Filozof.net

Anasayfa

II. Osman (Genç) Hayatı, Dönemi, Öldürülmesi

II. Osman. 16. Osmanlı padişahı, 81. İslam halifesi. 3 Kasım 1604’te İstanbul’da doğdu, 20 Mayıs 1622’de aynı kentte öldü. I.Ahmed’in oğludur. Yeniçeri Ocağı ve devlet kurumlarında reform yapma girişiminde bulunmuştur. Babasından sonra tahta çıkan amcası I.Mustafa’nın akli dengesizliği nedeniyle devlet yönetiminde I.Ahmed’in eşlerinden Kösem Sultan’ın etkinliği artmıştı.

II.Osman, ileri gelen devlet adamlarının girişimiyle 26 Şubat 1618’de tahta çıkarıldı. Yaşının küçüklüğü nedeniyle büyük ölçüde annesi Mahfıruze Sultan ile başhocası Ömer Efendi’nin etkisindeydi. 1618 baharından beri İran seferinde bulunan sadrazam Halil Paşa 26 Eylül 1618’de Nasuh Paşa Antiaşması’nı. esas alan yeni bir antlaşmayla İran sorununu çözümledi.

Bu arada Lehistan (Polonya) ile Kırım Hanlığı’nın anlaşmaya aykırı olarak yaptıkları karşılıklı saldırılarla sınırdaki gerginlik büyüyordu. Lehliler’le işbirliği yaptığı için azledilen Boğdan Voyvodası Gaspar Gratiani de Lehistan kuvvetleriyle birleşerek ayaklandı. Bunun üzerine harekete geçen Ozi Beylerbeyi İskender Paşa, 7 Ekim 1620’de Lehistan ordusunu Yaş yakınında yendi. Lehistan’ı yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlama emelinde olan II.Osman, İskender Paşa’nın zaferi üzerine çevresinin muhalefetine karşın Lehistan’a sefer düzenlemeye karar verdi. Sefer öncesinde kardeşi şehzade Mehmed’i öldürtmesi tepkilere yol açtı. 29 Nisan 1621 ’de Lehistan seferine çıktı. Erdel Prensi Bethlen Gabor’un, Avusturya imparatorunun Lehistan’a yardım için gönderdiği orduyu yenerek sağladığı uygun koşullar altında Kırım ve Eflâk ordularıyla da desteklenen Osmanlı ordusu 2 Eylül’de Hotin önlerine geldi. Ardı ardına yapılan altı saldırıdan kesin bir sonuç alınamadı. Bunda askerin disiplinsizliği kadar padişahın bahşiş dağıtmakta eli sıkı davranması da etkili oldu. Sonuçta Lehliler’in isteği üzerine 5 Ekim 1621’de barış yapılarak Hotin Kalesi, Boğdan’a geri verildi, yeni sınır düzenlemelerine gidildi.

Başarısız Lehistan seferi dönüşünde devlet kuramlarında ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nda yeni düzenlemeler yapma gereğine iyice inanan II.Osman, bu amaçla Anadolu, Suriye ve Mısır’dan yeni bir ordunun kuruluşu için asker toplanması, Cezayir ve Tunus beylerbeyinin donanmalarını Lübnan kıyılarında toplayarak Donanma-yı Hümayun’un eksiklerinin giderilip onlarla birleşmesi için gizli fermanlar yolladı

Bu arada bahşiş ve maaşlarda kısıntı yapması, Yeniçeriler’i denetlemesi, sert cezalar uygulaması, şeyhülislamın yetkilerini kısması, Yeniçeriler’i tasfiye için geçici olarak başkenti Bursa’ya taşımak istemesi ve aynı amaçla hacca gitmeye karar vermesi Yeniçeriler ve ulema arasında tedirginlik yarattı. Hacca' gitme bahanesiyle Suriye’ye geçerek, kurduğu yeni ordunun başında geri döneceğine ve Yeniçeri Ocağı’ nı ortadan kaldıracağına inanan Yeniçeriler, padişah tuğlarının Üsküdar’a dikilmesi üzerine 18 Mayıs 1622’de ayaklanarak padişahın hacca gitmekten vazgeçmesini ve onu bu işe yöneltenlerin kendilerine teslimini istediler. II.Osman, hac kararından döndü ancak adamlarını teslim etmedi. Ertesi gün yanlarına ulemayı da katan Yeniçeriler, Kösem Sultan ve damadı Kara Davud Paşa’nın kışkırtmasıyla I.Mustafa’nın padişahlığını istediler. II.Osman’ın bundan sonra verdiği ödünler durumu değiştirmedi. I.Mustafa yeniden padişah, Davud Paşa da sadrazam ilan edildi.

Öldürülmesi

Orta Câmide Genç Osman’ın muhâfazasına Haseki Sarı Mehmed Ağa atandı. Yeniçeriler, II. Osman’ın hayâtına dokunulmayarak kafes hayâtı yaşamasını istiyorlardı. Nitekim, yeni Sadrâzam Dâvûd Paşa onu öldürtmek için cebeci başına emir verince, yeniçeri ağaları mâni oldular. Osman Han hayâtına kasd eden Dâvûd Paşaya; “Behey zâlim, ben sana neyledim? İki defâ mûcib-i katl cürmünü affedip öldürmedim, mansıb verdim, bana gadrin nedir?” diye bağırdı. Buna rağmen, Dâvûd Paşa, cumâdan sonra en güvendiği adamları olan cebecibaşı ile kalender uğrusu denen zâbite, Sultan Osman’ı Yedikule’ye götürerek boğmalarını emretti. Eski sultanın Yedikule’ye götürülüşünü seyretmek üzere yollara biriken halk, o târihe kadar görülmemiş kalabalığı teşkil ediyordu.

Yedikule’ye gelindiği zaman vakit akşama yaklaşıyordu. Dâvûd Paşanın emriyle oraya kadar gelen binlerce asker dağıldı. Daha sonra Dâvûd Paşa, cebecibaşına ve kalender uğrusuna dönerek; “Yanınıza sekiz cellâd alıp, Osman’ın işini bitirin. Yarına kalmasın.” dedi.

II. Osman, günlerden beri aç, uykusuz ve perişân durumda olduğu hâlde kendisini son nefesine dek savunmaya karar vermişti. On cellâdın ilk hücûmu netîce vermedi. Bire on olmalarına rağmen, cellâtlar, silâhsız pâdişâhla mücâdele edemeyeceklerini anladılar. Kementten başka silâh da kullanmak istemiyorlardı. Çünkü hânedândan olanın kanı akıtılamazdı. Buna rağmen, dışarıdan balta alan cellatlara genç sultan, büyük bir ustalıkla karşı koydu. Fakat arkasından gelen bir cellat, baltası ile omuzuna vurarak fenâ şekilde yaraladı. Bu durumu fırsat bilen cebecibaşı kemendi  II.Osman boynuna geçirdi ve yere düşürdü. Diğer câniler de üzerine yüklenerek genç pâdişâhı şehit ettiler (20 Mayıs 1622).

II.Osman'ın cenâzesi o gece Topkapı Sarayına götürüldü. Ertesi gün yapılacak cenâze törenine hazırlandı. Öğle namazından sonra kılınan cenâze namazını müteâkip Sultanahmed Camiinde babasının türbesine defnedildi.

II.Osman’ın öldürülmesi, Anadolu’da bâzı isyânların çıkmasına sebep oldu. Millet, pâdişâhın öldürülmesini hiçbir zaman hazmedemedi ve onun kâtillerini nefretle andı.

II.Osman, fevkalâde iyi bir binici, silâh ve harp âletlerini kullanmakta pek mâhirdi. Şecâat ve binicilikte akranı pek az olup, şirin çehreli ve güzel tavırlıydı. Gençliğinin en parlak günlerinde tahta çıkıp, tecrübeli, akıllı ve sâdık bir yardımcıya mâlik olmayışı, kendisine bu hâzin sonu hazırlamıştı. Yazmış olduğu şu beyt onun ıslâhat ve düşünceleri ile muhâliflerinin durumunu çok güzel ifâde etmektedir.
Niyyetim hidmet idi saltanat ü devletime
Çalışır hâsid ü bedhâh ecel nekbetime

II.Osman dînî ve fennî ilimlerde âlimdi. Fârisi mahlasıyla yazdığı şiirlerinin toplandığı Dîvân’ı vardır.