Filozof.net

Anasayfa

Hürrem Sultan Kimdir, Hayatı, Ölümü, Tarihsel Belgelerle

Hürrem Sultan. Hürrem-Şah Hatun, Haseki Hürrem Sul­tan; 1504?—Nisan 1558 - İstanbul). (Kanuni) Sultan I. Süleyman'in gözde zevcesi.

Kökeni, İsmi ve Saraya Girişi

Avrupalı tarihçilerce Roxelane nâmı ile bilindiği gibi, yine batı eserlerinde Rossa, Roza, Rosanne ve Ruziae adları ile de tanınmıştır. Bu şekilde adlandırılmasına, aslının Rus olması, çağdaş Venedik balyosları, Avusturya elçileri ve İtalyan sey­yahları tarafından la Rossa (Rus) diye ta­nıtılması sebep olarak gösterilmektedir. Bu konuda ilk bilgi verenlerden Pietro Bragadino, 1526'da, onun Rus olduğunu bildirdiği gibi, 1534'te diğer bir Venedik elçisi de (Daniello Ludoviei) şehzadelerin annesinin Rus aslından gel­diğini kaydetmiştir. Ona, devrin rönesans kültürlü yazarları, Rus kadını mânâsına gelen ve belki de eskiden Rusya'da yaşıyan bu isimdeki kabileye telmih kasdı île Roxelane demişlerdi. Bununla beraber onun Leh, İtalyan ve Roxelane nâ­mı altında, Fransız olduğu hakkında da çeşitli rivayetler vardır. Bu söylentilerden birine göre, Hürrem Sultan, Galiçya'da Lipa nehri üzerindeki Robatyn (Rogatino) kasabasındandır ve fakir bir papazın kızıdır. Her hâlde o (Yavuz) I.Selim devrinde, Kırım Türklerinin Dinyester nehri boyunda veya Ukrayna ve Galiçya'ya kadar uzanarak, yaptıkları bir akın esnasında, esir alınmış ve bu suretle Osmanlı'nın Topkapı Sarayı'na girmişti. Saraydaki ilk hayatı meçhul olan bu cariyeye, belki de dâima şen ve mütebessim olmasından dolayı, Hürrem (veya tarihçi Âlî'nin tesbit ettiği gibi,) Hürrem Şah adı verildi. İslâm-Türk terbiyesi gördü ve sonra da, cazibesi ve zekâsı sayesinde, Sultan Süleyman'ın gözdesi oldu. Bragadino, onu "genç, güzel değil, fakat şirin," diye vasıflandırmıştır.

Nikah ve Gözdelerin Çekişmesi

Pâdişâhın birinci gözdesi ve Mustafa'nın annesi—Gül­bahar Sultan idi. Venedik balyosları onun ile Hürrem Sultan arasında şiddetli bir rekabetin varolduğunu bildirmekte ve bâzı mücâdele sahneleri tasvir etmektedirler ki, bunun saray çevresinden dışa yansımış abartılı dedikodular olması çok mümkündür. Ezcümle Zinkeisen'in çok iyi bilgi aldığını kaydet­tiği Venedik elçisi Navagero'dan naklen bil­dirdiğine göre, Hürrem Sultan bir gün, rakibi Gülbahar Sultan tarafından, ağır bîr hakarete ve tecâvüze uğramış; I. Süleyman bu olayı bildiği ve kısmen şâhid olduktan sonra, Gülbahar Sultan'ı oğlunun sancak beyi olarak bulunduğu Manisa'ya göndermiş ve Hürrem Sultan'ı da, belki onun arzu ve ısrarı üzerine ve o zamana dek varolan usüle aykırı olarak, nikâh etmişti. Batı kaynaklarının bu olay üzerinde ısrarları ve Alî'nin "Taht-ı nikâh-ı pâdişâhide" demesi, meseleye hakikaten bir özellik vermektedir. Busbeeq, buna ilâveten, Hürrem Sultan'ın büyü yapmak suretiyle sarayda mevkiini sağlamlaştırdığı ve pâdişâhın kalbini ve mutlak sevgisini bu şekilde kazandığını da bildirmektedir. Bu büyü ve iki göz­de arasındaki dövüş rivayeti bir tarafa bırakıla­cak olursa, Hürrem Sultan'ın, padişahın, ilk saltanat yıllarından itibaren, tüm sevgi ve aşkını kendi üzerine toplaması, sakin, müte­vazı bir tabiatta bulunması ve pâdişâhın ka­rakterini iyi bir şekilde tanıyarak, buna göre hareket etmesiyle, zevcinin üzerinde mutlak bir hâkimiyet ve nüfuz kurmayı başardığı muhakkaktır.

Konu Hakkında Bilgini Paylaş & Yorum Ekle


Güvenlik kodu
Yenile