1909'da II. Abdülhamid'in tahttan in­dirilmesi üzerine İttihat ve Terakki Parti-si'nin üyesi olan Halil Hammâde Paşa Evkâf-ı Hümâyun Nezâreti'nin başına geçti, buranın başmimarlığına getirilen Kemâ­leddin Bey de yeni kurulan İnşaat ve Ta­mirat Müdürlüğü'ne tayin edildi. Bu dö­nemde bazı külliyelerin yanı sıra birçok cami ve mescidin onarımını gerçekleştir­di. 22 Mart 1910 tarihinde Rusya tarafın­dan kendisine ikinci rütbeden Saint llya-tislas nişanı verildi. Aynı yılın sonlarında Evkaf Nâzırlığı'na getirilen Ürgüplü Hayri Efendi zamanında Kemâleddin Bey, İnşa­at ve Tamirat Hey'et-i Fenniyyesi kadro­larını genişleterek büyük bir mimarlık ve inşaat bürosu olacak şekilde çalışmasını sağladı. Bu kurum millî mimarlık anlayı­şını uygulayacak olan birçok mimar, mü­hendis ve yapı ustasının yetişmesine ve­sile oldu. Evkaf Nezâreti'nin yaptırmayı planladığı vakıf hanları, cami ve mescid-lerle mekteplerin projelerini 1910-1911 yılları arasında hazırlayan Kemâleddin Bey'in bu projelerinin ancak bir kısmı ger­çekleştirilebilmiştir. Aynı dönemde Sanâ-yi-İ Nefise Mektebi'ndeki derslerine son verilmekle birlikte Mühendis Mektebi'n­de fenn-i mi'mârî derslerini vermeye başladı. 1919'da işgal yıllarının Evkaf Nâzın Vasfi Hoca tarafından buradaki görevine son verilince özel bir büro açarak çalışma­larını yürüttü.

1922'de Kudüs müftüsü başkanlığın­daki Filistin Meclis-i Âlî-i Şer'î-i İslâmiy-ye'den gelen davetle Kudüs'e giden Kemâleddin Bey burada Mescid-i Aksa ile Kubbetü's-sahre'nin tamiratını üstlendi. 1923 yılında kısa bir süre için İstanbul'a geldi ve Çamlıca Kız Lisesi öğretmenlerin­den Sabiha Hanım ile ikinci evliliğini yap­tı. Aynı yılın Temmuz ayında Evkaf Nezâ-reti'ndeki görevine tekrar tayin edildiyse de Kudüs'teki çalışmalarını bitiremediği için bu göreve başlayamadı. 1925'te Mes­cid-i Aksâ'nın tamiratında gösterdiği ba­şarıdan dolayı İngiliz Kraliyet Mimarlar Akademisi'ne (R1BA) şeref üyesi olarak se­çildi. 1925 Ağustosunda yurda dönerek ekim ayında Ankara'da Evkaf Müdüriy-yet-i Umûmiyyesi İnşaat ve Tamirat mü­dürlüğüne tayin edildi. 1926'da Maarif Vekâleti'nce kurulan Sanâyi-i Neffse En­cümeni başkanlığına getirildi, bu arada aynı yıl Kudüs'e giderek buradaki tami­ratları denetledi.

Ankara'da önemli birçok esere imza atan Kemâleddin Bey. 13 Temmuz 1927 tarihinde Ankara Palas'ın şantiyesinde yer alan evinde geçirdiği beyin kanama­sı sonucu öldü. Cenazesi 16 Temmuz 1927'de İstanbul'a getirilerek ertesi gü­nü Üsküdar KaracaahmetMezarlığı'nda Nuhkuyusu yakınlarına gömüldü. Meza­rının yapımı uzun yıllar hizmet verdiği Va­kıflar tarafından ihmal edilmiş, yol açımı sırasında bir ara mezarının kaybolduğu zannedilmiş, fakat daha sonra Fazıl Aya-noğlu tarafından Beyazıt Camii hazîresine taşındığı anlaşılmıştır. Halen burada yer alan kabri taşsız ve kitâbesiz olarak durmaktadır.

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net