Filozof.net

Minber Nedir, Anlamı, Mimarisi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Minber. Camilerde cuma ve bayram namazlarında hatibin üzerine çıkarak hutbe okuduğu basamaklı mimarî unsur.

Sözlükte "yükselme; yükseltme" anlam­larındaki nebr kökünden türeyen minber kelimesi "kademe kademe yükselerek çı­kılan yer" demektir. Genelde camilerde hatibin hutbe okurken daha iyi görülmek ve sesini daha iyi duyurmak üzere çıktığı basamaklı mimari unsuru, bazan da kür­sü, koltuk, taht vb.ni ifade eder. Hassan b. Sâbit'in müşrikleri hicvetmesi için Mescid-i Nebevî'de geçici olarak kurulan kür­süye minber deniliyordu. Hz. Peygamber, cennet ehlinin oturacağı nurdan ve altın ile gümüşten yapılıp inci ve kıymetli taşlarla süslenmiş minberler­den söz eder ki kelime burada "taht" ve­ya "koltuk" anlamındadır. Rivayete gö­re ilk defa minber kullanan kişi Hz. İb­rahim'dir. Eski Ahid'de Ezra'nın, Musa'nın şe­riat kitabını bu iş için yapılan ahşap bir minberin üzerinde okuduğu kaydedil­mektedir. Günümüz si­nagoglarında bulunan kürsülere Grekçe bemadan gelen bimah ve el-minberden almemar adları verilmektedir.

Önceleri bir hurma kütüğüne yaslana­rak konuşan Hz. Peygamber için hicretin 7 (628) veya 8. yılında ılgın ağacından iki basamak ve bir oturma yerinden (mak'ad) ibaret bir minber yapılmıştı. Yaklaşık 1 m. yüksekliğindeki bu minberin oturma ye­rinin Ön taraf köşelerinde muhtemelen uçları topuzlu iki dikme bulunuyordu min­ber sade bir işçiliğe sahipti. Hz. Ebû Bekir halife olunca Resûl-i Ekrem'e hürmeten minberin ikin­ci basamağına, Hz. Ömer birinci basama­ğına, Hz. Osman ise altı yıl birinci basa­mağına ve ardından mak'adına oturmuş­tur. Resûlullah'ın min­beri asası ile birlikte "ûdân" adıyla anılır: Ferezdak bir beytinde bunu kastederek mülkün kendisine iki ûd ve bir hâtem (mühür) miras kalan kişiye ait olduğunu söyler. Nite­kim daha önce Muâviye b. Ebû Süfyân da minberi hâkimiyetini güçlendirmek amacıyla Şam'a taşımak istediğinde, Me­dine Valisi Mervân b. Hakem'e bir mek­tup yazmıştı. Ancak marangoz minberi sökmeye başlayınca güneş tutulmuş ve gündüz vakti yıldızlar görünmüştü. Bun­dan korkuya kapılan Mervân, Muâviye'-nin halka sesini daha iyi duyurmak için kendisinden minberin yükseltilmesini is­tediğini söyleyerek ona altı basamak da­ha ilâve ettirmişti. Abbasî Halifesi Mehdî-Billâh, 161'-de (778) ifa ettiği hac sırasında minberi tekrar eski haline getirmek istemişse de İmam Mâlik onun tamamen dağılması endişesiyle bunu uygun görmemiş ve ha­life de kararından vazgeçmiştir. 654 (1256) yılındaki yangına ka­dar yerinde kalan ve bu tarihte yanması Abbasî Devleti'nin zevaline işaret sayılan Hz. Peygamber'in minberi, mescidin dev­let yönetiminin merkezi olduğu ilk donemlerde hutbe iradından öte birtakım fonksiyonlar üstlenmişti. Halifeler bu minber üzerinde biat alıyor, kadılar da özellikle liân gibi bazı davalara, yemin veya şahitlik edecek kişilerin ondan etki­lenerek yalan söylemekten çekinecekleri düşüncesiyle bu minberin önünde bakı­yorlardı. Mescid-i Nebevî'ye yangından iki yıl kadar sonra Yemen Resûlî Hükümdarı el-Melikü'l-Muzaffer, ondan on yıl sonra Memlûk Sultanı I. Baybars, 797'de (1394-95) Berkukve 820"de (1417) el-Melikü'l-Müeyyed Şeyh el-Mahmûdî tarafından gönderilen minberler konulmuştur. Halen mevcut olan minber Osmanlı Sultanı III. Murad'ın ar­mağanıdır.