Filozof.net

Anasayfa

Ali Kemal Kimdir Hayatı, Linç Edilmesi

Ali Kemal. Asıl adı Ali Rıza'dır. Gazeteci, yazar, eğitimci ve siyaset adamı (1869 İstanbul - 18 Kasım 1922 İzmit). Gazeteciliğinin yanı sıra çeviriler yapan Ali Kemal, tarih ve edebiyat alanlarında da çalışmıştır.

İstanbul'da Mülkiye Mektebi'nde iken arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı 'Gülşen' adlı dergiye yazdığı yazılara Ali Kemal imzasıyla kullandığı için bu adla tanındı. Ali Kemal, 1886'da dört yıllık okulunun son yılında buradan ayrılarak Fransızcasını ilerletmek amacıyle Paris'e gitti. Ali Kemal ertesi yıl Fransa'dan Cenevre'ye geçti ve İstanbul'a döndü.

Yeniden Mülkiye Mektebi'ne devam etti, ancak bu kez de sonuca varamadı ve okulun son sınıfına geldiği 1889'da siyasi faaliyetleri yüzünden Halep'e sürgün edildi. Orada kaldığı yıllarda Halep İdadisi'nde Fransızca ve edebiyat hocalığı yaptı.

Ali Kemal, 1894 yılında Halep'ten, Jön Türkler'in bir tür karargâhı olan Paris'e gitti. Ancak kendi kendiyle çelişkiye düşerek, katılmak istediği Jön Türkler'in II. Abdülhamid ile arasını bulmağa kalkıştı. İstanbul'daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan yazılar, bazen de çeviriler gönderiyordu. Jön Türkler'le ilgili çalışmaları, Abdülhamid tarafından affedilmek ve Brüksel Elçiliği'nde ikinci kâtipliğe atanmakla neticelendi.

1896'da İttihatçılardan çekindiği için İstanbul'a dönemeyen Ali Kemal, Mısır'a giderek Ahmet Celâleddin ve Mahmut Muhtar paşaların çiftliklerinde kâhyalık yaptı. İstanbul'a, II.Meşrutiyetin ilânından birkaç gün önce döndü. Hürriyet ve İtilaf Fırkasına üye oldu, İkdam gazetesinde İttihat ve Terakki'cilere karşı ağır yazılar yazmağa başladı. Diğer taraftan da Edebiyat Fakültesi'nde siyasî tarih dersleri veriyordu.

Dönemin siyasi cinayetlerinden Gazeteci Hasan Fehmi'nin öldürülmesi üzerine can düşmanı saydığı İttihat ve Terakki'cileri şiddetle eleştirerek, onları Hasan Fehmi'nin katilleri olarak göstererek suçladı. Bu çabasını yazılarıyle olduğu kadar  derslerinde de sözlü olarak sürdürüyordu. Bunun sonucunda Mülkiye hocalarından, İttihat'çı olarak bilinen maliyeci Cavit Bey ile Anayasa hocası Babanzade İsmail Hakkı Bey istifa ettiler. Olay, hem Ali Kemal'i, hem de istifa eden hocaları tutan ve seven talebeler arasında huzursuzluk çıktı, okul müdürü öğrencilerin baskısı karşısında azledildi. Ali Kemal'in tahrikleri 31 Mart (1908) olayıyle doruğa çıktı. Olayı bastırmak üzere gönderilen Hareket Ordusu İstanbul'a gireceği sırada Ali Kemal Paris'e kaçtı. Bu dönemde Mülkiye'deki hocalığına son verilmişti.

Tekrar Türkiyeye döndüğünde Damat Ferit Paşa Hükümeti iş başındaydı. Hürriyet ve İtilaf Fırkası yavaş yavaş ön plana geçmeye başlamıştı. Ortam her bakımdan Ali Kemal için elverişliydi. II. Meşrutiyetin getirdiği özgürlüklerden yararlanarak saldıracağı çok sayıda düşman vardı. Hürriyet ve İtilaf Fırkasına giren Ali Kemal, bu amaçla Peyam Gazetesi'ni çıkarmaya başladı (1913). Mülkiyedeki hocalığa da geri verilmişti. Siyasi mücadelesini ve İttihat ve Terakki'cilere karşı ağır yazılar yazdığı İkdam gazetesinde de sürdürüyordu. Ali Kemal I. Dünya Savaşının başladığı sıralarda gazetesini kapatmak zorunda kaldı. Babıali Baskını'ndan sonra tutuklandı. Serbest bırakılınca Viyana'ya gitti. Savaş bitmeden Türkiyeye döndü, fakat herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadı. Bu tutumu İttihat ve Terakki liderlerinin Türkiyeden kaçışına kadar sürdü (1918). Enver, Talât ve Cemal paşaların Türkiye'den ayrılması üzerine Ali Kemal, Mihran Efendi'nin Sabah gazetesinde eski suçlama yazılarına yeniden başladı. İttihatçılara durmadan veryansın ediyordu.Bu arada Damat Ferit Hükümetinde Maarif Vekilliğine getirildi. Daha sonra Kabinede yer değiştirerek Dahiliye Nezaretine geçti. Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra kurulan Wilson Prensipleri Cemiyeti kurucuları arasında yer aldı.

Milli Mücadeleye Bakışı

Türk Milli Kurtuluş Savaşı'nın başlamasından sonra Ali Kemal, Atatürk'e ve onun amaçlarına karşı çıktı. İstanbul Hükümeti'nin İçişleri bakanı olduğu için sadece fikri açıdan Atatürk'e karşı çıkmakla kalmayıp, onu tutuklatmak için birçok tertip hazırladı ve ilgililere bu yönde emirler verdi.

Milli Mücadele'nin başarısına rağmen tutumunu değiştirmedi. Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sona ermesine bile sevinemedi.

Türkün bayramı

Yunan gibi mat'un, merdud hususa ezeli bir hasmın böyle ciğerinden mağlûbiyeti alelıtlak her Türkü hattâ her müslümanı diyebiliriz sevindirdi. Çünkü Yunanlılar Anadolu'ya bu hainane tecavüzü, Türk topraklarına o ihanetkâr istilâyı Türklüğe ve müslümanlığa karşı ırkî ve dinî bir husumet şekline soktular, ehli sahibin kurunuvusta maceralarını bu asr-ı temeddün ve terakkide ihya etmeğe kalkıştılar, her girdikleri yerde anasırı millîmizi imha için ne lazımsa yaptılar..

.... Eskişehir'den izmir'e kadar o muazzez Türk topraklarından Yunanı sürmek, çıkarmak, hattâ denize dökmek Kuvayı Mliliye için en büyük bir vazife, âdeta bir farîza-l mukaddese İdi, biz dalma feryatlarımızla bu farizanın ifasını talep ediyorduk. Şimdi o muradımız hasıl oldu, seviniriz, fakat bu sevinç bizi ne içtihadı siyasimizden vaz geçirir, ne de devlet ve milletçe vaziyet-i siyasiyemizin senelerden beri muttasıl irtikâp edilen hataların tevalisinden tahzır eden vehametini düşünmekten feragat ettirir, ... Nezih ve samimi bir muhalefetin takib ettiği en birinci gaye bu mülk ü milletin necatıdır, huzurudur, refahıdır, o gayeyi istihsal edenlere karşı muhaliflik kalmaz, lâkin öyle olmadan. İttihat ve Terakkl'nin Harb-i umumi esnasında bir iki kere daha küçük bir mikyasta yaptığı gibi Türkün muhtelif muarekelerde peyderpey tecelli eyleyen şahametini vesile ederek muhalefete bermutad buğzeylemek, fazla söylemek istemeyiz zorbaca bir harekettir.
Ali Kemal, Peyam-ı Sabah, 9 Eylül


Ali Kemal'in Milli Mücadele'ye karşı düşmanlığı 18 Kasım 1922 günü, akşam saatlerinde Serkldoryan Kulübü'nde tıraş olurken M.M. Grubu'na bağlı birkaç kişi İstiklâl Mahkemesi önüne çıkarılmak üzere kendisini Ankara'ya götüreceklerini bildirerek tutuklandı.

Linç Edilmesi

Ali Kemal İzmit'te bölge kumandanı Nurettin Paşa'ya teslim edildi. Ali Kemal Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargâhı önünde bekleşen bir halk topluluğu tarafından linç edildi. Çıplak vücudu ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırıldı. Cesedi, Lozan Konferansı'na giderken trenle İzmit'ten geçecek olan İsmet Paşa görsün diye istasyonda bir sehpaya asıldı. İzmit’te defnedilen Ali Kemal'in mezarı, başına bir mezartaşı veya herhangi bir işaret konulmaması sebebiyle zamanla ortadan kayboldu; uzun araştırmalar sonunda 1950'lerde yeri tespit edilebildi.

Eserleri (başlıca)

Sorbonne Dârül fünunu'nda Edebiyatı Hakikiye Dersleri (İkdam'ın Paris muharriri takma adıyla,1898),İki Hemşire, (1899),Paris Musahabeleri (Paris sohbetleri, 1899) (Halep'te yayımladığı bu eserinde Paris'teki edebiyat çevrelerini anlatır),Mesele-i Şarkiye, Medhal, (Doğu meselesi, giriş, 1910), Yıldız Hatıratı Elimesi, (Acıklı Yıldız hatıraları, 1910),  Cevabımız, (1911),Bir Safha-i Şebab (Bir gençlik safhası, 1913) (hikâye),  Bir Safha-ı Tarih (Bir tarih safhası, 1913),  Çölde Bir Sergüzeşt (1913),  Fetret (Çöküntü) (makaleler, 1913),Ricat-i İhtilâl, (İhtilal Önderleri, Conderaet. Saint Just, Danton, Robespierre, 1913),  Ömrüm (Aralık-Haziran Peyam-ı Edebide yayımladı 1914),İlmi Ahlâk (Ahlâk bilimi) (ilkokul ders kitabı, 1914),Müverrih mi, (Şair mi? 1917),Tarih-i Siyasi (Siyasal tarih, 1918).