayındır niteliklerini be­lirtmektedir. Ümran, özellikle şehirli me­deniyetleri göstermek üzere "temeddün" ile aynı anlamda kullanılır. Kur'an'da yı­kılmış uygarlıkların, ülkeleri geçmişte na­sıl bayındır hale getirdiğini hatırlatan [Rûm 30/9] Allah'ın mescidlerini yalnızca gerçek müminlerin mâmur kılacağını be­yan eden [Tevbe 9/18] Mescid-i Harâm'ı onarım görevine değinen [Tevbe 9/19] ve "bayındır ev"e [el-beytü'l-ma:mûr] bir yeminle işaret eden [Tûr 52/4] âyetle­rin hepsi mimari teriminin kök anlamıyla ilgili bağlamlara sahiptir. Nisbeten geç dönemlerde ortaya çıkan mimari kelimesi klasik Arapça sözlüklerde yer almayıp da­ha ziyade Osmanlı Türkçesi'nde kullanıl­mıştır. Konu hakkındaki bir Osmanlı kla­siğinde mimarlık kelimesine yer verilmek­te, Arapça'da mi'mârın "mâmur edici" anlamına geldiği, Eski Türkçe'de (kadîmi Türkî) bu kelimenin artık pek kullanılma­yan karşılığının "şenledici" olduğu belir­tilmektedir. Modern Arapça'da mimari "fennü'l-imâre, hendesetü'l-imâre" gibi terkiplerle karşılanmakla birlikte "el-fen-nü'l-mi'mârî" ile de ifade edilmektedir. Mimarinin modern İngilizce ve Fransızca'-daki karşılığı arehiteeture [Alm. arehitektur] şeklindedir. Latince'dekiarehitektu-radan modern Batı dillerine geçmiş ol­makla birlikte kelimenin aslı Grekçe olup "baş, başlangıç, ilke" mânasına gelen arkhe ile "bina inşa etmek" anlamındaki tekhtain masdarının birleşiminden oluş­muştur.

Klasik dönem müslümanlarının ilimler tasnifine dair yazdığı kitaplarda mimari adlı bir ilim dalından söz edilmemekte. ancak geometri [ilmü11 -hendese] bağlamın­da mimarlığı tanımlayan bir alt disipline yer verilmektedir. Taşköprizâde, "ilmü uküdi'l-ebniye" adını verdiği bu disiplinin konusunu binaların tasarımı, yapı tekni­ğinin esasları ve nitelikli inşaat yöntemleri şeklinde belirlemektedir. Müellife göre bu ilim şehirlerin ve meskenlerin bayındır kılınmasında büyük yararlar sağlamak­tadır. Risâle-î Mi'mâriyye'de de eserin aslında geo­metriye dair olduğu ifade edilmekte ve geometriyle mimari arasındaki ilişki vur­gulanmaktadır.

Teknik anlamıyla mimari, medenî ya­hut şehirli bir toplumun pratik ihtiyaçla­rını karşılamanın yanı sıra kendini ifade etmek üzere gerçekleştirdiği yapım tek­niği ve sanatıdır. Bu açıdan mimari yapı­lar, yalnızca barınmayla ilgili zorunlu ih­tiyaçların karşılanmasına yönelik olmayıp medenî kurumların hangi yönde gelişti­ğini yansıtan birer sembol olarak da an­lam taşımaktadır. Mimari eserlere genel­likle tipleri [sivil mimari, dinî mimari, res­mî mimari vb] teknikleri [ahşap, taş, tuğ­la gibi kullanılan malzeme ve kemer, kub­be, kiriş vb. yapım teknikleri] ve ifade bi-Çimleri [çevre, mekân, ışık, süsleme, sem­bol vb] açısından yaklaşılmaktadır.